Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Felsefe notları
Mesaj: #1
Avrupa’da XV ve XVI. Yüzyılda yaşanan rönesans hareketinin düşüncesine, bu dönemin felsefe anlayışı.

DÖNEMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Rönesans felsefesine damgasını vuran akım, hiç kuşku yok ki, hümanizm olmuştur. Bu dönem felsefesi, insan merkezli bir felsefedir.

Rönesansın, insanüstü olana ya da yalnızca doğal olana karşı, insani boyutu ön plana çıkartan felsefesi, doğal olarak, insan bilgisiyle ilgili problemleri göz ardı ettiği ve mutlak bir gerçekliğin mutlak bir bilgisine sahip olma varsayımının, insanın aktüel bilgisine hiçbir katkı sağlamadığı düşünülen mutlakçılığa; insanın bilişsel faaliyetlerdeki etkinliğini gözden kaçırdığına, ve bütün bir doğayı, doğanın daha aşağı parçaları aracılığıyla tanımladığına inanılan doğalcılığa, kısacası geçmişin metafiziğiyle doğa bilimlerini belirleyen insansızlaştırma ve kişiliksizleştirme sürecine karşı tavır almıştır.

Rönesans felsefesi, epistemoloji ve mantık alanında ise, bilmenin psikolojik yönlerini ve arzu, istek, duygu, amaç ve yönelimlerle kişiliğin düşünce süreçleri üzerindeki etkisini dikkate almayan rasyonalist bir bilgi anlayışına ve klasik mantığa karşı çıkmış ve pozitif, empirist bir bilgi anlayışı ve yeni bir mantık geliştirmiştir. Bu dönemde, a priori felsefelerin zorunlu düşünce doğruları, insanın bilgiye ulaşma sürecindeki somut başarılarıyla doğrulanan postülalara dönmüştür. Zorunlu doğru düşüncesi ortadan kalkarken, doğruluk insan düşüncesinin bilgilenme sürecindeki başarısına işaret eden arzu edilir bir değer olup çıkmıştır.

Rönesans felsefesinde teori ve pratik arasındaki mutlak antitez yok olup giderken, doğruluk ve yanlışlık mutlak olmayıp, bilginin sonu gelmeyen ilerlemesine bağlı ve göreli olan değerler olarak anlaşılmıştır.

Bilgi teorisi bakımından empirist bir bakış açısı sergileyen Rönesans felsefesinde, insan zihni, yalnızca dış dünyadan gelen izlenimlerin pasif bir alıcısı olarak görülmemiş, zihnin etkinliğini vurgulayan aktivizm, iradecilik, personalizm ve bireycilikle birleşmiştir.

KISACA;

bireyselliğin

yaşanan dünyaya önem vermenin

demokrasinin

bilimin

din yerine aklı öne almanın yeniden canlandırılmasıdır

AYRICA ORTAÇAĞ'IN

dindarlığına

metafiziğine

bireyselliği yok etmeyi amaçlayan Hristiyan ahlakına ve

felsefesine tepkidir

İmages
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #2
Felsefeye Giriş



Bilgi Nedir – Bilgi Türleri Nelerdir?


©Bilginin Tanımı : Bilgi nedir? İnsan, içinde yaşadığı evrende, çevresindeki nesneleri, yaşanan olayları ve durumları, duyu verilerini, hayal gücünü ve düşünme yeteneğini kullanarak anlamaya çalışır. Bilgi, insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin sonucudur. Özne (Sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkiden, doğrudan duyu verileri ve yaşam deneyimleri aracılığıyla çıkarılan sonuçlar gündelik bilgiyi oluşturur. Özne (sübje), anlayan, yorumlayan, kavrayan insan bilincidir. Nesne (obje), insanın kendi dışında yer alan her şeydir.

UYARI : Bilgi, yalnızca objelerin algılanması ile oluşmaz. Hayal kurma, tasarlama, anımsama ve düşünme de bilgiyi oluşturan unsurlardır. Örneğin, bilgisayarı rengi ve biçimiyle algılamak da bir bilgidir. Pisagor teoremini düşünmek, üniversite kazanmayı hayal etmek, dünkü maçta atılan golü anımsamak da bir bilgidir.

©Bilgi Türleri :

§ Gündelik (Ampirik) Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin sonuçlarının doğrudan duyu verileri ve yaşam deneyimleri yoluyla kurulması ile gündelik bilgi elde edilir.

Gündelik Bilgi :

- Özneldir (sübjektiftir)

- Amaçsız, sistemsiz ve yöntemsiz olarak elde edilir.

- Yaşamı kolaylaştırmasının yanı sıra yanıltıcı da olabilir.

§ Dinsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin inanç, Tanrı, kutsal kitap ve din çerçevesinde kurulduğu bilgi, dinsel bilgidir.

Dinsel Bilgi

- Dogmatiktir

- Ayin ve ibadet kuralları içerir.

- İnsanın iç yaşamını ve toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar içerir.

§ Teknik Bilgi : İnsanların yaşamlarını kolaylaştıran araç ve gereçlerin yapılmasının bilgisi teknik bilgidir.

Teknik Bilgi :

- İnsanların pratik yaşamlarını kolaylaştırır

- İnsanların, doğaya egemen olmalarını ve doğayı insan yararına değiştirmelerini sağlar

§ Sanat Bilgisi : Sanatçı özne (sübje) nin, nesnel dünyayı, estetik duygusu oluşturacak biçimde kendinden bir şeyler katarak yeniden yaratmasıyla sanat bilgisi oluşur.

Sanat Bilgisi :

- Subjektiftir (özneldir)

- Yaratıcıdır

- Sezgilere ve yaratıcı hayal gücüne dayanır

- Ürünleriyle somuttur

- Bireyseldir ve duygulara yöneliktir.

§ Bilimsel Bilgi : Özne (sübje) ile nesne (obje) arasındaki ilişkinin sınırlı bir konuda ve belli bir yöntemle her zaman geçerli sonuçlara ulaşmak için amaçlı ve sistemli olarak kurulması sonucu bilimsel bilgi elde edilir.

- Bilimsel Bilgi Türleri : Bilimsel bilginin yöneldiği konu ve kullandığı yöntemlere göre bilimler üçe ayrılır :

¨Formel (İdeal) Bilimler : Konusu doğada bulunmayan, insan zihninin soyutlama gücü ile ulaştığı kavramları inceleyen bilimlerdir. Örneğin pi sayısı, rakamlar, sinüs, açı, limit gibi kavramların gerçeklikleri doğada yoktur ve insan bu kavramları zihninde gerçekleştirir. Formel bilimlerde, genellikle tümdengelim yöntemi kullanılır.

¨Doğa Bilimleri : Doğada olup biten olayları, neden sonuç ilişkileriyle genellemeler yaparak açıklayan bilimler doğa bilimleridir. Fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, astronomi gibi bilimler doğa bilimleri sınıflandırmasında yer alır. Doğa bilimleri, genelde tümevarım yöntemini kullanırlar.

¨İnsan Bilimleri : İnsanın ve toplumların tarihsel gelişim sürecinde yapıp ettiklerini inceleyen bilimler insan bilimleridir. Örneğin, sosyoloji toplumları ve toplumların yaşadıkları olayları, yapıp ettiklerini incelediği için insan bilimidir. Tarih, sosyoloji, dilbilim, antropoloji birer insan bilimidir.

UYARI : Psikoloji, insanı incelediği için insan bilimleri içinde yer alırken, deneysel yöntemler kullanma özelliği ile insan bilimlerinden uzaklaşıp doğal bilimlere yaklaşır.

- Bilimsel Bilginin Özellikleri :

¨İnsanın merak ve hayretinden kaynaklanır.

¨Akla dayanır. Bilimin bulguları insan aklına uygundur.

¨Sistemlidir.

¨Yöntemlidir.

¨Yığılarak (birikerek) ilerleyen bilgidir.

¨Nedensellik ilkesine dayanır.

¨Eleştireldir.

¨Öngörülerde bulunur.

¨Evrenseldir.

¨Nesneldir.

¨Genellenebilir bilgilerdir.

§ Felsefe Bilgisi : Özne (sübje) nin, evreni, insanı, evrende insanın yeri ve kaderini salt düşünce temelinde sistemli olarak açıklama ve yorumlama çabasına felsefi bilgi denir. Filosafia (felsefe) bilgelik sevgisi anlamına gelir. Felsefenin ilk kurucuları bilgeliği, bilgiyi ve bilmeyi sevmek, erdemli ve mutlu yaşamayı istemek ve aramak olarak anlamışlardır.

- Felsefi Bilginin Doğuşu : Felsefe, en özgün biçimiyle İlk Çağ doğa filozoflarında görülür. Felsefenin kurucusu olarak Thales kabul edilir. Thales ve diğer doğa filozofları evreni salt düşünce temelinden hareket ederek bütüncü bir yaklaşımla ele aldılar ve ilk ciddi felsefe örneklerini verdiler.

- Felsefi Bilginin Özellikleri :

¨İnsanın anlama isteğinden kaynaklanır.

¨Akla dayanır.

¨Evrenseldir.

¨Sistemlidir.

¨Eleştireldir.

¨Özneldir (sübjektif). Sonuçları kesin değildir.

¨Yığılan (biriken) bilgidir.

¨Sınırlı bir alanın bilgisi değildir.

İmages
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #3
Felsefenin Diğer Alanlarla İlgisi
©Felsefe – Bilim ilişkisi : İlk Çağlarda bugün bilim adını verdiğimiz tüm alanların konuları felsefenin içindeydi. İlk Çağ doğa filozoflarından Pythgoras (Pisagor) felsefeciliğinin yanında, matematikçiydi. Ancak zamanla konu alanlarını belirleyen bilimler, aralıklarla felsefeden ayrılmış ve bağımsız bilimler haline dönüşmüşlerdir. İ.Ö. 3. yüzyılda Euclides’le (Öklid) geometri felsefeden ayrılmış ve ilk bağımsız bilim olmuştur. Felsefe, bilimlerin çözümlenmeyen alan ve sorunları ile ilgilenir, onları tartışır ve bilimlerin dikkatini o alanlara çeker. Bilimler kendi yöntem ve teknikleri ile bu alanlara yönelir. Böylece tarihsel süreçte bilimlerin alanı genişlerken felsefenin alanı daralır. Bilimsel gelişme sürecinde ne bilim felsefesiz, ne de felsefe bilimsiz yapabilir.

§ Felsefe ve Bilimin Ortak Özellikleri :

- Her ikisi de insanın merak ve hayretinden kaynaklanır.

- Her ikisi de akla dayanır.

- Her ikisi de sistemli bilgilerdir.

- Her ikisi de evrenseldir.

- Her ikisi de doğruya ve gerçeğe ulaşmayı amaçlar.

§ Felsefe ve Bilimin Farkları :

- Her bilim, varlığın yalnızca bir yönüyle ilgilenir, felsefe varlığın tüm yönlerini anlamaya ve açıklamaya çalışır.

- Bilimler kendilerine özgü yöntemler kullanırken, felsefe bilimlerin yöntem ve konularını eleştirip tartışır.

- Bilimler, genel yasalara ulaşmakla yetinirken, felsefe bilimlerin sonuç ve yasalarını da tartışır.

- Bilimler, nedenleri araştırırken, felsefe niçinleri araştırır.

- Bilimsel nesnel (objektif), felsefe öznel (sübjektif) dir.

- Bilimlerin sonuçları kesin, felsefenin sonuçları tartışmalıdır.

- Bilim, olanı incelerken, felsefe olması gerekeni inceler.

- Bilimin araçları deney ve gözlem, felsefenin araçları yaratıcı düşünme, hayal gücü ve sezgidir.

- Bilimin öngörüleri yüksek olasılıkla gerçekleşirken, felsefenin tahminleri zayıf olasılıkla gerçekleşir.

- Bilim yığılarak ilerleyen bilgidir. Felsefe yalnızca yığılan bilgidir.

©Felsefe – Din İlişkisi : İnsanın ve evrenin nasıl varolduğu, insanın evrendeki yeri ve kaderi, insanın ve evrenin varoluş amacı, insanın mutluluğa nasıl ulaşabileceği gibi sorular felsefenin de dinin de tartıştığı sorulardır. Din, açıklama ve yorumlarını iman ve vahiy temelinde yaparken, felsefe salt düşünce temelinde yapar. Din, imanın ve vahyin açıklamalarını tartışmasız doğru sayarken felsefe eleştirelliğe ve kuşkuculuğa dayanır, özgür düşünceyi benimser.

©Felsefe – Sanat İlişkisi : Sanat felsefesi (estetik) adı verilen alanda felsefe, sanata bakış açısını ortaya koyar, güzelin ölçütünü bulmaya çalışır.

Sanat, güzeli bulmaya çalışırken, felsefe, doğruyu bulmaya çalışır. Sanatın sonuçları, sanat eseri olarak, somut ürünler olarak ortaya konurken, felsefenin sonuçları soyut düşünce ürünleridir. Sanatta yaratıcı hayal gücü temel araçken, felsefede düşünme gücü temel araçtır.

Felsefenin Gereği: Felsefe öğrenmenin bilimler gibi insan yaşamına doğrudan katkısını beklemek kuşkusuz zordur. Bilgi, pratik yaşamda kullanıldığı oranda önem kazanır. Felsefi bilgi de dolaylı olarak insan yaşamını değiştirir.
Felsefe ;

©İnsanın anlama ihtiyacını karşılayarak “insan olmanın” bilincine vardırır.

©İnsanın çevresinde olup biten her şeye eleştirel yaklaşmasını, böylece kendi düşünce gücüyle olayları anlamasını sağlar.

©Kişiye, başkalarının görüşlerine saygı duymayı, onlara karşı hoş görülü olmayı öğretir.

©Bilimlere yol gösterir, bilimlerin gelişmesinin dinamiğini oluşturur.

©“Bilgi toplumu” nun oluşmasına ve bilginin üretilmesine katkıda bulunur.

©Toplumsal yaşamda başka insanlarla iletişim kurmada yardımcı olur.

Kısaca felsefe, evrende, düşünen, anlamaya çalışan, sorgulayan, eleştiren, yorumlayan bir varlık olmamızın ayrıcalıklı onurunu hissettirir.

©Felsefenin İşlevi : Felsefe Eski Yunan’da doğa filozofları ile başlamıştır. Thales, Anaximandros, Anaximenes, Herakletios, Parmenides, Pythagoras, Demokritos gibi filozoflar varlığı merak etmişler, evrenin nasıl ve neden oluştuğu sorularına yanıt aramışlardır. Varlık ve arkhe (varlığın ilk nedeni) sorununun çözümsüzlüğünü gören ilk Çağ Yunan filozofları sofistlerle insana yönelmişler, insan üzerine tartışmışlar, açıklamalar getirmişlerdir. Sokrates, Platon ve Aristoteles kendilerinden önceki düşünceleri toparlayarak daha bütüncül felsefi sistemler kurmuşlardır.

Helenistik dönemde, yaşamın amacını ve insanın mutlu olmasının yollarını araştıran Epikürosçuluk, Stoacılık, Septisizm (Kuşkuculuk) gibi akımlar doğmuştur.

Roma İmparatorluğu’nun kurulması ile doğu ve batı felsefelerinin senteze doğru gittiğini görüyoruz; doğu mistisizmi ile Platon idealizmini uzlaştıran Plotinos Yeni Platonculuk akımını kurmuştur.

Orta Çağ’a gelindiğinde, din merkezli, teokratik ve dogmatik nitelikli skolastik felsefe batıda bilim ve felsefede duraklamaya, hatta gerilemeye yol açmıştır.

Aynı dönemde İslam dünyası bilim ve felsefede altın çağını yaşamıştır. Batı, İslam dünyasındaki felsefi ve bilimsel gelişmelerin etkisi ile Rönesans ve Reform hareketlerini yaşadı.

Bilimsel gelişmelerin etkisi ile Francis Bacon, Rene Descartes, Leibniz, John Locke, David Hume, İmmanuel Kant gibi felsefeciler yetişmiştir.

20. yüzyıla gelindiğinde, insanı toplum ve çevresi ile bağlantılı bir varlık olarak ele alan diyalektik materyalizm, pozitivizm, pragmatizm, fenomenoloji ve egzistansiyalizm gibi akımlar doğmuştur.

©Felsefe ve Metafizik : Doğa üstü konuları ele alan, bunları akıl yoluyla açıklamaya çalışan, evren ve insanla ilgili kanıtlanması ve çürütülmesi mümkün olmayan yorumlar getiren felsefe alanı metafiziktir.

Metafizik tarihsel gelişim sürecinde varlığa, bilgiye ve insana, tanrı ve ruh gibi doğa üstü kavramlarla yaklaşmış, duyu organlarının kavradığı nesnel gerçekliği dışlamıştır.

©Metafiziğin Tartıştığı Başlıca Sorunlar

§ Varlıkla ilgili (ontolojik) sorunlar : “Gerçekten var olan nedir?” sorusu metafiziğin yüzyıllardır tartıştığı temel sorunlardan biridir. Bu soruya verilen yanıtlar, iki akımın doğmasına neden olmuştur.

a)Materyalizm : Gerçekten var olan maddedir. Düşünce ve ruh maddenin ürünüdür.

b)İdealizm : Gerçekte var olan düşünce ve ruhtur. Madde, düşünce ve ruhun ürünüdür.

§ Evrenle ilgili (kozmolojik) sorunlar : Metafizik, evrenin nasıl oluştuğunu tartışır. Evrenin oluşumu ile ilgili sorunların tartışılmasından üç ana akım doğar.

a)Teoloji (erekbilim) : Evren bir ereğe göre oluşmuştur. Genelde, Tanrı’nın evreni bilinçli ve planlı bir biçimde yarattığını savunan bir görüştür.

b)Mekanizm : Evrende her şey nedensellik ilkesine göre oluşmuştur.

c)Teoloji : Evrende olup biten her şeyi tanrıya bağlayan görüştür.

§ Ruhun varlığı ile ilgili sorunlar : Metafizik, “Ruh var mıdır?”, “Varsa niteliği nedir?”, “Ruh bedenle nasıl ilişkiye geçer?”, “Ruhun ölümsüzlüğü nasıl açıklanır?” gibi sorulara yanıt arar.

İmages
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #4
Felsefenin Ana Konuları



Bilgi Felsefesi (Epistemoloji)

Bilgi Felsefesinin Konusu : Doğa ve evrenle ilgili sorunlara tanrı ve ruh bağlamında getirilen metafizik açıklamalar duyu organlarının verileri ile açıklanamadığından bilginin kaynağına doğrudan yönelmek gereği doğmuştur. Böylece bilgi, felsefenin ana konularından birini oluşturmuştur. Bilgi felsefesinin konuları :
©Bilgi Kuramı (teorisi) : Sübje (bilen) ile obje (bilinen) arasındaki ilişkiyi inceleyen bilgi felsefesi alanına bilgi kuramı denir. Sübjenin, objeyi incelerken ulaşacağı sonuçlar felsefe açısından tartışmalıdır. Bu tartışmalar bilgi kuramında iki temel çerçevede ortaya çıkmaktadır.

Bilgi Kuramının Temel Kavramları

Doğruluk (Hakikat) : Bilginin bilgi konusu ile tam uygunluk içinde bulunmasıdır. Bir bilginin doğruluğu, onun kanıtlanabilmesi ile mümkündür. Çünkü doğruluk düşünce ile nesne (obje) nin uygunluğudur.

Gerçeklik : İnsan bilincinden bağımsız olarak var olanlardır. Gerçeklik varlığın bir özelliği başka bir deyişle var oluş tarzıdır.

Temellendirme : Bir yargının doğruluk iddiasının dayanağının gösterilmesidir. Felsefede ileri sürülen her yargı gerekçeleri gösterilerek temellendirilir. Temellendirme yargıları derinliğine ve genişliğine araştırarak yapılır.

§ Bilginin kaynağı : “İnsan bilgiye hangi araçlarla ulaşır?” sorusuna yanıt arar. Bu soruya verilen yanıtlar farklı felsefi sistemlerin doğmasına yol açar. Bilginin kaynağı akıldır, çünkü duyu organlarının bilgisi zorunlu ve kesin değildir diyen rasyonalizme karşı empirizm, bilginin kaynağı deneydir, doğru ve kesin bilgiye duyu organları aracılığı ile yapılan deney ve gözlem ulaştırır görüşünü savunur. Entüisyonizm (sezicilik) ise bilginin kaynağının sezgi olduğunu ileri sürer.

§ Bilginin değeri : Neleri ne derece bilebiliriz? Bilginin insan yaşamındaki yeri ve önemi nedir? Nelere bilgi demek gerekir? Sorularına bilgi kuramı yanıt arar.



©Mantık : Doğru bilgiye ulaşmak için düşünceler arasındaki ilişki ve düzeni yöneten ilke ve yasaları saptayan alan mantık (lojik) tır. Mantık doğru düşünmenin kurallarını koyar, ilkelerini saptar. Bilgi kuramı, bilginin objesi ile uygunluğunu temellendirirken mantığın kural ve ilkelerine dayanır.

Bilgi Felsefesinin Temel Problemleri (Doğru Bilginin Olanağı Problemi) : Bilgi felsefesinin tartıştığı temel sorun, doğru bilginin olanaklılığı sorunudur. Mutlak, kesin bilgilere ulaşılıp ulaşılamayacağı sorununa verilen yanıtlar iki başlıkta toplanabilir:
©Doğru Bilginin Olanaklılığı : Mutlak, doğru bilginin mümkün olduğunu savunan sistem ve felsefeciler, doğru bilgiye nereden, nasıl ve hangi araçlarla ulaşılacağı konusunda farklı görüşler ileri sürerler.

§ Rasyonalizm (Akılcılık) : Rasyonalizme göre, zorunlu, kesin ve genel geçer bilgilere ancak akılla ulaşılır. O halde doğru bilginin kaynağı akıldır. Duyu organlarının verileri geçici ve doğruluğu kesin olmayan bilgilerdir ve bu verilere güvenilemez. Felsefe evreni ve insanı kavrarken aklı kullanarak doğru bilgilere ulaşabilir.

Temsilcileri :

- Sokrates : İ.Ö. 5. yüzyılda yaşamıştır. Sofist göreliliğe (relativizme) karşı çıkmış, bilgilerimizin doğuştan var olduğunu savunmuştur. Sokrates’e göre öğretmenin görevi yeni bir şey öğrenmek değil insanın aklında saklı olan bilgileri doğurtmaktır. Sokrates’in bu yöntemine diyalektik adı verilir ve karşılıklı konuşmaya, tartışmaya dayanır.

- Platon : Platon’a göre bilginin kaynağı duyu organları olamaz. Çünkü duyu verileri kişilere göre değişir. Oysa matematiğin bilgileri kesindir. Platon’a göre iki türlü dünya vardır : idealar ve görünenler (fenomenler) dünyası. İçinde yaşadığımız nesneler dünyası gerçek değildir. Fenomenler dünyası dediği bu dünyanın bilgisi doxa (sanı) dır. Gerçek olan idealar dünyasıdır ve bu dünya ancak akılla kavranır. Duyularla kavradığımız fenomenler dünyası idealar dünyasının bir gölgesi bir kopyasıdır.

- Aristoteles : Aristoteles’e göre idealar nesnelerden bağımsız değildir. İdealar, tek tek nesnelerin özünde tümel kavramlar olarak vardır. Bilginin amacı tekil yani bireysel olanı bilmektir. Çünkü gerçekten var olan tek tek şeylerdir. Ancak tekilin bilgisine genelin bilgisinden yani tümelden ulaşılır. Gerçek bilgi genel yargılara dayanan önermelerdir. Bunun yöntemi de tümdengelim (dedüksiyon) dir. Tümdengelimin en mükemmel biçimi ise kıyas (tasım) tır.

- Farabi : Farabi’ye göre, bilginin üç kaynağı duyular, düşünce ve akıldır. Düşünme ve akıl yürütme yoluyla tekil bilgiler biçimlendirilerek hakiki bilgiye ulaşılır. Böylece genel geçer ve kesin bilgi elde edilir. Farabi’ye göre akıl, iyi ve kötüyü, güzel ve çirkini, doğru ve yanlışı birbirinden ayırarak en yüce erdem olan bilgiye ulaşılır; böylece Tanrı’ya ulaşmanın da yolunu bulmuş olur.

- Descartes : Descartes, bilgi modeli olarak analiz ve senteze dayanan matematiği benimser. Matematik bilgilerin kaynağı akıldır. Araştırmaları sırasında ünlü “metodik şüphe” yöntemini kullanır. Bu yönteme göre;

> Her şeyden şüphe ederim

> Şüphe ettiğimden şüphe edemem

> O halde şüphenin kaynağı olan kendi varlığımdan şüphe edemem. Düşünüyorum, öyleyse varım (Cogito, ergo sum).

> İnsanın Ben’inde (Ego) Tanrı kavramı vardır.

> Tanrı’nın yarattığı evrenin varlığından şüphe etmem.

- Spinoza : Spinoza da metafiziği ve geometriyi bütün bilimlerin ideal modeli olarak görür. Çünkü, metafizik ve geometrinin sonuçları kesin ve zorunludur. Bu özelliği de kullandığı yöntemden gelir. O halde felsefe alanına da bu yöntem uygulanmalı ve felsefede de açık ve seçik bilgilere ulaşılmalıdır. Spinoza “Etika” adlı yapıtında felsefi sorunları, tıpkı geometri problemlerini çözer gibi ele almıştır.

- Leibniz : Leibniz’de Spinoza gibi matematiğin yöntemini felsefeye uygulamak istemiş, matematik dili kullanarak yapılan bir felsefe düşünmüştür.Duyu verilerini inkar etmeyen Leibniz, bunların yeterince açık seçik olmadığını savunur. Mükemmel bilgi, matematiğin bilgisi olan rasyonel bilgidir. Çünkü matematiğin kavramları arasındaki ilişkiyi akıl kurar. Leibniz’e göre, Tanrı fikri ve aklın ilkeleri, insan zihninde deneyden önce ve doğuştan vardır.

- Hegel : Kesin bilgiye akılla ulaşılabileceğini savunan Hegel, duyu verilerinin varlığın özünü vermeyeceğini savunur. Hegel’e göre, gerçeğe, diyalektik adı verilen “kavram” la ulaşılabilir. Diyalektik, tez, anti-tez, sentez aşamalarından geçerek bilgiyi oluşturur. Önce ide (fikir) kavram olarak vardır (tez). İde kendi dışına çıkarak doğayı oluşturur (anti-tez). Kendine yabancılaşan ide ahlak, din, hukuk, sanat gibi alanlarda tekrar kendi tinsel (ruhsal) varlığına döner (sentez).

İmages
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #5
§ Empirizm (Deneycilik) : Doğru bilgiye duyu verileri ve deneyle ulaşılabileceğini savunan akımdır. İnsan aklında doğuştan bilgi olmadığını ve bilgiye dış dünyadan gelen deney verileri ile ulaşılabileceğini ileri sürer. Bilginin kaynağı deneydir. Empirizm deneye dayanan fiziği temel alır. Empirizmin ilk örnekleri ilkçağda Epiküros’ta görülür. Ona gör bütün bilgilerin ilk kaynağı duyudur.

Temsilcileri :

- John Locke : Locke, rasyonalizme karşı çıkarak insan aklının doğuştan “boş levha” (tabular asa) olduğunu savunur. Boş levha deneyler ve alışkanlıklarla sonradan dolar ve bilgiye dönüşür. Locke’a göre insan aklında doğuştan bilgi yoktur. Locke bilginin oluşumunu hep ikili gruplara ayırarak inceler. Önce bilgiyi oluşturan deney alanını ikiye ayırır :

Dış Deney : Dış dünyayı duyularla tanımamızı sağlar.

İç Deney : Zihinsel işlemlerle içimizde oluşan olayları bildirir. Dış ve iç deney düşünce ve tasavvurlarımızın (ideal) kaynağıdır. Düşünce ve tasavvurlar da iki biçimde oluşur.

Yalın Tasavvurlar : Duyumlar ve ruhsal olaylarla ilgili tasavvurlardır.

Bileşik Tasavvurlar : Yalın tasavvurları birleştirerek düzenleyen, zihin tarafından üretilen tasavvurlardır.

İkincil nitelikler : Algılayan sübjeye bağlı olarak duyumsanan ve tasavvur edilen niteliklerdir.

Birincil nitelikler : Nesnelerin sübjeden bağımsız olarak kendiliğinden sahip oldukları özelliklerdir.

- George Berkeley : Empirizmi, doğrudan duyu algısı olarak kabul eder. Duyu algılarının dışındaki bilgi kaynaklarını reddeden Berkeley, zihnin soyutlama gücüyle elde ettiği kavramların bilgi olduğunu da reddeder.

- David Hume : Hume’a göre tek deney alanı vardır. O da dünyayı duyularla tanımamızı sağlayan dış deneydir. Zihinde yalnızca duyumlar ve izlenimler ile fikirler (idealar) vardır. Düşünme ilkelerinin kaynağı da dış dünyadır. Nedensellik ilkesi aklın zorunlu sonucu değil, olayların ard arda yaşanmasının yarattığı bir “alışkanlık” ya da “çağrışım” dır. Olaylar arasında objektif bir nedensellik bağı yoktur. Ona göre deneysel bilimler yalnızca olaylar arasındaki ilgiyi saptamalı daha ileriye gitmemelidir.

- Condillac : Empirizmi tümüyle duyumculuğa (sensüalizm) indirger. Condillac’a göre tüm bilgilerin kaynağı duyulardır. Duyu verilerinin dışında hiçbir sonuç bilgi değildir. İnsanınki gibi iç organları olan bir heykelin dışı mermerle kaplı olduğu için hiçbir etkilenimi olmaz. Ancak heykelin mermer kabukları kaldırılınca duyumlar ortaya çıkar. Böylece heykel ruhsal ve zihinsel bir yaşama ulaşır.

§ Kritisizm (Eleştiricilik) : Kristizm, bilgi teorisine aklı inceleyerek yaklaşmaya çalışır. Bunun için de bilgiyi sağlamada aklın rolünü ve deneyin rolünü ayrı ayrı ele alarak rasyonalizmle empirizmi uzlaştırmak ister.

Temsilcisi

- Immanuel Kant : Kant’a göre, “Bütün bilgi deneyle başlar ama deneyden doğmaz.” Deney bilginin hammaddesini sağlar, dolayısı ile deney verileri tek başına bilgi değildir. Deney verilerini bir düzene koymak için akla gereksinim vardır. Akılda, deneyden gelmeyen (a priori) kategoriler (kalıplar) vardır. O halde bilgi, deneyden gelen (aposteriori) verilerin zihinde doğuştan bulunan ve deneyden gelmeyen kategorilerde düzenlenmesi ile elde edilir.

UYARI : Kant deneyden gelen bilgi ve verilerini bilginin hammaddesi kabul ederek empirizme; ancak bu deney verilerinin zihinde doğuştan bulunan kategorilerde işlenerek bilgiye dönüştüğünü kabul ederek de rasyonalizme yaklaşır. Kant ayrıca, doğru ve kesin bilgiye ulaşılabileceğini savunan dogmatizm ile tüm bilgilerin duyu verilerinden kaynaklandığı için göreli olduğunu savunan septisizmi de uzlaştırmaya çalışır. Kant bu uzlaşmayı sağlarken bilgi alanını ikiye ayırır. Fenımenler ve numenler alanı. Fenomenler (görünenler) alanının bilgisi duyu verileriyle oluşur ve nesneler dünyasının bilgisi duyu organları ile kavranır. Bu bilgi insanlara göre değişmez, bu nedenle nesneldir (objektiftir). Ancak duyu organlarının bilgilerinin dışında kalan numenler alanının bilgilerini bilemeyiz. Çünkü bunlar zihinde doğuştan bulunan kategorilere göre biçimlenmez. Numenler alanının bilgisi metafizik bilgilerdir ve metafizik bilgiler kesin değildir. Kant, duyu verilerinin bilgilerinin tüm insanlar için aynı olduğunu savunarak nesnelliği ön plana çıkartıp dogmatizme yaklaşırken, numenler alanının metafizik bilgilerinin göreli (relatif) olduğunu savunarak septisizme yaklaşır.

§ Pozitivizm (Olguculuk) : Doğa bilimlerinin hızlı bir biçimde geliştiği 19. yüzyılda doğmuştur. Felsefi sistemler yaşadıkları çağın özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. Pozitivizm de 19. yüzyıla damgasını vuran doğa bilimlerinden etkilenerek doğmuştur. Pozitivizm ancak duyu verilerine ve deneye dayanan olgusal dünyanın bilinebileceğini ve bu bilgiye de bilim aracılığı ile ulaşılabileceğini savunur.

Temsilcisi :

- Auguste Comte : Pozitivizmin kurucusu Comte’a göre, insan yalnızca, duyu verilerine dayanan dış dünyayı bilebilir. Deneyle denetlenemeyen her türlü felsefi soru anlamsızdır. Bu yüzden, olguların arkasında yatan nedenler değil, olguların arasındaki ilişkilerin bilgisine ulaşmayı amaçlamak gerekir. Felsefe, deney sonuçlarını sistemleştirerek ahlak, din, siyaset gibi alanlarda kullanmalıdır. Felsefenin görevi bilimin içine karışan metafizik unsurları, bilimden ayıklamak olmalıdır. Comte, insanlığın bilimin egemen olduğu pozitif döneme ulaşana dek üç aşamadan geçtiğini söyler. Comte’un bu görüşüne üç hal yasası denir :

¨Teolojik dönem : İlkel toplumlar dünyayla ilgili tüm soruların yanıtlarını tanrıda ve tanrısal güçlerde aramışlardır. Teolojik dönemin ürünü dindir.

¨Metafizik dönem : Bu dönemde insanlar dünyayı soyut güçlerle açıklamaya çalışmış ve felsefe bu döneme damgasını vurmuştur.

¨Pozitif dönem : Bu dönemde insan dünyayı doğa yasarlı ile açıklama yolunu seçmiştir, tüm soruların yanıtları bilimde aranmıştır.

İmages
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  11.Sınıf Felsefe 2.Dönem 1.Yazılı Soruları ve Cevapları harunadmin 3 30,299 05-26-2010 08:11 PM
Son Mesaj: guller_prensesi
  Mesaj: #1Lise3 felsefe dersleri 2. dönem ders notl nuti 5 5,197 12-23-2007 09:23 PM
Son Mesaj: sezenn
  Felsefe terimler Sözlüğü nuti 9 4,408 12-13-2007 10:09 AM
Son Mesaj: nuti

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir