Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Türkçe'siz Türkiye
Mesaj: #1
Güzel Türkçemize sahip çıkmaya, birbirimizi uyarmaya, evde, ailemizle,
akrabalarımızla, iş arkadaşlarımızla inatla bize kullandırılmaya çalışılan,
dilimize eklenen ve veya eklenmeye çalışılan kelimelere dikkat edelim. Bu
konudaki bir yazıya dikkatlerinize sunuyorum.

Türkçe'siz Türkiye

Unuttuk, unutuyoruz, unutturmaya çalışıyorlar. Dilimiz, içinde Türkçe
kelimelerin de bulunduğu melez bir dil haline geliyor. Farkında mısınız?..
Artık, şehirlerin değil köylerin girişine bile "wellcome" yazılır oldu.
Çıkışta da "Goodbye" uğurlamasıyla karşılaşıyoruz. Sunucuya "spiker",
gösteri adamına "show men", radyo sunucusuna da "disk jokey" adını
veriyoruz. Onlar da halkın karşısına çıkıp, Türkçe katliamına yardımcı
oluyorlar: Özlem ve hasret yerine "nostalji"den bahsediyorlar. Şekil ve
biçimin adına "format" diyorlar. Sanatçılarımızı "yıldız" yerine "star" diye
sunuyorlar. Meslek pirlerini halkın karşısına "duayen" anonsu ile davet
ediyorlar. Büyük kelimesini unutmuş "mega" diyorlar. Küçük yerine "mikro"yu
kullanmayı tercih ediyorlar. Muhafız ya da bekçi dememek için "bodyguard"
kelimesini bulmuşlar. Genellikle de "medya plaza"lardan yayın yapıyorlar!

***

Artık itibar kalmadı "prestij" var. Yol üstü lokantalar yok olup gitti.
Onların yerine "fast food"lar geldi. Aileler, hafta sonları mesire ya da kır
gezintisine gitmiyorlar. Mangal yakıp, "picnic" yapıyorlar. Herkes,
buzlanmayan değil, "no frost" dolap peşinde koşuyor. Bizim iş hanlarımızın
yerine "plaza"lar yükseliyor. Dağ başında kurulu, tek bir turistin
uğramadağı mekanlarda çıkış yerine "exit" tabelaları göze çarpıyor. Türkiye,
Türkçe'siz de idare ediyor!

***

Dükkânın adı "store" oldu. Bakkal yerine "market"e gidiyoruz.
Alışverişlerimizde de torba değil "poşet" kullanıyoruz.
Yorulduğumuzda "cafe"lerde oturuyoruz. Yemek yemek için "fast food"lara
uğruyoruz. Yemek çeşitlerine bakmak için "mönü"yü istiyoruz. Ardından
elimizi cebimize atıp, "adisyon"u ödüyoruz. Arabamızla eve dönerken de "hava
yastığına" değil, "air-bag"e bakıp, kendimizi güvende hissediyoruz.

***

Modaya uyacağız ya... İki katlı evimize "dubleks" demek zorundayız. Üç
kattan bahsederken anlaşılamayacağımızı düşünüyor olmalıyız ki, "tripleks"
kelimesini kullanıyoruz. Merkezlerde değil "center"larda
geziyoruz. "Son"landırmıyor, "final" yapıyoruz. Artık, sevimliye "sempatik",
sevimsize de "antipatik" diyoruz. Böyle davrandığımızda da itibar ya da
saygınlığımızın, "pardon prestijimizin" artacağını düşünüyoruz.

***

Türkçe ile yabancı kelimeler birbirine girmiş durumda. Hangisi Türkçe,
hangisi yabancı ya da uydurukça belli değil. "Ef onaltı" diyoruz. Oysa,
Türkçe'de "ef" diye okunan bir harf yok. "F" harfi var. Olsun, ne fark eder!
İngilizce "ef" deyip, arkasına da "onaltı" kelimesini ekliyoruz. İngilizce-
Türkçe karışımı bir uçak markası imal ediyoruz. Allahtan "Ef sixteen"
demiyoruz! Oradan buradan çalıp çırptığımız kelimeleri de genellikle yanlış
kullanıyoruz. Çünkü, bu ülkede "cehalet" in adı "entellik" olmuş. Lafa
gelince büyük büyük sözler edip, toprağımızı korumak için canımızı
vereceğimizi söylüyoruz. Türkçemizin çalındığından ve yok olduğundan ise,
hiç birimizin haberi yok. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Türkçe'siz
yaşayıp, vaziyeti idare ediyoruz.

---Alıntı---


Edited by: muratyanar

İmages
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #2
Arkadaşlar ne olur forumlarda TÜRKÇE konuşalım dilini kaybeden bir ülke kültürünü ve benliğini de kaybeder
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Ali Sami Yen'de Türkiye bayramı egitiyorum 1 802 11-22-2007 12:55 AM
Son Mesaj: muratyanar

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir