Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
hiperaktif çocuğun anıları
Mesaj: #1
HİPERAKTİF ÇOCUĞUN ANILARI

Şimdi bir oyunumuz var. Oyunda bir hiperaktif çocuğun yaşadığı zorluklar ve bu zorluklar da kimsenin kendisini anlamadığına ait korkuları, utançları, yalnızlıklarını oyunlaştırdık. Bu bir deneme.
İlk hatırladığım öyküm. İlkokula başladım. O kadar mutluyum ki. Sevinçten uçuyorum. Annem beni bir sene okula geç gönderdi. Okulların açılma zamanı ile benim doğum tarihimde altı aylık bir süre var. Tam orta yerde dedi annem önümüzdeki sene gitsin. Benim aklım ermedi bu duruma, çok kızdım ve üzüldüm. Ama elimden bir şey gelmiyordu. Bir sene sonra okula başlamıştım ve bir senedir bu anı inanılmaz bir şekilde heyecanla bekliyordum. Okulun ilk haftası ben eve geldim, annemin arkadaşı bana ders çalıştırıyor. Bende çok istekliyim. Yerimde duramıyorum, oturuyorum hemen kalkıyorum. Zıp zıp zıplıyorum, havalara uçuyorum. Ders çalışmaya başladık. Annemin arkadaşı bana harfleri öğretiyor. A,B,C derken T harfine geldik. Annemin arkadaşı T diyor ben de T diye haykırıyorum. O susuyor, benim aklımdan hemen T çıkıp gidiyor. Sanki uçuyor veya silinip gidiyor. Bu ilk ders çalışma deneyimim. Belki yüzlerce defa tekrarladık. Her seferinde ben unutuyorum. Ben inanılmaz zor durumdayım. Yerin dibine giriyorum. Her defasında T sesini duyduğumda kendime yüzlerce kere sözler veriyorum. Ama nafile. Bir süre sonra coşkum kesildi. Yüzüm değişti. Mutluluktan gülücükler saçan yüzümde çok derin bir acı oluştu. Ağlamaya başladım. Bir süre daha derse devam ediyoruz. Ama ben artık koptum gittim. Hiçbir şey duyamıyorum. Her şey silindi. Annemin arkadaşından bir de dayak yiyorum. Bu da bana çok acı veriyor. Ben annemin arkadaşına ne kadar akıllı, cici bir çocuk olduğumu göstermeye çalışıyordum oysa. O kişinin benimle gurur duymasını isterken birden elektrik çarpmış gibi oluyorum. Korkunç bir panik yaşamaya başlıyorum. Ellerim titriyor ve gözyaşlarımı tutamıyorum. Gözyaşlarım sel gibi akıyor. Defterim, kitabım, önlüğüm her şeyim ıslandı. Salya sümük haldeyim. Ama ben artık neler olduğunu anlayamıyorum. Çok acayip gayret gösterdiğimi hatırlıyorum. Kendimi sıkıyorum ama bir defa söylendikten sonra hemen unutuyorum. Ama yalnızca T harfini unutuyorum. Annemin arkadaşı konuyu başka harflere getiriyor. Sonra yine T' yi soruyor ve cevap alamıyordu. Ve hiç cevap alamadı. Önce çok şaşırdı, gözlerine inanamadı. Kendi kendine olamaz, böyle bir şey olamaz. Acaba çocuk bunu özellikle mi yani yalancıktan mı yapıyor anlayamıyor. Aklı almıyor. Defalarca söylüyor. Her seferinde cevap alamıyordu. Bu defa kesin alacağım, söyleyeceksin diyor ama cevap yok. Benim zihnimde bir hiçlik bir boşluk oluşuyordu. Artık hoca yıldı. Dersi bıraktı. Ben yenilen güreşçi güreşe doymazmış öyküsündeki gibi hocama defalarca hadi yeniden sor, bu defa bileceğim diyorum. O da soruyor ama yine bende cevap yok. Bu derste bazen de harfleri karıştırıyorum. Bazen de harfleri ters yazdığımı hatırlıyorum. En sonunda hocam bana vaatlerde bulunmaya başlıyor. Çünkü dayağı yedim olmadı. Bu defa bana sen altın bilezik istiyordun. Eğer bu T' yi sorduğumda hatırlayıp söyleyebilirsen bu isteğini yerine getireceğim diyor. Ama bu defa da işe yaramıyor. Ben bu olaydan bir süre sonra annemin arkadaşının bana ufak bir altın bilezik aldığını hatırlıyorum. Ama annem kaybedersin diye bana uzun süre vermedi. Ben bu bileziği gördüğümde içimde derin bir acı hissediyordum. O bilezik baklava desenli çok güzel olmasına rağmen ben o bileziği hiç takmadım. Takamadım. Hatta artık bilezik koluma küçüldü. Annem onu bir mendilin içinde saklıyordu. Ben o mendil açıldığında içimin çok acıdığını hatırlıyorum. Bazen içim acısın diye gider o bileziğe bakardım.
Oyunun bir başka sahnesinde paltomu okulda unuttum. Annem bunu yeni almıştı. Galiba çok da pahalıydı. Çok kızdı. Okuldan eve yürüyerek geliyordum. Okul eve çok uzaktı. Ben annem çok kızınca okula geri döndüm. O çok uzak yolu yeniden yürüyüp paltoyu aldım. Ama ben bu paltoyu unutmayı pek çok kere tekrarladım. Bazen palto bazen kaşkol bazen eldivenimi hatta okul çantamı unuttum ya da kalem, defter, kitaplarımı unuttum. Bu durumu ya eve geldiğimde fark ettim ya da yolu yarıladığımda fark ediyordum. Ama o kadar çok, pek çok şeyimi unutuyordum. Hatta unutmadığımda çok seviniyordum. Ama bu unutmadığım günler durumlar çok nadir oluyordu. Yağmurlu, soğuk bir gün evden çıktım. Sabah erken saat, kendi kendime bugün erken çıktım, okula erken varacağım arkadaşlarımla oynarım diye düşündüm. İlerde çamurlu bir su birikintisi vardı. Önümdeki insanlar bu su birikintisine basıp ilerlediler. Ben onların bu çamurlu su birikintisinin neresine bastıklarına çok dikkat etmedim. Ama onlar geçtiklerine göre bende basıp geçebilirim diye düşündüm ve bastım. Ve basmamla beraber belimin üstüne kadar çamur içindeki suya girdim. Sanki ben kendi ayağımla girdim. Bulunduğum yer o kadar derindi ki, dışarı çıkmam o kadar zor oldu ki. Çamur hep kayıyordu. Çok korktum. Çukurdan çıktığımda belimin üstüne kadar ıslanmış ve çamurla kaplanmıştım. Eve gidemezdim. Annem işe gitmişti. Bende anahtar yoktu. Ve tamamıyla ıslak ve çamurluydum. Okula gittim. Saat erkendi. Üstümdekileri yavaş yavaş sıktım, temizlemeye çalıştım. Arkadaşlarıma durumu açıklayamadım. Hem korktum hem üzüldüm.
Bir başka sahne, okulda bir dans gösterisi yapacak bizim sınıf. Ben ilkokul birinci sınıftayım. Arkadaşlarımın çoğu dansta rol aldı. Dans kızlı erkekli oynanıyor. Sırasıyla yapılması gereken hareketler var. Dansı öğretmenimiz öğretiyor. Sırasıyla adımlar atıyoruz ve her adımda bazı figürler var. Ben hayalimde bu figürleri çok güzel, hatasız yapıyorum. Dönüyorum, uçuyorum. Hocanın yüzüne bakıyorum bana aferin diyecek diye bekliyorum. Hocadan hiç ses çıkmıyor. Ben daha da hocanın önünden hızla geçiyorum. Hoca bana doğru geldi. Sen yapamıyorsun, sen çık dedi. Ve ben yıkıldım. Hatta o sen yapamıyorsun dediğinde benim düşüncem, hocamın bana sen çok güzel yapıyorsun diye beğenisini dile getirmesiydi.
Bir başka dikkatsizlik deneyimim ise; o gün amcam ve annem şehrin bir alışveriş merkezinin bahçesinde olan bir pastanede oturuyorlar. Bu bahçede büyük bir havuz var. İçi su dolu, ben onların yanında terbiyeli oturmak istemedim. Havuzun etrafında oynuyordum. Bir ara ne oldu anlayamadım. Ama havuzun içine boynuma kadar düştüm. Bu da dikkatsizliktendi. Havuzun kenarında su yoktu o kısma basmak istedim ve de bastım. O kısımda balçık oluşmuştu. Bu balçığa basınca ayağım kaydı. Havuzun içine tamamıyla düştüm. Havuzdan çıktım. Kıyafetlerimi çıkarttım. Sıktım ve ıslak ıslak olarak yine giydim. Bu defa amcamların yanına yaklaşamıyorum. Anlayacaklarda bana kızacaklar diye korkuyorum.
Okula her gittiğimde hep ödevimi veya defterimi, kitabımı, kalemimi, mendilimi evde unuturdum. Bazen öğretmen mendil kontrolü yapardı. Bu kontrollerin pek çoğunda ben mendilimi evde unutmuştum. Bazen dayak da yiyordum. Ama bu dayaklar benim unutmamı değiştirmedi. Hatta daha fazlalaşmasına sebep oldu. Ödevi yapar evde unuturdum. Ya da okula götürmem gereken bazı paraları unuturdum. Ya okula getirmeyi unuturdum ya da annemden bu parayı istemeyi unutuyordum. Her seferinde çok utanıyordum. Bir süre sonra arkadaşlarımla aramda bir soğukluk oluştu. Onlardan kaçar, korkar oldum. Ve onlardan uzak duruyordum. Kendime güvenimi yitirmeye başladım. Bugünlerde ise “Tanrım lütfen beni tatsız bir durumla karşılaştırma” diye içimden hep dua ediyordum.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Çocuğun İlgi Alanını Belirleyen Zeka Anketi onur 0 1,046 02-14-2008 02:41 PM
Son Mesaj: onur
  Hiperaktif çocuklarda görülen sorunlar onur 0 515 01-11-2008 10:26 AM
Son Mesaj: onur
  Hiperaktif çocuklarda anti-sosyal davranış bozukl onur 0 887 01-11-2008 10:24 AM
Son Mesaj: onur
  Hiperaktif çocuklarda özellikle yapılmaması gereke onur 0 392 01-11-2008 10:23 AM
Son Mesaj: onur
  Hiperaktif çocuklarda yapılması gerekenler onur 1 717 01-11-2008 10:22 AM
Son Mesaj: onur

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir