Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
biyoloji terimleri sözlüğü
Mesaj: #1
Absorbsiyon: Bir maddenin
enerjiyi veya diğer bir maddeyi emebilme, soğurma yeteneğidir.



Açık dolaşım sistemi: Hemen hemen tüm eklem bacaklılarda ve yumuşakçalarda
bulunan, arter ve kan boşluğundan oluşmuş dolaşım sistemi.



Adenin: Nükleik asitlerin yapılarında bulunan
azotlu bir pürin bazıdır Adenin yapısına katıldığı bazı moleküller; ATP, ADP,
AMP, NAD, NADP vs.



Adenovirüsler: Çift zincirli DNA molekülüne
sahip virüslere denir.Boyutları 70 - 80 nm olup hayvanlarda bazı tümörlere
neden olur.



ADH: Metabolik faaliyetler sonucunda oluşan alkolleri, keton
ve aldehit gruplarına çeviren enzimlerden birisi.



Aerob organizma: Ancak oksijen varlığında
yaşayabilen organizmalara denir (tam tersi "Anaerob").



Alel gen: Bir geninin iki veya daha fazla
alternatif formlarından birisi.



Anfetamin:
Merkezi sinir sisteminde güçlü bir uyarıcı etkisin olan uyuşturucu
madde.



Atriyum: Kalbin önde bulunan iki odası
(kulakçık).



ATP: Canlılarda enerji ihtiyacı için kullanılan
ve parçalandığında 7000 kal. ısı açığa çıkaran biyokimyasal bir molekül.



Bakteriyofaj: Bakterileri enfekte ederek
ölümlerine neden olabilen virüslere verilen genel ad.



Balzam: genellikle odunsu bitkilerden elde
edilen reçine ve bu reçinelerden yapılan ilaç.



Besi doku: Bir tohumun çimlenip ilk yapraklarını
verinceye kadar geçen sürede besin ihtiyacını karşılayan doku.



Bipolar: İki uçlu veya iki kutuplu olma durumu.



Birim zar: Elektron mikroskobunda arası açık
renk iki koyu çizgi halinde görülen iki protein tabakası halinde bulunan lipit
tabakasından oluştuğu varsayılan yapı.



Bivalent: Sentromeri henüz bağlı iki homolog
kromozomun kardeş kromatitler oluşturmak üzere kendilerini eşlemesi sonucu
oluşan grup.

Biyosfer: Canlı
organizmaların birbirleriyle ilişkilerinin sürdüğü kayaç, su ve hava
katmanlarından oluşan yeryüzü örtüsü.



Blastula: Bir zigotun bölünerek 8 hücreli bir
hücre topluluğuna dönüşmüş haline denir.



Biyotik potansiyel: Bir populasyonda ölümlerin
en az, çoğalmaların en yüksek düzeyde olması sonucu populasyonun en çok artma
oranı.



C Vitamini: Meyve ve sebzelerde bulunan,
eksikliğinde bağ dokusunda zayıflamaya yol açan bir vitamin türü.



Cıvık mantarlar: Hem bitkisel hem de hayvansal
özellik gösteren, gövdeleri ya tek yada çok çekirdek içeren, uygun olmayan
şartlarda " Sklerotyum " adı verilen bir kist oluşturan canlılar.



Cins: Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan
bir terim olup, türleri içerisine alan taksonomik bir gruptur. Örneğin köpek
(Canis), meşe (Quercus) gibi.



Karbon ucu: Polipeptid zincirinin
(protein)serbest COO (-) grubunu kapsayan ucu.



D - amino asit: Bakteri hücre duvarlarının
polipeptidlerinde bulunan, proteinlerde bulunmayan amino asit.



Dalak: Omurgalı hayvanlarda lenfositlerin
farklılaştığı ve alyuvarların parçalandığı, kan damarlarının bol olduğu lenfoid
organlardan biri.



Deaminasyon: Bir molekülden amino grubunun
çıkarılması işlemi.



Delesyon: Bir tip kromozom mutasyonu sonucunda
DNAdaki bir bazın yada bazların yok olması hali.



Dentin: Kollagen ve kalsiyum tuzlarından
yapılmış omurgalı hayvanların dişinin içteki sert kısımı.



Difüzyon: Bir ortamda bulunan moleküllerin çok
yoğun ortamdan az yoğun ortama doğru serbest hareketine denir.



Dimorfizm: Bir türün iki farklı forma sahip olma
durumu.



Dominant: DNA üzerinde alel genler arasındaki
baskınlık.



Duyu siniri: Dış ya da iç reseptör organlardan
yada duyu alıcılarından alınan uyartıları sinir merkezine ileten sinirler.



Düz kas: İç organların hareketini sağlayan ve
istemsiz çalışan, demetler alinde, uzun, iğ biçimli, tek çekirdekli kas
hücrelerinin bağ dokusu içerisinde meydana getirdiği kas tipi.



Ektoderm: Bir organın veya derinin en dış
örtüsü.



Eksositoz: Tek hücreli bir ökaryot canlının
artık maddelerini boğum yaparak hücre dışarısına atma işlemi.



Endoderm: Bir organın veya derinin en dış
örtüsü.



Endositoz: Tek hücreli bir ökaryotun besin
maddelerini boğum yaparak hücre içerisine alma işlemi.



Enzim: Organizmanın metabolik faaliyetlerini
yürüten katalizör molekül (protein).



Enfeksiyon: Bakteri, virüs, mantar yada
protozoonların organizmaya girmesi durumu.



Erozyon: Ekolojik faktörler nedeniyle toprağın
verimli tabakasının bulunduğu yerden, su, rüzgar, dalga ve buz gibi etkenlerle
taşınması.



Eritrosit: Yapısında oksijen bağlama yeteneği
olan hemoglobini bulunduran kan hücresi (alyuvar).



Eşik sinyali: Bir sinir hücresinde uyarının
zarda değişiklik yapması için gereken minimum potansiyel farkı.



Fagositoz: Bazı tek hücrelilerde sitoplazma
içerisine uzanan tüpsü yapı.



Fauna: Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da
devreye has tüm canlılar.



Fenoloji: Çiçek açma, üreme, göç gibi iklime ve
çevre koşullarına bağlı, periyodik biyolojik olayların incelenmesi ve kaydı.



Filotaksis: Gövde ekseni üzerinde yaprakların
diziliş şekli.



Fosforilasyon: Bir moleküle fosfor bağlanması
için yürütülen biyokimyasal reaksiyonlar.



Folikül: Küçük kese şeklindeki yapılara verilen
genel ad.



Fosfoprotein: Protein sentezlendikten o proteine
proteinkinazlarla fosfor eklenmiş hali.



Fotoreseptör: Göze gelen fotonların çarptığı ve
zarında elektriksel bir uyarı meydana getirdiği özelleşmiş sinir hücresi.



Fosfataz: Bir molekülden su kullanarak fosfat
grubunu ayıran enzim.



Fruktoz: Genellikle meyvelerde bulunan ve
yapısında 6 karbon atomu içeren bir çeşit şeker molekülü.



Galaktoz: Altı karbonlu bir tür şeker (aldoz
şekeri).



Gamet: Dişi veya erkek üreme hücrelerine verilen
genel ad.



Gastrin: Mide suyunun salgılanmasını uyaran ve
mideden salgılanan bir peptit hormonu.



Gastrula: Embriyonun blastuladan sonra oluşan,
hücreleri içeri çökmesiyle ilk bağırsak boşluğunu meydana getiren erken embriyonik
safha.



Genom: Bir
organizmanın sahip olduğu genetik şifrelerin tamamı.



Glikolipit: Genellikle hücre zarlarında bulunan,
lipitlerin şeker moleküllerine kovalent bağlarla bağlanması ile meydana gelen
bileşik lipit.



GTP: Hücre içerisinde meydana gelen bazı
biyokimyasal reaksiyonlarda enerji için kullanılan bir tür molekül (Guanozin
tri fosfat).



Guanin: DNA ve RNA nın yapısına katılan bir
pürün bazı.



Habitus: Bir bitki ya da hayvanın genel
görünüşü.



Haploit: Tek bir kromozom takımı kapsayan hücre
yada organizma (Örneğin insan gametlerinde bulunan toplam 23 adet kromozom bir
haploit oluşturur).



Heksoz: Altı karbonlu monosakkarit.



Herbivor: Otlarla beslenen hayvanlara verilen
genel ad.



Helikaz: DNA nın kopyalanması sırasında DNA’nın
helik zincirini fermuar gibi açan enzim.



Hemoglobin: Eritrositlerin içerisinde bulunan, yapısında demir atomu
bulunduran ve oksijen bağlayabilen bir tür molekül.



Hepatit B: Kan yoluyla bulaşan ve karaciğer
rahatsızlıklarına yol açan bir tür virüs.



Heterojen: Değişik karakterlere ya da yapılara
sahip olan.



Hidroliz: Bir molekülün kovalent bağlarının su
ile parçalanarak ayrılan kısımların birine H diğerine OH grubunun eklenmesi.



Hipotonik: İzotonik sıvıdan daha düşük osmotik
basınca sahip olan sıvı.



İçgüdü: Organizmayı o türe özgü olan bir amaca
sürükleyen hareket eğilimi (Örneğin örümceğin ağ örmesi gibi)



İnvitro: Hücelerin, dokuların, organların ait
oldukları organizmaların dışında yapay ortamlar içinde yetiştirilmeleri veya
bulunmaları.



İnvivo: Ait olduğu hücre veya organizma
içerisinde yapılan deney.



İmmünoloji: Organizmanın hastalıklara karşı direnç gösteren bağışıklık
sistemini inceleyen bilim dalı.



IAA: Bitkilerde büyümeyi teşvik eden bir çeşit
hormon. Uzun adı " İndol asetik asit ".



İnsülin: Pankreasın Langerhans adacıklarında
salgılanan ve kanda şeker oranını ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü
olarak görev yapan, 21 ve 30 amino asitlik iki polipeptis zincirinden oluşan
protein yapısındaki hormon.



İyon pompası: Hücre zarında bulunan ve iyon
akışını düzenleyen kompleks protein molekülü.



İzotonik: Hücrenin iç ve dış ortamının aynı
osmotik basınca sahip olma durumu.



İzomeraz: Molekül içerisinde atomların yerlerini
değiştiren enzim.



Jel: Kolloid sıvıların ya da sollerin
pıhtılaşması ile oluşan pelte koyuluğunda madde.



Jel elektroforez tekniği: Aynı elektrik yüklü
moleküllerin jel matriks içerisinde büyüklüklerine göre ayrılması tekniği.



Jelatin: Açık sarı, suda çözünebilen ve
hayvanlardan elde edilen pelte kıvamında, suda kaynatıldığı zaman çözünen, oda
sıcaklığında katı hale geçen bir protein.



Kafein: Kahve taneleri ve çay yapraklarında
bulunan, merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olan, fosfodiesteraz
aktivitesini engelleyen bir pürin alkaloit.



Kalaza: Kuş yumurtalarında vitellusu (yumurta
sarısı) karşılıklı iki taraftan zara bağlayan iki sarmal banttan her biri.



Kalsitonin: Tiroid bezi tarafından salgılanan,
kemiklerde kalsiyum depolanmasını hızlandıran bir hormon.



Kalıtım: Canlının genetik şifresinin kendisinden
sonra gelen nesle/yavrulara aktarılması.



Kanser: Organizmada meydana gelen ve hücreleri
kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel ad.



Kapsit: Virüslerin nükleik asitinin dışında
bulunan, bazı virüslerde tek tip, diğerlerinde birkaç tip proteinden oluşan
protein kılıf.



Kromozom: Hücrenin bölünme aşamasında görülen,
iğ ipliklerinin kısalıp dönümler yaparak meydana getirdiği yapılar.



Kloforil: Bitki hücrelerinde " Kloroplast
" adı verilen bir pigmentin içerisinde bulunan ve ışık enerjisini absorbe
ederek kimyasal enerji halinde depolayan bir tür molekül.



Koenzim: Bir enzimi aktif hale getiren, enzimin
protein olmayan bileşeni.



Laktoz: Sütte bulunan ve sütün buharlaşmasıyla
kristal halde toplanan bir disakkarit.Süt şekeri.



Larva: Ergin
karakterlerini kazanmadan önceki genç hayvan.



Lenfatik sistem: Omurgalılarda vücuda yayılmış,
kan dolaşım sisteminin uçlarına bağlı ince kılcal ağ.



Leptoten: Mayoz bölünme profazında görülen ve
kromatin maddesinin ince iplikler halinde ortaya çıktığı erken evre.



Liyaz: Bir molekülün parçalanmasını ya da bir
grubun molekülden uzaklaştırılmasını sağlayan enzimler.



Lokus: Bir genin kromozom üzerinde bulunduğu
bölgeye verilen ad.



Lösemi: Beyaz kan hücrelerinde görülen
kanserlerin genel adı.



Lökoplast: Bitki hücrelerinde ya da bazı kamçılı
tek hücrelilerde bulunan renksiz plastitler.



Lusiferin: Derin deniz balıkları, sölenterler,
ateş böceği gibi organizmalarda enzimle okside olunca ışık veren bir tür madde.



Makrofaj: Kan dokusundaki monositlerden
farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj,
merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı
olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi.



Mantar: Mikroskopik ya da makroskopik olan parazit,
saprfit ya da simbiyoz olarak yaşayan, klorofilsiz, zehirli ya da zehirsiz olan
canlı yapı.



Maya: Ekmek mayalanmasında kullanılan canlı ya
da ölü, tek hücreli mantar yada bakteriler.



Megaspor: Bazı deniz bitkilerinin üreme
bölgelerinde meydana gelen, büyük sporlara verilen genel ad. Sporangiyum.



Mikrosapor: Bazı deniz bitkilerinde erkek üreme
bölgeleri tarafından üretilen küçük eşey hücreleri. Mikrospor.



Mikrovillus: Silindirik yada kübik epitel (örtü)
hücrelerinin üst yüzeylerinde emme yüzeyini genişletmek için hücrenin
sitoplazmasından dışarı doğru yaptığı uzantılardır.



Misel: Yağ moleküllerinini, çözünmediği bir sıvı
madde içerisine bırakıldığı zaman oluşturduğu küçük partiküller.



Monomer: Organik molekülleri oluşturan birim
yapıların her biri.



Mutualizm: İki canlının birbirlerinden
faydalanarak birlikte yaşamaları.



Mutant: DNA sında değişiklik (mutasyon) meydana
gelmiş olan canlı.



Nefron: Böbreğin yapı ve görev bakımından birimi
olup malphigi cisimciği, dalgalı kanallar ve Henle ilmiğinden oluşur.



Nekroz: Hücrelerin ve dokuların ölmesi durumu.



Nikotin: Bir nörotransmitter olan asetilkolinin
faaliyetini engellediği için zehirli olan ve tütünden elde edilen bir
alkaloyid.



Nişasta: Bitkilerde depo maddesi olarak meydana
getirilen polisakkarit (C6-H10-O5).



Nöron: Birçok dentrit ve uzun bir aksondan
oluşan sinir hücresi.



Nükleotid: İki şeker, bir pürin ve bir pürimidin
bazından oluşan tek bir DNA sırası.



Nükleaz: Nükleik asitleri kısa oligonükleotit
parçalarına yada tek nükleotide hidrolize eden enzimler grubu.



Nörogenez: Gelişme sırasında sinir sisteminin
gelişme safhası.



Nokta mutasyonu: DNA kopyalanması sırasında bir
baz çiftinde meydana gelen değişiklik.



Nimfa: Yarı başkalaşım gösteren böceklerde, dış
görünüşü ergine benzeyen, fakat eşey organları ve kanatları tam olarak
gelişmemiş evre.



Oosit: Dişi eşey organında eşey hücrelerinin
oluşması sırasında oogonyumdan değişen ve iki mayoz bölünmesi geçirecek olan
hücre.



Oospor: Oomiset mantarlarda, alglerde ve
protozoonlarda döllenmiş oosferde gelişen kalın duvarlı zigot.



Oksotrof: Ana ve babanın genlerinde bulunmasına
karşın kendi büyümesi için gerekli molekülü sentezleyemeyen mutant
mikroorganizma.



Oksinler: Bitki organizmalarında bulunan ve
büyümeyi sağlayan hormonlara verilen genel ad.



Omurilik: Omurga içerisinden geçen sinirsel
doku.



Oogami: Genellikle büyük hareketsiz dişi gamet
ile küçük ve hareketli erkek gametin birleşmesi.



Operatör gen: Bakteri yada virüs genomunda
repressör (baskılayıcı) proteini bağlayan ve yanındaki genin transkripsiyonunu
kontrol eden gen.



Organik madde: Doğal olarak bulunmayıp canlı
organizmalar tarafından senezlenen maddeler.



Ototrof: Kendi besinini kendi karşılayabilen
canlılar (Örneğin bitkiler).



Paleontoloji: Fosilleri inceleyen,
yaşları ve anatomik yapıları hakkında fikir yürüten bilim dalı.



Pankreas: Genel olarak midenin sol yanında yer
alan, hem iç salgı hemde dış salgı ile görevli olan karma bez.



Paratroit hormon: Paratroit bezinden salgılanan,
kalsiyumun bağırsaktan emilimini, böbreklerden atılmasını, kemiklerden serbest
hale geçirilmesini ve hücreler arasındaki kalsiyum iyon konsantrasyonunu
kontrol eden hormon.



Patoloji: Hastalıklarla uğraşan bilim dalı.



Penisilin: " Penicillium notatum "
isimli bir mantar tarafından üretilen ve bakteri hücre duvarının sentezini
engelleyen bir antibiyotik.



Periderm: Ağacın kabuk kısmı. Birçok gövde ve
köklerde ikinci büyüme ile epidermisin yerini alan doku.



perikarp: Kalbin en dış örtüsüne verilen ad.



Proteoliz: Proteinlerin amino asitlerine kadar
parçalanması işlemi.



Protozoon: Tek hücreli canlılara genel olarak
verilen ad (örneğin algler, mantarlar, bakteriler vs.) Pseudopod



Radyoekoloji: Radyason ve ekolojik sistem
arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı.



Radyobiyoloji: Radyasonun canlılar üzerine nasıl
etki ettiğini inceleyen bilim dalı.



Refleks: Bir uyartıya verilen ani cevap. Alınan
uyartı sonucunda meydana gelen impulsa, beyne iletilmeksizin verilen cevap.



Reçine: Çam, elma, erik gibi bazı odunlu
bitkilerin salgıladıkları katı ya da yarı akışkan, yarı saydam, suda çözünmeyen
salgı maddeleri.



Replikasyon: DNA’nın çözülerek ortamdaki serbest
bazları kullanıp kendinin bir kopyasını çıkarması işlemi.



Replikon: DNA molekülünde bir kopyalama kökeni
kapsayan ve peş peşe kopyalanan nükleotit dizilerinden oluşan uzunluk.



Resesif: Bir genin kendini fenotipte
gösterememesi durumu. Çekinik gen.



Ribozim: Ortamda herhangi bir protein
bulunmadığı zaman enzim özelliği gösteren saf RNA.



RNA polimeraz: DNA’dan RNA sentezini
gerçekleştiren enzim.



Rodopsin: Göz organında bulunan ve fotonun ilk
olarak çarptığı bir çeşit protein.



Safra tuzları: Safra kesesinden ince bağırsağa
salgılanan ve yağların misellere (küçük partiküller) dönüşümünü sağlayan
biyokimyasal maddeler.



Sekretin: Sindirim sırasında onikiparmak
bağırsağı tarafından meydana getirilen ve pankreas sindirim enzimleri
salgılamak üzere uyaran bir polipeptid hormonu.



Selüloz: Bitki hücrelerinin çeperlerinde bulunan
ve oldukça sağlam bir yapıya sahip olan polisakkarit molekülerinden oluşan
madde.



Sentriyol: Hücre bölüneceği zaman kutuplara göç
eden, iğ ipliklerinin yapımında rol oynayan organellerdir.



Serebral: Beyin organıyla ilgili yapı. Beyine
bağlı.



Serum: Kanın pıhtılaşmasından sonra ayrılan sıvı
kısım.



Sesil: Bir organizmanın sap, gövde ve pedisel
gibi yapıları olmaksızın doğrudan bir yere oturması (Örneğin deniz tabanına
oturması).



Sil: Bazı tek hücrelilerde hareketi sağlayan,
yine bazı organizmaların akciğer borularında senkronize hareket ederek toz vb.
partikülleri akciğerden uzaklaştıran kamçı benzeri yapı.



Sessiz mutasyon: Meydana geldiği gen üzerinde,
daha sonra bugen tarafından üretilecek proteinin fonksiyonunu değiştirmeyen
mutasyonlardır (etkisiz mutasyon).



Sinüs: Organların ya da dokuların arasındaki
boşluk yada her hangi bir açıklık.



Sölom: Hayvanlarda bir epitel (sölom epiteli)
ile astarlanmış olan vücut boşluğuna verilen ad.



Transdüksiyon: Bir mikroorganizmadan bir
diğerine virüs veya bakteriyofajlar aracılığıyla gen aktarılması olayı.



Translokasyon: Kromozomun bir parçasının kopup
başka bir kromozoma eklenmesi şeklinde olan kromozom mutasyonu.



Termofil: Yüksek sıcaklıklarda yaşayabilen
mikroorganizmalara verilen genel ad (termofil = ısıyı seven).



Tubul: Hücre içerisinde veya doku içerisindeki
tüpsü yapılara verilen genel ad.



Terminatör gen: RNA polimerazın transkripsiyonu
durdurmasına neden olan DNA dizisi.



tRNA: Protein sentezi sırasında (translasyon)
amino asitleri ribozoma taşıyan özel bir RNA çeşidi.



Taksonomi: Canlıların sınıflandırılması ve bu
sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler.



Takım: Canlıların sınıflandırılmasında
kullanılan, familya ve sınıf arasındaki bulunan, yakın benzerlik gösteren
organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik. Ordo.



Timpanum: Orta kulağı oluşturan davul şeklindeki
boşluk.Aynı zamanda böceklerin işitme organı, timpanal organ.



Timin: DNA yapısına katılan fakat RNA yapısına
katılmayan bir primidin bazı.



Urasil:
Yalnızca RNA yapısına katılan baz.



Uç meristem: Bitkilerin kök ve gövdelerinin en
uçlarında bulunan, sürekli bölünerek bitkinin büyümesini sağlayan doku
.Meristem dokusu.



Unipolar: Tek kutuplu olma durumu. Bazı sinir
hücreleri yalnız tek bir uzantıya sahip olabilir (unipolar sinir hücresi).



Üre: Memeli ve diğer hayvanlarda amino asitlerin
yıkımı ile oluşan son ürün.



Varyasyon: Bazı karakterler bakımından farklı
olma, orta durumdan sapma durumu.Esas tür tipine göre belirli karakterlerde
görülen farklılıklar.



Vakuol: Ökaryot hücrelerin sitoplazması
içerisinde sıvı, hava yada kısmen sindirilmiş besin kapsayan tek zarla çevrili
yapıların her biri.



Valin: Protein sentezine katılan amino
asitlerden birisi.



Vaskular sistem: Ksilem ve floemden oluşan bitki
dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından
fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan iletim sistemi.



Vanadyum: İnsan ve hayvanlar için gerekli bir
eser (az miktarda bulunan) elementidir.



Verimlilik: Birim zamanda meydana getirilen
yavru sayısı ile ölçülen, bir bireyin yada populasyonun üreme kapasitesi.
Fertilite.



Ventral: Bir organizmanın karın kısmı (sırt
kısmı dorsal).



Vejetasyon: Bitkinin tohumdan gelişip tekrar
tohum verecek hale gelene kadar geçen dönemi.



Yağ asidi: Esterlerle bileşikler yaparak yağ
moleküllerini meydana getiren maddeler.



Yüzme kesesi: Birçok kemikli balıkta çeperi
sindirim kanalı ile aynı yapıda, içi hava ve diğer gazlarla dolu olan,
hidrostatik denge, solunum, ses çıkarma ve ses almada görevli yapı.



Zoospor: Tek hücreli algler ve mantarlarda
kamçılı, hareketli eşey hücresi.



Zootoksin: Bir organizma tarafından meydana
getirilmiş toksik maddeler.

eğitime sonsuz destek
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
|
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  9.Sınıf Biyoloji 2.Dönem 1.Yazılı Soruları ve cevapları harunadmin 2 12,781 04-11-2011 11:49 PM
Son Mesaj: salsa11
  Biyoloji Çalışma Soruları egitiyorum 1 2,312 08-30-2010 12:53 AM
Son Mesaj: egitiyorum
  Biyoloji Tarihi egitiyorum 1 806 08-30-2010 12:53 AM
Son Mesaj: egitiyorum
  10.Sınıf Biyoloji Soru Cevaplar egitiyorum 1 2,485 08-30-2010 12:53 AM
Son Mesaj: egitiyorum
  Biyoloji Sözlüğü egitiyorum 1 658 08-30-2010 12:53 AM
Son Mesaj: egitiyorum

Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir