Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
REENKARNASYON
Mesaj: #1

REENKARNASYON

SULEYMAN TAYGAR


Ya Muhammed! Sana ruhu sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbim celle sanuhu'nun emrindedir. Ve size, ruh ilminden ancak pek az sey verilmistir." Kur'an'da Isra suresi 85. ayette yer alan bu bilgi, Islam alimlerinin ve mufessirlerinin ruh ile ilgili calismalarinda birinci rehber oldu. Tefsirlerini yazarken, Allah'in (c.c) ruhun mahiyeti, yaratilisi ve evreleri hakkinda insanlara pek az sey bildirdiginin hep suurunda oldular. Dunyadaki butun dinler insanin yaratilisini, ruhun fonksiyonunu, olumden sonra ne olacagini ve benzeri konulari aciklamaya calistilar. Bu inanis sistemleri icerisinde, kabile dinlerinden, tahrif edilen ilahi dinlere ve Uzakdogu dinlerine kadar bir cok dinde degisik versiyonlari ile reenkarnasyon (tenasuh) dusuncesi yer aldi. En koklu ve yaygin olarak Hinduizm ve Budizm'de yer alan reenkarnasyon, ulkemizde de son yillarda sikca gundeme gelmeye basladi. Ulkeden ulkeye, hatta bolgeden bolgeye farkliliklar gosteren reenkarnasyonun en genel tanimini soyle yapmak mumkun: Insanin olumden sonra yeni bir bedenle yeniden dunyaya gelmesi ve bu surecin ruhun kemale ermesine kadar devam etmesi. Temelde baska bir bedenle dogmayi kabul etseler de farkli turlerde reenkarnasyon inanclari var. Mesela bazilari yeniden dogumun sadece insan bedeninde olacagini iddia ederken, bazilari hayvan ve bitki bedenlerinde de yeniden dogumun mumkun olduguna inaniyor. Bazilari tekrar dogusun bir ceza ve kefaret oldugunu ileri surerken, bazilari da gerilemenin mumkun olmadigini, ruhun her beden degistirmede biraz daha kemale yaklastigini soyluyorlar. Hint kutsal kitaplari olan Veda'lar ise, maddi alemde yasayan her varligin insan bedenine ulasincaya kadar, 8.400.000 degisik yasam formundan gecmesi gerektigini anlatir. Musluman mahallesinde salyangoz satmak
Turkiye'de 1950 yilinda Bedri Ruhselman'in onderliginde kurulan Metapsisik Tetkikler ve Ilmi Arastirmalar Dernegi ile beraber baslayan reenkarnasyon faaliyetleri gunumuzde Ruh ve Madde Dernegi ile surduruluyor. Ruh ve Madde Dernegi Yayinlari adi altinda piyasada bir cok kitabi bulunan dernek, reenkarnasyon tezlerinde hayret verici sekilde Kur'an ayetlerini delil olarak gosteriyor. Orijin itibariyle Hint ve Uzakdogu kokenli olan ve Islam alimleri tarafindan tamamen reddedilen bir inanci, Turkiye gibi Musluman bir ulkede yaymak ve savunmak icin de herhalde boyle bir taktige ihtiyac vardir. Turkiye'deki Ruh ve Madde'ciler Kur'an ayetlerini buyuk zorlamalarla tevil edip, reenkarnasyona delil olarak gostermeye calisirken, dunyanin diger ulkelerindeki reenkarnasyoncularin meseleyi nasil ispat ettikleri ise merak konusu.
Cok buyuk bir bolumu tercume olan piyasadaki onlarca kitapta dikkat ceken birtakim ozellikler var. Genelde cok kotu bir tercumeye ve anlasilmaz bir Turkceye sahip olan kitaplar, zaten soyut konulardan bahsettikleri icin muglak ifadeler ve uydurma kelimelerle dolu. Ayni zamanda Ruh ve Madde Dernegi Baskani da olan Ergun Arikdal'in cevirisini yaptigi "Metapsisik Terimler Sozlugu" adli kitapta bulunan yuzlerce Latin, Hint ve Ingilizce kaynakli kelimelerin Turkce karsiliklari ve Turk dilinde zihni altyapisi olmadigi icin zorlamalarla yapilan tercumelerinden birsey anlamak mumkun degil.
Baska bir ozellik de, kitaplarin cogunda reenkarnasyon veya tenasuh anlamina gelebilecek kelimelerin hemen hemen hic gecmemesi ve anlatilan konular reenkarnasyondan bagimsizmiscasina mistik seylerden bahsediliyor imajinin verilmesi.
Ruhsal tebligler: Cagdas vahiyler
Arastirmalarimizi surdururken fikirlerini almak ve kafamizi kurcalayan sorulari cozmek icin Turkiye'de bu isin onderligini yapan Ruh ve Madde Dernegi yetkilileri ile de gorusmek istedik. Ancak kendi istekleri uzerine yonetim kurullarina yazili olarak basvurmamiza ragmen, once hic bir gerekce gostermeden, daha sonra da bizim israrimiz uzerine piyasadaki kitaplarindan yararlanilabilecegi gerekcesini gostererek gorusme talebimizi reddettiler. Biz de bu dernegin yayinlari arasinda yer alan kitaplardan yararlandik ve bu olusumun ne kadar Islam disi ve ne kadar bilimsel gerceklerden uzak oldugu gercegi ile karsilastik. Reenkarnasyoncularin kaynak eser olarak basvurduklari "Sadiklar Plani ve Ruhsal Tebligler" adli kitap bu konudaki en carpici orneklerden. Once size bu kitabin nasil ve hangi yontemle hazirlandigindan bahsedelim. Reenkarnasyonculara gore, her seferinde yeniden dunyaya gelerek kemale ulasan varlik en sonunda oyle bir noktaya gelir ki, "icinde bulundugu buutun hakimi durumuna gelir" ve artik bu varligin yeniden devr-i daim yaparak bedenlenip tekamul etmesine ihtiyac kalmaz. Yani artik enkarne olmaya ihtiyac duymaz. Iste bu ruhlara Ruh ve Madde'ciler Rehber Varlik demekteler. Hipnoz yapilan bir insan bu rehber varliklarin ruhlariyla gorusturulur ve hipnoz olan kisi hipnoz yapanin sorularini rehber varliga sorup, cevaplarini aktarir. Bu aktarilan rehber varliklarin tebligleri, itina (!) ile kaydedilir, toplanir ve sonucta Sadiklar Plani ve Ruhsal Tebligler kitabi ortaya cikar. Reenkarnasyoncular bu gelen tebliglerin son gelen tebligler, dolayisiyla cagdas vahiyler(!) olduguna inanirlar. Bunlar bin dort yuz yil once gelen vahiylerden daha moderndirler ve cagin ihtiyaclarina cevap vermektedirler. Kur'an ayetleri bunlara gore tefsir edilir, Islam terminolojisinin her kavrami yeniden ve rehber varliklarin cagdas vahiylerine gore yorumlanir. Oyle ki, onlarin yorumlari icinde ahiret ahiret olmaktan, cennet cennet olmaktan cikar. Cinler ve melekler yoktur, Cebrail yoktur; Cebrail diye bilinen aslinda bir rehber varliktir.
Tenasuh inancinin Turkiye'de tohumlarini atan ve su anda da reenkarnasyoncularin piri olan Bedri Ruhselman'in "Allah" adli kitabi, bu hareketin Islam'i, Allah inancini ve vahyi nasil gordugune dair onemli ipuclari vermekte. Allah adli kitabinin onsozunde Ruhselman "Kadri, Mustafa Molla, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Akin, Selim gibi cesitli isimlerle andigi sevgili ruh dostlarinin tebligleri'nden bahsederek, adeta bu "yuksek ruhlar"dan "Cagdas vahiyler" almaktadir. Mesela Ruhselman 11.6.1947 tarihinde "Kadri" adli yuksek ruha "Allah insani kendi suretinde yaratti sozunu Allah insani kendi biciminde yaratti manasinda anlayanlara ne buyurursunuz?" seklinde edepli bir soru sormakta, yuce "Kadri" ruhu da bu suali cevaplamaktadir. Ayni sekilde 11.1.1948 tarihinde Molla Mustafa adli ruha "Allah'i anarken nasil bir tahayyul icinde bulunmaliyiz?" sorusunu sormakta, Molla Mustafa da uzun uzun cevaplamaktadir. Bir diger orijinal soru ve cevap da soyle: 16.2.1948 tarihinde Ruhselman sormaktadir; "Cenab-i Hak, kudretiyle her seye nufuz etmistir, mealinde bir tebliginiz var. Bu kudret Allah'in kendisi midir? Yoksa ondan cikan ayri bir sey midir?" Yuce ruh Kadri cevap vermektedir: "Bunlar insanlarin uydurdugu kelimelerdir. Oglum, hala anlamadiniz mi? O, her seydir. Her sey."
Ruh ve Madde Dernegi mensuplarinin temel ve kaynak eser olarak kabul ettikleri ve Bedri Ruhselman'in Rehber Varlik'larla goruserek hazirladigini ileri surdugu kitabi ile ilgili olarak gorustugumuz psikiyatristler bir kisinin bu iddialarda bulunabilmesi icin mistik paranoya veya dissosyetif bozukluklardan birine sahip olmasi gerektigini ifade ediyorlar.
Kur'an ayetlerinin akil almaz yorumu
Ilginc olani, Hint menseli olmasi ve tarih boyunca Islam alimleri tarafindan daima kesin bir dille reddedilmesine ragmen, reenkarnasyoncular inanclarina delil olarak Kur'an ayetlerini gosterecek kadar ileri gitmekte, hatta Kur'an ayetlerinin kendilerini nasil dogruladigini(!) gosteren kitaplar bile yayinlamaktalar. Bunlardan biri Ruh ve Madde Yayinlari arasinda yer alan S. Cayci'nin yazdigi Ruhculuga Gore Kur'an Ogretisi. Bu kitaba gore Bakara 28, 56, 73, 243, 259, 260, Al-i Imran 27, Nisa 55, 56, Yunus 31, 34, Isra 49, 50, 51, 98, 99, Meryem 66, 67, Taha 55, Mu'minun 99, 100, Furkan 3, Lokman 28, Vakia 60, 61, 62, Tarik 8, 9, Nahl 38, 39, En'am 36 ayetleri reenkarnasyonu dogrudan ya da dolayli anlatmakta (!), isaret etmekte (!) ve ispat etmektedir(!).
Bu ayetlerden bir kac tanesini ele alarak Kur'an'in nasil tahrif edildigini ve nasil kefi yorumlandigini orneklerle aciklamaya calisalim. Mesela Mu'minun suresi 99 ve 100. ayetlerini ele alalim. Bu mevzuda belki de en esnek tefsirlerden biri olan ve bazilarinin kendilerine delil olarak gosterdikleri Prof. Dr. Suleyman Ates'in tefsirinde bu ayetlerin meal ve tefsiri nasil gecmektedir?
99- Nihayet onlardan birine olum geldigi zaman: "Rabbim, der, beni geri dondurunuz!" 100- "Ki terkettigim dunyada yararli bir is yapayim." Hayir bu onun soyledigi (olmayacak) bir laftir. Onlerinde, ta diriltilecekleri gune kadar bir perde vardir.
Tefsiri ise soyle yapilmakta:
"99-100. ayetlerde haktan yuz ceviren insanlardan birine olum gelip catinca geriye baktigi omrunde guzel isler yapmak icin bir daha dunyaya donmeyi temenni edecegi, fakat kiyamete kadar arkalarinda bir berzah(engel) bulundugu, geri donemeyecegi belirtiliyor. 100. ayette insanlarin tekrar dirilecekleri gun olan kiyamete degin, ruhun, ayrildigi bedene bir daha donmeyecegi anlasilmaktadir. Bu ayeti insanin hic bir zaman dunyaya donmeyecegi seklinde anlayanlar da vardir. Fakat biz bu kanaatte degiliz. Ayet, ruhun, ayrildigi bedene donmeyecegini ifade ediyor, dunyaya donmeyecegini degil. Dunyaya donmek baska, bedene donmek baskadir. Mufessirlerin cogunluguna gore Kiyamet hasri dunyada olacaktir. Kiyamette demek ki, insan, yeniden bedene sokulunca hasr alanina gelecektir. Bedensel hayata donme ancak ba's ile, yani yeniden diriltilme ile olur. Bunu da ancak Allah yapar."
Goruldugu gibi meal ve tefsirde bu kadar acik ifadelerle yer alan bu ayetler, reenkarnasyoncular tarafindan kendilerine bir delil gibi gosterilmektedir.
Tenasuhculer tarafindan saptirilan diger bir ayet de Bakara suresinin 28. ayeti. Suleyman Ates'in tefsirinin 8. cildinin 67. sayfasinda 28. ayetin mealinde "Allah'a karsi nasil nankorluk edersiniz ki, siz oluler idiniz, O sizi diriltti, yine oldurecek, yine diriltecek sonra O'na donduruleceksiniz. Birinci bolum, insanin dunyaya gelmezden onceki durumudur. Meni hayvancigi iken insan, olmus gibi kendinden habersizdir. Meni haline gelmeden evvel hic bir sey degildi. Demek ki dunyaya gelmeden evvel olu sayilmaktadir. Dunya hayati birinci hayattir. Dunyadaki omrunu tamamladiktan sonra ruhun bedenden ayrilmasi da ikinci olumdur. Kiyamette ruhun tekrar bedene girmesi de ikinci hayattir" denilmekte.
Bu konuda ayrica goruslerine basvurdugumuz Sayin Suleyman Ates tefsirinin yanlis anlasilmasina ve degisik mahfillerde reenkarnasyona destek verdigi iftiralarina dair, "Bunu soyleyenlerin basina benim kadar tas dussun. Soylediklerimin, yazdiklarimin bir kismini alip kendilerine gore yorumluyorlar, ondan sonra da reenkarnasyonu savundugumu veya tefsirimin reenkarnasyonu destekledigini soyluyorlar. Butun bir hayati Kur'an'a hizmetle gecmis birisi olarak benim reenkarnasyonu desteklemem mumkun mudur? Reenkarnasyonu kabul etmek hasri reddetmektir, boyle bir sey mumkun degildir" diyor.
Zaman icerisinde bir cok kulturle karsilasan ve alisveriste bulunan Islam, butun alimleri ve mufessirleri ile ittifak halinde reenkarnasyon inancini ve bu inancin beraberinde getirdigi inanislari tumuyle reddetmistir. Bundan 400 yil evvel Imam-i Rabbani bakin tenasuh inancini nasil degerlendirmektedir:
"Bazi mulhidler var ki, batil olarak seyhuhet meslegine dayanarak, tenasuhun cevazina hukmederler. Zannederler ki: Nefis kemal haddine ulasmadikca, bedenlerde doner durur. Bu manadan olarak derler ki: Nefis, kemal haddini buldugu zaman, bedenlerde tekalubden farig olur. Hatta bedenlerle alakasi kalmaz. Zira onun yaratilmasinda gaye kemalidir. Onun kemali ki, muyesser oldu, maksat dahi hasil olmus olur. Bu soz apacik kufurdur; tevatur ile dinde sabit olani inkardir. Her nefis ki, kemal haddine ulasti, o zaman cehennem kimin icin olacak? Ve kim azab gorecek? Onlarin bu sozu ayni zamanda cesedlerin hasrini, yani olumden sonra dirilmeyi inkardir. Zira onlarin fasit kanaatine gore nefsin cesede ihtiyaci kalmamistir ki, cesetle dirile. Zira o ancak kemalatina bir alettir."
Dokuz Eylul Universitesi Ilahiyat Fakultesi Dekani Sayin Mehmet Aydin da Islami ilimlerin tarih boyunca reenkarnasyona bakis acisini degerlendirirken, "Islami ilimler icerisinde yer alan ve imani meseleleri akli ve nakli yollardan ele alan Kelam ilmi, yuzyillar boyunca sadece var olani degil, muhtemel olani da ele almis, uzerinde kafa yormus ve tenasuh inancini kesin bir dille reddetmistir. Oyle ki, tarih icinde bir cok kultur ile alisveriste bulunan ve onlarin Islam bunyesine uygun yonlerini ozumleyen dinimiz, reenkarnasyonu hep supheyle karsilamis ve reddetmistir" ifadelerini kullaniyor.
Bilimsel celiskiler
Daha once de ifade ettigimiz gibi reenkarnasyon inancina delil olarak buyuk oranda hipnoz gosteriliyor. Ancak butun psikiyakristler, hipnozun asla boyle bir fonksiyonunun olmadigi uzerinde hemfikirler. Hipnoz esas itibariyle, hipnoz yapanin telkinleri sayesinde gerceklesiyor. Dolayisi ile telkinler sonucu yonlendirilen suje, hayalindeki tablolari gun yuzune cikarirken reenkarnasyoncular da bunlari sujenin gecmis hayattaki yasantilari olarak lanse etmeye calismaktalar. Son zamanlarda ozellikle televizyonlarda yapilan hipnoz gosterilerinde adeta reenkarnasyon sovlari yapilirken izleyenler aldatiliyor. Isterseniz ornek olarak, yakin zamanda unlu bir sinema sanatcisinin televizyonda hipnoz edilerek guya gecmis yasantisina goturulmesini ele alip ne denli buyuk bir goz boyamanin yapildigini gorelim. Hipnoz yapilan (suje) sanatci once hipnoz olabilmesi icin rahatlatilir ve hipnoz yapanin telkinleri ile yonlendirilir. Adeta belli bir yer, zaman ve mekana zihnen goturulur. Hipnoz olduktan sonra dunya haritasina bakmasi ve kendisini Rusya'da hissetmesi telkin edilir. Burada suje kendisini bir koylu kadin olarak gordugunu, 18. yuzyilda yasadigini, Ingilizce bildigini ve ayaklarinin koturum oldugunu soyler. Ancak, hipnoz yapan, en azindan bu bilgilerin dogrulugunu kontrol icin birtakim seylerden hic suphelenmemistir. Mesela, 18. yuzyilda, Rusya'nin kirsal alanlarindan bir koyde yasayan bir kadinin Ingilizce bilmesi biraz garip degil midir? Bu kadina gecmis hayatini yasadigini iddia ettigi zaman ve mekanin koordinatlari ile ilgili nicin hic bir soru sorulmamistir? Cok basit fakat her insanin yasadigi doneme ait olarak bilebilecegi, mesela o andaki ulkenin devlet baskani veya yasadigi koyun, sehrin adi nicin hic sorulmamaktadir? Suje ayaklarinin koturum oldugunu soyledikten sonra, ayaklarini nasil algiladigi sorulmus, unlu bayan sanatci da ayaklarinin bir mankeninki kadar guzel oldugunu soylemisti. Ancak tip biliminde de sabit oldugu uzere koturum olan birinin bacak kalinligi en fazla bir insanin kol kalinligi kadar olabilir.
Goruldugu gibi gecmis hayat diye anlatilan seyler cok buyuk celiskilerle dolu. Daha da acisi bir hipnoz aninda bu tur seyler anlatan insanlari psikiyatristlerin ileri derecede psikolojik hasta olarak gormeleri ve acilen psikiyatrik tedavi altina alinmalari gerektigini soylemeleri.
Hipnoz aninda gecmis hayatlarini anlatan bu insanlarla ilgili olarak gorustugumuz psikiyatristler, bu tur insanlarla ilgili olarak cok carpici seyler soylemekteler. Su ana kadar belki de bu alanda yapilmis en kiymetli ilmi calisma olan ve Vedat Sar, Ilhan Yargic ile Hamdi Tutkun adli Turk psikiyatristler tarafindan yazilan bir makale gectigimiz gunlerde dunyanin en itibarli psikoloji dergisi "The American journal of Psychiatry" adli dergide yayinlandi. Bu makale ile ilgili gorustugumuz Dr. Hamdi Tutkun bu insanlari psikolojik olarak soyle tanimliyor: "Hipnoz altinda gecmiste yasamis(!) oldugu hayatlarini hatirladigini soyleyen, hatta bu yasamlarindaki kimliklerini televizyonda cikip ifade eden kisilerin benzerlerini biz klinik psikiyatride belirli bir siklikla goruyoruz. Bu durum "dissosyetif" bozuklugu olan kisilerde kendiliginden gozlemlenebilecegi gibi, hipnoz altinda da gozlenebilir. Gecmiste yasadigini beyan eden kimlikler aslinda o kisinin farkli bir kimlik durumunu, psikolojideki adi ile "Altered ego state" i ifade eder. Boyle insanlarda ayni anda birden fazla kimlik ya da kisilik durumu olabilir. Bu kimlikler gun icinde degisik zamanlarda ortaya cikip konusabilirler. Bu durumu hastalar reenkarnasyon yasantisi, icinde bir cin oldugu, olen bir insanin ruhunun kendi bedeninde yasadigi seklinde hissedebilirler. Bu durum "cogul kisilik" ya da "dissosyetif kimlik bozuklugu" olarak bilinir. Ortaya cikis nedenleri, teshis ve tedavi surecleri oldukca iyi bilinmektedir. Yaptigimiz calismada bu kisilerin onemli bir kisminda reenkarnasyon yasadigini iddia eden (inanci olsun ya da olmasin) vaka goruldu. Bu kisiler genellikle bu durumu benimsemekten cok bundan rahatsiz olmakta ve bunun aciklanmasini istemektedirler. Bu kisiler tedavi surecinde sozu edilen gecmis yasam oykuleri anlatan kimlik durumlari ile entegre olup tedavi edilebilmektedir. Tedavinin basarisi ayni zamanda reenkarnasyonun varligi adina ortaya atilan delillerin aslinda iyilestirilebilecek bir bozukluk oldugunun kesin delilidir."
Uc Turk psikiyatrist tarafindan gerceklestirilen bu arastirma sonucunda elde edilen istatistiklere gore(Tablo 1) dissosyetif bozuklugu olan hastalarin onemli bir bolumunde (% 22.9) reenkarnasyon yasadigina dair sikayetler var. Dr. Hamdi Tutkun'un yukarida da belirttigi gibi bir hastanin reenkarnasyon yasadigini iddia etmesi icin illa dini inanclarinin zayif olmasina gerek yok. Cok dindar insanlar da bu tur sikayatlerde bulunabilmekteler. Sikayet diyoruz, cunku reenkarnasyon yasadigi iddiasi ile doktora basvuran hastalar bu durumun anormal bir durum oldugunun farkindalar ve bir an once tedavi edilmesini istiyorlar.
Reenkarnasyonun ruhculuk uzantasi
Son zamanlarda butun dunyada yayginlasan ve temelleri 19. yuzyilda atilan spiritualizm (ruhculuk) akimi, tenasuh dusuncesi ile adeta icice gibi. Kur'an'da da ifade edildigi gibi ruhlar alemi ve ruhun mahiyeti hakkinda cok az sey bilen insanoglunun bu bilinmeyen aleme ve mistik seylere olan merakini kullanan ruhculuk ve bu baglamda Bati'da, Japonya'da ortaya cikan sapik tarikatler bunun en carpici ornekleri. Oyle ki belli araliklarla basin yayin organlarinda cikan sapik tarikatler ve bunlarin muritleri neredeyse rutin haberler haline geldi. Nitekim gectigimiz haftalarda TIME dergisi de kapagini bu meseleye ayirmisti. Asagiya Ruh ve Madde Dergisi Yayinlari arasinda yer alan "Ruhculugun ve Ruhsal Tebliglerin Ozellikleri" adli kitaptan bazi alintilar yapiyoruz.
Sayfa 23, Madde 34-Isa'nin, ilkesini Incil'de sergiledigi, fakat diger konular kadar tanimlamadigi su hayatlarin cogulluguna iliskin konu, bunun gercekligini ve gerekliligini gostermesi yonuyle, Ruhculuk tarafindan aciklanmis yasalarin en onemlilerinden biridir. Bu yasa sayesinde insan, beseri yasamin gozler onune serdigi tum zahiri anormallikleri aciklayabilir olmustur; sosyal durum farklarina; tekrardogma olgusu dislandigi taktirde, kisacik hayatlari, ruh icin pek gereksiz olaylar haline getirecek olan cok erken olumlere; daha az veya daha fazla bilgi edinmis ve yetkilenmis bulunan ve de onceki hayatlarinda edindikleri dogumla birlikte tasiyip getirmekte olan Varliklarin eskiliklerinden ve kidemlilerinden ileri gelen entellektuel ve moral yetenek esitsizligine hep bu yasa yardimiyla cevaplar bulunmustur.
Sayfa 24, Madde 36- Ayni varligin zengin veya fakir, soylu kisi veya emekci, efendi veya usak, ozgur veya kole, kadin veya erkek olarak dogabildigini ifade etmek suretiyle Reenkarnasyon gorus, irk veya kast konusundaki onyargilari silip atmistir. Koleligin ve esaretin adaletsizligine ve kadinin, en guclunun yasasina bagimliligina karsi one surulmus deliller arasinda reenkarnasyonun maddi olgusundan, mantikli bir bicimde, daha ustun olani mevcut degildir.
Sayfa 27, Madde 41-Ruhculuk, Kutsal Kitaplari inkar etmek veya yikmaya calismak soyle dursun, aksine, acikladigi yeni doga yasalarindan yararlanarak onlari dogrulamak, aciklamak ve gelistirmek icin gelmistir; onlarin icerdikleri ogretilerdeki ustu kapali noktalari aydinliga kavusturmustur. (Cumle dusuklukleri, gramer hatalari ve italik kelimeler tercumana aittir-S.T.)
Iman esaslarimizla catisan reenkarnasyon ilkeleri

1) Hasir (oldukten sonra dirilme) akidemiz acisindan her insan kendi hayatindan sorumlu olduguna gore, binlerce cesede girip cikmis bir ruh hangi kimlikle hasrolacak ve hangi yasantisina gore gunah ve sevaplari degerlendirilecek?
2) Insan dunyada yaptigi en kucuk iyilik ve kotulugun karsiligini ahirette bulacagina gore, tenasuh inanisi geregince ruhlar izdirap uzerine kurulu bir beden degistirme yasiyorsa, insan yaptigi iyiliklerin karsiligini ne zaman, nerede ve nasil gorecek?
3) Rahmeti sonsuzun rahmeti sayesinde butun gunahlar affedilebilecegine gore, affedilebilmek icin tenasuhte oldugu gibi ruhlarin izdirapli ve uzun seyahatine ne gerek var?
4) Islam tarihinde Islam'i kabul etmeden evvel putperest ve evlat katili olup, daha sonra cennetle mujdelenecek kadar muaalla bir mevkiye cikmis kimseler, sahabe adiyla yadedilen on binlerce ornek herkesin malumu olduguna gore, terakki icin ruhlarin devr-i daimine ne ihtiyac var?
5) Her vucud icin bir ruh yaratmak Allah'in sonsuz yaratma kudreti acisindan gayet kolaydir. Eger -farzi muhal- Allah bir grup ruhu yaratip bunlari butun cesetlere sokup cikartiyorsa bu durum her ceset icin -hasa- bir ruh yaratamadigindan midir, yoksa baska bir hikmeti mi vardir?
6) Eger ruhlar devr-i daim yoluyla terakki ederek kemale ereceklerse, cehennem kimler icin olacak ve hangi fonksiyonu icra edecek? Ayni sekilde nefsin cesede ihtiyaci kalmayip kemale ermesinden sonra hasirde cesetlerin yaratilisi nasil gerceklesecek?
AKIL VE BILIM ILE CATISAN REENKARNASYON ILKELERI

1) Su anda dunyada milyarlarca insan yasamaktadir. Bu insanlarin en azindan bir kisminin gecmis hayatina ve o hayatin hususiyetlerine dair bir seyler hatirlamasi gerekirdi. Ancak hic kimse bu tur seyler hatirlayamamakta.
2) Reenkarnasyoncularin kendilerine delil olarak gosterdikleri ve guya hipnoz yapilan bazi insanlarin hipnoz aninda gecmis hayatlarina dair sozleri nicin butun insanlar icin gecerli degil?
3) Psikiyatrinin bir ruknu olan ve bazi tedavilerin bir parcasi olarak kullanilan hipnoz, hipnoz yapan insanin telkinlerine bagli olup ancak bu sayede hipnoz yapilabildigine gore, bu telkinler sonucu ve tamamen suursuzca hipnoz altinda soylenilen sozler nasil ilmi bir delil gibi kabul edilebilir?
4) Butun psikiyatristler zaman zaman hipnozu kullandiklarina gore, dunyada butun hipnoz yapan psikologlarin yaptiklari binlerce hipnoz seansi sonunda en azindan reenkarnasyona dair emareler gormeleri ve bu konuda ittifak etmeleri gerekmez miydi?
5) Reenkarnasyonun bir diger iddiasina gore bazi insanlar ikinci hayatlarinda hayvan veya bitki olabildiklerine gore, eskiden insan olup ikinci hayatlarinda hayvan ya da bitki olan dunyada mevcut bulunan trilyonlarca hayvan ya da bitkide en azindan bazi insan davranis ve hususiyetlerinin bulunmasi gerekmez mi?
6) Nicin butun psikiyatristler hipnoz seanslarinda soylenen sozleri tenasuhculer gibi reenkarnasyona bir delil gibi gormemekte, aksine bu iddialari ittifak halinde reddetmekte ve bu insanlari psikolojik hasta olarak gormekteler?
7)Bu konuda arastirma yapmis bilim adamlarina gore reenkarnasyon inanisinin olusmasindaki en buyuk etkenlerden biri, kisinin yasadigi kultur ortamidir. Bunu dogrular sekilde nicin sadece Hindistan gibi tenasuhun dini bir inanis olarak goruldugu ve yuzlerce yillik tenasuh kulturune sahip Hindular arasinda reenkarnasyon inanisi diger ulkelerle karsilastirilamayacak kadar yaygin ve cok?
Psikiyatrist Uzman Dr. Ilhan Yargic

Hipnoz nedir? Reenkarnasyona delil olarak gosterilebilir mi?

Hipnoz, dusunce ve hayallerin gercek gibi algilanmasi islemidir. Uc faktor hipnoz olabilirligi etkiler. Bunlar; dogustan gelen ve biyolojik oldugu sanilan bir yatkinlik, kisilik ozellikleri ve motivasyondur. Insanlarin buyuk cogunlugu bu faktorlere bagli olarak en hafiften en derine kadar degisen derecelerde hipnoz olabilirler. En derin hipnoz hali somnanbulizmdir (hipnoz altinda uyurgezerlik). Hipnoz sirasinda dikkatin belli bir seye yogunlasmasi sayesinde hipnoz olan kisi (suje) farkli bir bilinc durumuna girer ve verilen telkinleri ayniyla alabilir hale gelir. Hipnoz altindaki kisi, almayi istedigi ya da en azindan reddetmedigi, temel inanclari ile celismeyen telkinleri alabilir. Telkin dogrudan ya da dolayli olarak verilebilir. Hipnozitorun cumleleri icindeki imalar dahi telkin etkisi tasir. Verilen telkin sujenin bilinc disi, daha once yasadigi, okudugu ya da seyrettigi seylerden olusan birikimine gore sekillenir. Dolayisi ile hipnoz altindaki sujeye "gecmis hayatina dondugu" ya da "dogumdan oncesine gittigi" nin soylenmesi de reenkarnasyon telkinidir ve zaten bu beklenti ile hipnoz olan ya da en azindan buna karsi gelmeyen suje bilinc disinin, fantezilerinin ya da hayal dunyasinin urunu olarak bu dogrultuda bazi seyler yasamakta oldugunu hisseder ve bu yasantiyi bes duyu organi ile gercekmiscesine algilayabilir.
Hipnoz altinda hic bir yonlendirme olmaksizin ya da uyanikken kendiliginden ortaya cikan kimlik degisiklikleri yani kisinin kendisini farkli birisi olarak tanitmasi "dissosyetif bozukluk" adi verilen psikiyatrik rahatsizligin belirtisidir. Bu hastaligin en siddetli bicimine cogul kisilik (dissosyetif kimlik bozuklugu) denilir ve hasta farkli zamanlarda farkli kimliklere burunur, bu kimlikler birbirinden habersizdir. Dolayisiyla hipnozu reenkarnasyona delil olarak gostermek hicbir bilimsel temeli olmayan bir aldatmacadan ibarettir. Ustelik bazi psikolojik problemlere bagli belirtilerin farkli yorumlanarak tedavisiz kalmasina sebep olmaktadir.

ben eğitiyorum...çok mutluyum...
İmages
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir