Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sokağa düşen öteki çocuklar
Mesaj: #1
SOKAKTA ÇALIŞAN ÇOCUKLAR ” KONULU KOMPOZİSYON



SOKAĞA DÜŞEN ''ÖTEKİ'' ÇOCUKLAR

BÜŞRA BAŞKURT, 8-B 724 Dr.Sait Darga İlköğretim Okulu KADIKÖY


Günümüzde çocuk kavramı insanların onlara bakış açılarına göre değiştiği gibi yasalara göre de değişiklik göstermektedir. Kimi insanlar çocuğa tarif edilemez bir mutluluk kaynağı olarak bakarken, kimi insanlar çocuğa bir yatırım ürünü veya ana-babanın yaşlılık garantisi olarak bakarlar. Yapılan araştırmalar bunu doğrular niteliktedir. Buna göre annelerin %37'si, babaların ise %47'si çalıştırmak için çocuk istiyor.

Söz konusu araştırmanın ortaya koyduğu diğer bir gerçek de şudur: Genelde tüm aileler çocuklarından ileriye dönük olarak maddi destek beklemektedir. Hal böyle olunca, değil evdeki çocukların, çocukların sokakta çeşitli işlerde çalışıyor olmaları, toplumun çoğunluğu tarafından ne yazık ki normal görülebilmektedir.

Bunun diğer bir anlamı, çocukların bir insan, bir varlık olarak değil, bir eşya ya da para makinesi olarak algılanmasıdır. Çocuğa bakış açısı bu olunca sevgiye, şefkate, sıcak bir ortama ihtiyaçları varken çalışıp üretmek gibi ağır bir yükün o tazecik ve narin omuzlarına binmesi sıradan bir iş olarak kabul edilmektedir.

İş yasaları 12 yaşından küçük çocukları çalıştırılamayacağını söyler. Ancak çeşitli iş kollarında, tamirhane gibi yerlerde yağ ve pas içinde çalışan ve sokaklarda mendil satan, ayakkabı boyayan, araba camı silen çocukların sayısı azımsanmayacak kadardır. Ceza yasaları 12 yaşından küçük çocukları işledikleri suçlardan sorumlu tutmazlar. Ancak çocuk sorumluluğu taşımayan ailelerin kayıtsızlığını ve sokağa terk edilen çocukların suç işlediklerini, hapse atıldıklarını, bir kısmına kelepçe takıldığını televizyonlarda görüyor, yazılı basında okuyoruz. Yine 18 yaşından küçüklerin evlenemeyeceğini kanunlar belirlerken, özellikle kızların küçük yaşlarda evlendirildiklerini, hatta ülkemizin bazı bölgelerinde erkeklere satıldıklarını biliyor, bunlarla ilgili düğün törenlerine görsel medyada tanık oluyoruz. Öte yandan özel okul, fen lisesi, kolej veya üniversite sınavlarında başarılı olmak için, çok küçük sayılacak yaşlarda, benim de çevreye uyarak bizzat katıldığım bir yarış yapmakta çocuklar. Cumartesi-Pazar demeden gece gündüz okul kazanma yarışına sokuluyor çocuklar. Bu yarışın ne derece çetin geçtiğini ve çocukların ne denli sıkıntı çektiklerini herkes biliyor.

Yukarıda verilen örnekler gösteriyor ki bu ülkenin çocuğunun belirgin bir tanımı yoktur. Esasen ülkemizdeki genel olarak bütün çocuklar ya tarlada çalışmakta, ya dershane yollarında koşuşturmakta ya da sokaklarda iş görmektedir. Bunları da bir kenara bırakacak olursak, okul okumuş, yüksek eğitim almış nice insan sokaklarda işportacılık yapıyor. Dolayısıyla çocukların çalışması normal görülmelidir. Ancak çocukların sokaklarda veya diğer iş kollarında, hem de herhangi bir hayat garantileri olmadan çalıştırılmaları bir insanlık suçu olmalıdır.

Bu demektir ki bu ülkenin çocukları sıcak yuvalarında olmaları gerekirken sokaklardadır. Çalışmak kötü değil, ama her şeyin bir zamanı vardır. Zamanı gelmeden ne yaz geliyor, ne kış, ne de bahar. Vakitsiz açan çiçekler ise soğuk ya da sıcaktan zarar görüyor ve aldanıyorlar. Vakitsiz sokağa inen çocuklar aynı durumla karşılaşmıyorlar mı?

Aslına bakılırsa geçmişe oranla, günümüzde çocuklara daha çok değer veriliyor. Anne ve babaların olağanüstü çalışmaları sayesinde daha iyi eğitim alıyor, daha iyi besleniyor, daha sağlıklı büyüyorlar. Ne yazık ki bu tablo tüm çocukları kapsamıyor. Dünyanın en gelişmiş ve zengin ülkelerinde bile hakları sömürülen ve sokaklara mahkum olan çocuklar var. Evrensel Çocuk Beyannamesi'nden hiç birimizin çocuk olarak haberimiz yok. Olsa bile yasaları büyükler koyuyor ve uyguluyor. Çünkü çocuklar toplumda hep ''öteki'' konumundadırlar. Onlar bir şey anlamaz ve söz söyleyemezler.

İçinde bulunduğumuz yüzyıl Orta Çağı ve Uzay Çağını içinde barındırıyor. Bunun nedeni bir yanda çocuklarımızın elektronik aletlerle donatılmış okullarda ders almaları, bir yandan ise sokağa ve sokağın türlü tehlikelerine terk edilmiş çocuklarımızın olmasıdır.

Bir gün evinizden çıkıp sokaklara ve etrafınıza şöyle bir bakınız. Eminim ki küçük yaşta omuzlarına bir ailenin geçim sıkıntısı binmiş, çocukluk çağının hevesini alamamış, gözleri yarınlarından emin olamamanın korkusu ile dolu, umutsuzluğa düşmüş bir sürü çocuk göreceksiniz. İlk bakışta o çocuklar sizin için bir şey ifade etmeyebilir. Fakat bir düşünün; siz kış mevsiminde sıcacık evinizde ailenizle beraber oturup çekirdek çıtlatıp televizyon izlerken, onlar dondurucu soğuktan korunmak için bir barınak arıyorlar. Siz önünüze gelen yemeği beğenmeyip şikayet ederken, onlar bir lokma ekmek arıyorlar. Ve siz önünüze serilmiş fırsatları hiçe sayıp dersten ve okuldan kurtulmanın yollarını ararken, onlar bir okulun hayalini kurarak para kazanmaya çalışıyorlar.

Sokakta çalışan çocukların dertleri bu kadarla da sınırlı değil. Onlar sokakta taciz edilme, kötü insanlar tarafından kötü işlerde kullanılma, içki içme, bali koklama, uyuşturucu kullanma dahil her türlü korkuyu sürekli içlerinde taşımakla kalmıyor, bizzat yaşıyorlar.

Evet, daha önce de söylediğim gibi sokakta çalışan çocukların sayısı gün geçtikçe artıyor. İşte her fırsatta büyüklerimizin ''geleceğimiz'' diye nitelendirdikleri, haklarında bayramlar düzenledikleri ve açılışlarda bol bol nutuk attıkları, bazen de göstermelik olarak koltuklarını kendilerine verdikleri yurdum çocuklarının durumu... Onlar sokakta kalmışlar. Sokak bana yere düşmüşlüğü ve değersizliği anımsatıyor. Ne dersiniz? Çocuklarımız sokağa mı düştü? Eğer öyleyse geleceğimiz tehlikede demektir.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Sokakta çalışan ve çalıştırılan çocuklar onur 0 939 01-11-2008 12:20 PM
Son Mesaj: onur

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir