Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Onlar bizim geleceğimiz
Mesaj: #1

ONLAR BİZİM GELECEĞİMİZ

Gökçe Asena Altınbay, Kadir Has İlköğretim Okulu / 7-C MALTEPE
Artık her yerde görür olduk onları... Kimisi mendil satıyor, kimisi ayakkabı boyacılığı yapıyor, kimisi de kırmızı ışıkta duran arabaların camlarını siliyor. Alışılmış hayatımızın birer ayrılmaz parçası oldular artık... Evet; onlar çalışan, çalıştırılan sokak çocukları.
Türkiye'de yapılan araştırmalar sonucunda ülkemizdeki düşük gelirli ailelerin üçte birinin çocuklarını çalıştırdığı ortaya çıktı. Üstelik 1992 yılında çalıştırılan çocuk sayısı oranı %22 iken, bugün bu oran neredeyse iki katına çıkmış durumda... Yani, bilinçli-bilinçsiz evlerini geçindirmeye çalışan aileler; bu sorumluluğu her gün biraz daha yığıveriyorlar küçücük bedenlerin üzerine... Ancak gelecekte bizlerin umut kaynağı olacak olan bu çocukları zor duruma sokarak, ne denli büyük bir hata yaptıklarının bilincinde değiller... Bu küçük bedenleri bazen zorunluluktan, ama genelde bencillikten itiyorlar sokaklara...
Her ne kadar diğer ülkelere oranla alt derecelerde kalsa da; ülkemiz sokak çocuklarına karşı tamamen duyarsız değil. Özellikle ülkemizin belli başlı yerleşim merkezleri olan Ankara, İstanbul, İzmir gibi kentlerimizde bu konulara büyük bir hassasiyetle yaklaşan vatandaşlarımız, kendi aralarında başlattıkları yardım ve eğitim kampanyaları kamuoyu aracılığıyla yaygınlaştırıyor ve umudunu kaybetmiş ya da kaybetmek üzere olan bir çok çocuk ile onların ailelerine umut ışığı yakıyorlar. Tıpkı Kartopu Kampanyası' nda olduğu gibi... Kartopu Kampanyası için onlarca çocuk geldi ıslak sokak köşelerinden Beşiktaş' ın ortasına. Onların hepsi Ardahan' da doğup büyümüş, çalışmak için İstanbul' a gelmişlerdi. Sokaklarda kimi zaman üşümüş, kimi zaman aç kalmış ama mücadele vermeye devam etmişti onlar. Şimdi ise bu kampanya ile eğitim imkanı ve yiyecek buluyorlardı. Hepsinin gözlerinde İstanbul'a ilk geldikleri günkü umut vardı. Ailelerinin, son kez arkasına baktığında, söylediği sözleri hatırlamışlardı belki de... ''Evin dayanağı sensin artık; çalış, para kazan...'' demişti anneleri yaşlı gözlerle çocuklarını uğurlarken...
İşte yine çalıştırılan,sokak çocuklarına yardım ve eğitim amaçlı kampanyalardan birinde, ''Bizim Ev'' de tanıştığım on yedi yaşındaki Onur Doğru bana şunları söylüyordu: ''İstanbul' da hayat yok. Memlekette görmüşsün sokakta çalışmaya giden çocukları, sende onlar gibi mücadele veririsin diye zorlamış ailen seni... Ama mücadele etmen imkansız. Burası berbat bir şehir. İlk başlarda, yani çalışırken hayat iyi sayılırdı ama şimdi berbat bir hayatımız var. Ben çok uzun zamandır sokaklarda yaşıyorum. Çalışıyordum ama karanlık sokaklara düştüm, düştüm bir kere işte. Tiner çektim, her türlü pisliğe bulaştım. Sokaklarda hayat yok.'' Onu korumaya alıp almadıklarını sorduğumda ise hafifçe gülümseyerek, kaskatı olmuş sesiyle anlatmaya devam etti. ''Almazlar mı? Bir gün Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonu' ndan birkaç kişi geldi. Ailem olup olmadığını sordular. Ben de olmadığını söyledim tabi... Çünkü artık onların yüzüne bile bakamazdım. Ama o görevlilerin beni istasyonlarında korumaya almak istediklerini nereden bilebilirdim? Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonu' nda birkaç gün kalıp kaçıyordum. Tiner çekip, kafam kıyak bir şekilde kuruma gidiyordum tekrar. Ama oranın bir kuralı var: Tinerli geldiğinde alınmıyorsun. Alınmayınca terbiyesizlik yapıyordum, bağırıp çağırıyor; intihara bile kalkışıyordum. Ama bana bir şans daha vermelerini istedim ve kaçmayacağıma söz verdim. Ve kaçmıyorumda... Ama sokaklarda aileleri tarafından zorla çalıştırılan bir çok arkadaş var. Onlar ziyan olup gitmeden buna bir çare bulunmalı...!'' Bunları söyledikten sonra o karakuru, ağlayan gözlerime öyle bir içtenlikle baktı ki; o an orada düşünmeden de edemedim: Bu ülke bizim, bu çocuklar da öyle... Ve bizim olan bir şey daha var ki, o da kuşkusuz bu çocuklara olan sorumluluğumuzdur. Neden bunları gözardı ediyoruz?
Eğer gelecekteki ''biz'' lerin ziyan olup gitmesini önlemek ve ayaklarının yere sağlam basmasını sağlamak istiyorsak; bu konulara olan duyarlılığımızı artırarak işe başlayabiliriz. Bu da ancak büyük bir seferberlik örneği göstererek ve bu çocuklar ile ailelerine gerekli eğitimin verilmesini sağlayarak olur. Lev Tolstoy' un da dediği gibi: ''Herkes dünya' yı değiştirmeyi düşünüyor, kimse kendisini değiştirmeyi akıl etmiyor.'' Haydi Türkiye, bir an önce el ele ver ve geleceğin sesinin karanlıkta kaybolup gitmesine izin verme!
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir