Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Öfke Dolu Şair
Mesaj: #1
NÂZIM HİKMET: ÖFKE DOLU ŞAİR





Nâzım Hikmet’in şiirlerinde dikkat çeken şey: Şiirlerini öfkesinden aldığı ilhamla yazmasıdır. Ölüm onun için somut bir şey olsa da başkalarının çıkarları için öldürülen ve ezilen insanların yanında yer almıştır. Bunun içinde şiirleri öfkeyle doludur. Nâzım Hikmet’in ilk şiirleri daha çok aşk şiirleri olarak görülse de şiirlerinde en belirgin duygusu öfkedir…





Şiirlerindeki öfke birçok yere dağılmıştır. Özellikle emperyalizme karşı öfke doludur. Ezilen uluslardan ve halklardan yana tavrını koyar şiirlerinde… Bunun yanında emperyalizmin işbirlikçilerine de çattığı olmuştur… Dönemin yazın adamlarına olduğu gibi yöneticilerine de şiirlerinde öfkesini dile getirmiştir.





Mesela Piyer Loti’ye yazdığı bir şiirden bunu açıkça görebiliriz:





“Hatta sen!


Sen Piyer Loti!


Sarı muşamba derilerimizden


Birbirimize


geçen


tifüsün bitti


Senden daha yakındır bize


Fransız zabiti





…Bilmeyenler


bilsin:


sen bir şarlatandan başka bir şey değilsin!


Şarlatan!


Çürük Fransız kumaşlarını


Yüzde beş yüz ihtikârla şarka satan:


Piyer Loti!





Piyer Loti!


Ne domuz bir burjuvaymışsın meğer!


Maddeden ayrı ruha inansaydım eğer,


Şarkın kurtulduğu gün


Senin ruhunu


köprü başında çarmıha gerer


karşısında cıgara içerdim…”





Şair öfkesini birçok yazara göndermeler niteliğinde şiirlerle belirtmeye devam etmektedir… Mesela Yakup Kadri’nin bir yazısına cevap niteliğindeki “Cevap” adlı şiirinden:





“…Behey!


Kara maça bey!


Behey yüzü kara.


Ruhunu zenci bir esir gibi çıkardın pazara,


bir orospu odası yaptın kafatasını…


Hâki ceketli ölülerin ceplerinden


çalarak parasını


satın aldın kendine


İsviçre dağlarının havasını.





Bir ateş çemberle çevirdim dört yanını,


Sağa git yok geçit


Sola git yok,


ileri


geri


yok.


Kıvır kuyruk kalemini kalbine sok


bir akrep gibi intihar et…”





Öfkesi her zaman birilerine yada bir düzene karşı olmamıştır. Aynı zamanda bireysel ilişkilerinde de öfke şiirlerine yansımıştır Nâzım Hikmet’in… “Gövdemdeki Kurt” başlıklı şiiri buna örnektir…





“Sen


benim


minare boyunda çam gövdeme,


yumuşak


beyaz


bir kurt gibi girdin,


kemirdin!


Ben


barsaklarında solucan Makdonaldı besleyen


İngiliz amelesi gibi taşıyorum seni içimde!





Biliyorum


kabahat kimde!





Ey ruhu lordlar kamarası kadın!


Ey uzun entarili tüysüz Puankare!





…Soğuk!


Sıcak!


Kltak!


Dur!


… Yumuşak beyaz kıvrılışlarıyla


beynime giren kurdu


çürük bir diş çeker gibi söktüm!


Epeyce ter döktüm!


Bu sonuncuydu


Bir daha olmayacak!





Nâzım Hikmet, bu şiiri yazdığında 22 yaşındaydı. Burada aşklarından birine duyduğu öfkeyi yansıtırken bile toplumcu tavrını ortaya koymuştur.





Sadece birilerine, düzene ya da bireyselliğine yansımamıştır öfkesi… Aynı zamanda savunduğu sınıfın bireylerine de öfkesini dile getirmiştir. “Açların Gözbebekleri” adlı şiirinden bunu açıkça görebiliriz…





“Ey


beni


ağzı açık


dinleyen adam!


Belki arkamdan bana


bu kalbini


haykırana


“kaçık”


Diyen, adam!


Sen de eğer


ötekiler


gibi kazsan,


bir mânâ


koyamazsan


sözlerime


bak bari gözlerime;


bunlar:


Deli göz bebekleri


Göz bebekleri!





Bu şiir Nâzım Hikmet şiirinin dönüm noktasıdır. Bu şiiri de 20 yaşında yazmıştır…Edited by: egitiyorum

BEN SIRATIN CAMBAZI,
DOĞAL BİR FELAKET,
SOSYAL BİR BELAYIM...
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #2
gerçektende hep sert hitapları var.hesap soruyor hayattan sanki
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir