onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
BOZÜYÜK
Savgarın tükenir anlatsa sesi,
Tarihe geçmeyen Bozüyük’ün nesi?
Bundandır İnönü Metris Tepesi,
En büyük kıymetler sende var Bozüyük.

İlimizin en büyük ilçesi olan Bozüyük’ü görmenin heyecanı içinde ilerliyoruz. Doğaya zarar vermemek için genişletilmeyen dar ve dönemeçli yollar, bizi biraz zorlasa da dinlendiren su sesi, bizi hayran bırakan yeşilliği ve Yorulduysanız gelin, dinlenin!’ der gibi duran kır restoranlarını görünce, her şeyi unuttuk.

Geçmişi M.Ö.3000’li yıllara kadar uzanan ve birçok uygarlığın hüküm sürdüğü, yüzyıllar boyunca insanlara kucak açan ilçemiz, ülkemizin üç metropol şehri olan İstanbul, Ankara ve İzmir’in ortasında bulunmaktadır.
Eski adı ‘ Lamunia ‘ olan Bözüyük, bugünkü adını görünüşü boz renkte olan , höyüğe benzeyen, şehrin kuzeybatısında bulunan tepeden almıştır .
Tarihte sırasıyla Friglerin, Perslerin, Roma İmparatorluğu’nun ve daha sonra da Bizans İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiş, Selçukluların Anadolu’yu işgalinden sonra Bozüyük, Sultaneli Uç Beyliği’ne bağlı bir nahiye olmuştur. Sultanönü, Osmanlı sınırlarına katılınca önce Söğüt’e; Ertuğrul Livası kurulunca Söğüt’ün nahiyesi olarak bu livaya bağlanmıştır.
Kurtuluş Savaşında Batı Cephesi komutanlığına bir süre cephe karargâhlığı yapan Bozüyük, İnönü Savaşları sırasında işgale uğramış; 4 Eylül 1922’de kahraman Türk ordusu bu ilçemize ebedi bağımsızlığını kazandırmıştır. 1926 yılında da Bilecik’e bağlı bir ilçe olmuştur.
Kekik kokar tava içi gibi ovası, tadı damakta kalan bal kabağı……
Sanki bülbülyuvası, bu ovada yetişir armudu, vişnesi, elması…

Zümrüd olmuş dağlarının yeşili, dağlık olan ilçenin üstünü örtmüş
Kışın ise tabiat ananın sunduğu beyaz örtü, engebeli araziyi bürümüş.

İlçeye can veren Karasu üzerindeki alabalık tesisi, ilçe ekonomisine katkı sağlamıştır. Adını, Türklerin en eski atası olan Oğuz Hanın oğlundan alan Dodurga’daki Baraj Gölü’nde de sazan tatlı su balığı bulunmaktadır.
Seramik cenneti Bozüyük, Türkiye seramik üretiminin % 30’unu karşılamaktadır, farklı sanayi kollarıyla da önde gelen ilçelerimizden biridir.

İlçenin, gelişmiş ve modern görüntüsünün yanında, marangoz ustalarının tüm hünerlerini ortaya koyduğu, eski Bozüyük evlerini görüyoruz.

Cumhuriyet Meydanı’ndaki 1525–1528 yılları arasında Kanuni’nin komutanlarından Kasım Paşa tarafından yapılan, camisi, şadırvanı ve imareti bulunan Kasımpaşa Külliyesi’nin önünde, bizi şaşkın bakışlarıyla izleyen ve yaşadıklarını yüzündeki çizgileriyle bize anlatmaya çalışan dedeyi görünce elini öpmek geliyor içimizden ve ona doğru yöneliyoruz, suskun, ağzından dökülenleri dinliyoruz:
Bozüyük ve çevresi Kurtuluş Savaşı’nda harp sahasıydı. Bu sahanın insanları yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla bu savaşa katılmış, hiçbir millete nasip olmayacak bir kahramanlık ve özveri örneği göstererek birçok şehit vermiştir.
Şehitlerimize gönül borcumuzu ödemek için onları ziyarete gittik.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları, alsan da bu cennet vatanı
Metristepe… Atatürk’ün Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü’ye ‘’Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makus talihini de yendiniz.’’ dediği yer.
Anıt, düşmana karşı batı cephesinde ilk defa düzenli orduyla karşı koyan Türk askerinin zaferinin çelikleşmiş bir ifadesi olarak, bütün heybetiyle karşımızda duruyordu. Anıta bakarken İnönü Ovası’nı karşımıza alıp bir an dalıyoruz…

Düşmüşüz toprağa, şehit düşmüşüz
İlk ve son hikâyemiz…
Nasıl düşünmeyiz toprağı biz,
Canımız, kanımız pahasına döğüşmüşüz…
İçiniz yanmasın, uzakta kaldım diye,
Göğsümü siper ettim, yurdu kurtarmak için
Çünkü şehit olarak gömülmek bu vatana,
Şerefli bir taç olur her kahramana!
Bozüyük tarihinde bir altın yaprak çevriliyor 20 Mayıs 1926 günü. Atatürk Bozüyük’e ilk kez Cumhurbaşkanı sıfatı ile geliyor, trenden inerek ilk adımını atıyor.

10 Haziran 1930’da köşke gelen Atamızın, bastığı topraklara basmak, soluduğu havayı solumak, ancak buraya gelip bunu yaşayanların tarif edeceği bir şeydi.
Ziyaretimiz halka ve devlete yararları olan, 1288 yılında vefat eden, Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde çok önemli bir yere sahip dervişlerden biri olan Kumral Abdal Türbesiyle son buluyor.

Tarihin derinliklerinden sıyrılıp, Bozüyük’ün doğasını keşfe çıktık.

Haftanın tüm yorgunluğunu üzerinizden atıp ailenizle birlikte, pazar gününüzü şenlendirmek için uğramadan geçmeyin!

Havası suyu eşsizdir,
İnsanı kendinden geçirir,
Güzel kokar meşesi çamı ,
Ne güzeldir Türbin Mesire Alanı!

Ben yaylayı gezerim,
Yeşilleri severim
Sofular yaylasını,
Ben durmadan gezerim.

Yaylanın hasını gördünüz mü?
|
| 01-06-2008 07:14 PM |
|
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
SÖĞÜT

Güneşin ilk ışıklarıyla, İstasyon Mahallesi ve Aşağıköy’ü arkamızda bırakıp Söğüt’e doğru yol alırken, baharın müjdecisi leylekler karşılayıcı… Yolun iki tarafındaki bağlarda kiraz ağaçları ve asmalar iç içe.

Akçamlar mevkiinde yeşermeye başlamış ağaçlarla beraber, Yeniköy’de tarlalarda çalışanları selamlıyoruz; Küre Beldesi’ne sapıyoruz.
Küre’de, Osman Beyin bacanağı Dursun Fakıh’ın, yalçın bir tepe üzerinde kartal yuvasını andıran Türbesini ziyaret ediyoruz. Çevre, kuşbakışı ayaklarımızın altında doğa ziyafeti çekiyor bizlere.

Dursun FAKIH Türbesi
Kayıboyu’ndan 55 hanenin yerleşmesi ile 1247’de kurulan Küre Beldesi adını, Osmanlı Devleti’nin burada demir ocaklarında top gülleleri döktürmesinden alıyor. Burada yaşayanlara ‘’Küreciler’’ denirmiş eskiden. Verimli topraklar üzerinde kurulu Küre; kirazı, üzümü, kavunu ile ünlü, ayrıca seramik yapımında kullanılan pegmadik, kil ve feldispatın çıkarıldığı yeraltı zenginliklerine sahip…
‘’Buralara yolunuz düştüğünde cevizli sucuklar, nefis pekmezler tadılmalı, doğanın zenginliğinin tadı ile bu lezzetler bir araya getirilmelidir’’ diyor, köyün ileri gelenleri bizi Söğüt’e uğurlarken.
Söğüt’ün erenleri, çevirin gidenleri
Ne güzel baş bağlıyor, Söğüt’ün güzelleri
…
Bu dokunaklı türkünün dizelerini anımsayarak, Söğüt’e büklümlü yollardan uzanıyoruz.
700 yıllık Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olan Söğüt, Bilecik’in 29 km. doğusunda, yaklaşık 13000 nüfuslu, vakur insanların yaşadığı, görkemini iliklerimize kadar hissettiren, sokaklarında gezerken tarihi havasını teneffüs ettiren, asırlık çınar ağaçları ile geleceğe kök salan ve mutlaka görülmesi gereken bir ilçemiz…
Sakarya vadisinin yamaçlarında, Sündiken Dağları’nın eteklerinde güneyden kuzeye uzanan bir alan üzerine kurulu, Osmanlı Devleti’nin kurulduğu, Kurtuluş Savaşı’mızın en çetin geçtiği tarihi Söğüt ilçemizden, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde şöyle söz ediliyor; ‘’ Söğüt, Bursa Sancağı hükmünde, Lefke kazası nevahisinde hâkimli, bağlı bahçeli, arı havası, latif bir kasabadır.700 kadar kiremitle örtülü Türk hanelerini havi, müteaddit camili, han ve hamamlı, çarşı ve pazarlı bir yerdedir.’’
Tarihin yapraklarını çevirdiğimizde; Osmanlı Devleti’nin kuruluş merkezi olan Söğüt hakkındaki en eski bilgiler, M.Ö. 7. yy. da bölgeye hâkim olan Bitinya Krallığına kadar uzanmaktadır.
1231 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın, Bozüyük-Pazaryeri arasındaki Ermeni Derbendinde yaptığı savaşta ve daha sonra Karacahisar kuşatmasında Ertuğrul Gazinin gösterdiği yararlılıklar üzerine sultan tarafından Söğüt, Ertuğrul Beyin yönetimindeki Karakeçili Türkmenlerine yurt olarak verilmiştir.

Söğüt’ün Ertuğrul Gaziye verilmesinden sonra, 1230–35 yılları arasında yaptırıldığı tahmin edilen Ertuğrul Gazi Mescidi’ne, Kuyulu Mescit de denilmektedir. Ertuğrul Gazinin bu mescidi, Aktopraklık mevkiindeki Rum mahallesine yaptırmış olmasının sebebi ile ilgili şöyle bir hikaye anlatılır: Bu mescidin bahçesindeki kuyudan Rum halkı suyunu almış, böylelikle her gün bu mescide gelerek, Osmanlı ahalisiyle ilişki kurmuştur. Bunun yanı sıra Osmanlılar da günde beş kez Rum mahallesindeki bu mescide gelerek, Rum ahaliyle ilişkileri geliştirmiştir.
Bu mescit, Çelebi Mehmed ve II. Abdülhamid dönemlerinde tamirat görmüştür.
Moğol istilasından korunabilmek için, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan altmış yıllık göç sürecinin sonunda Söğüt’ü mesken edinen ve Osmanlı Devleti’nin temellerini atan Kayı Boyu’nun beyi Ertuğrul Gazi, 1284’te vefatından üç yıl önce boyun yönetimini, oğlu Kara Osman Beye bırakmıştır. Osman Beyin, babası Ertuğrul Gazinin anısına 1284’te yaptırdığı anıt mezar, tek kubbeli, üzeri kurşunla kaplı Osmanlı mimari üslubunun ilk örneklerinden Ertuğrul Gazi Türbesi, Söğüt’ün girişinde karşıladı bizleri.

‘’Ertuğrul Gazinin türbesindeyim,
Ruhuma kutlu bir heyecan verdi.
Tarihin bir ulu kubbesindeyim,
Şuurda, inançta bir cihan verdi.’’
(Ertuğrul Şakar)
Yaklaşık altı dönümlük görkemli ağaçlarla bezeli, yemyeşil bir bahçenin ortasında oğlu Savcı Bey ve silah arkadaşları, Gazi Abdurrahman, Samsa Çavuş, Karamürsel, Konur Alp, Gündüz Alp ve Dündar Bey gibi daha nice kahramanların nöbet beklediği Ertuğrul Gazi Türbesi, Çelebi Mehmet, III. Mustafa ve II. Abdülhamit dönemlerinde bakım ve onarımdan geçirilmiş ve bugünkü halini almıştır.


Resim : Yunanlıların harap bir hale getirdiği Ertuğrul Gazi Türbesi.


Milli Mücadele yıllarında Yunan saldırılarının hedefi olan türbedeki kurşun izleri, bugün de görülebilir.
Türbeyi, başta Karakeçili olmak üzere, diğer bazı Türkmen Beyleri ve oymakları, 725 yıldır bütün olumsuz siyasal gelişmelere rağmen, her yıl bir gelenek halinde, eylül ayının ikinci pazar günü ziyaret etmektedirler.






Türk Dünyasının Söğüt’te buluşması.
Ertuğrul Gaziyi Anma ve Söğüt Şenlikleri adıyla yapılan bu festivalde; Adapazarı, Bursa, Eskişehir, Kütahya, Afyon, Denizli, Antalya, Şanlıurfa gibi birçok ilimizde yaşayan Yörüklerin yanı sıra Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan ve Batı Trakya Türkleri gibi Türk topluluklarından katılan pek çok Türk de Söğüt’te buluşuyor.

Ertuğrul Gazi Türbesi’nin karşısındaki ‘Türk Büyükleri Platformu’nda bulunan, tarih boyunca kurulan Türk Devletleri bayraklarının, Türk büyükleri büstlerinin, Ertuğrul Gaziyi selamladıklarını ve eylülün ikinci pazar gününü hasretle beklediklerini düşünüyoruz.
Söğüt benim pazarım
Kendim okuryazarım
Sevdiğime varmazsam
Kara toprak mezarım
Çarşıya giderken yolun solunda II. Abdülhamit tarafından 1905’te yaptırılan, kare planlı, tek kubbeli, çift minareli Hamidiye Camii, iki yanında selvi ve çam ağaçlarıyla karşılıyor bizleri.
Sultan II. Abdülhamit’e, bir Cuma namazı çıkışında Ermeniler tarafından düzenlenen suikastten, Sultan, cami imamıyla üç dakika ayaküstü sohbet edince, Ermenilerin, arabasına koyduğu bomba patlamış ve Sultan, bu sayede suikasttan kurtulmuştu. Bombanın patlamasından sonra etrafındakiler dağılmış, yanında yalnızca bir genç kalmıştı. Padişah, bu gence neden kaçmadığını sorunca, genç: “Ben Söğütlüyüm ve Söğüt’ten sizi korumak için gönderildim.” der. Bunun üzerine Sultan, yüzyıllardır Osmanlı padişahlarını korumakla görevli Söğüt’ten gelen muhafızların önemini tekrar hatırlar. Söğüt’ten bir heyet, İstanbul’a davet edilir. Sultan, bu heyete Söğüt için ne istediklerini sorar. Heyet, “Sağlığını isteriz sultanım.” deyince, akrabalarının cahil kaldığını düşünen II. Abdülhamid Han, bir alay hazırlatıp büyük dedesi Ertuğrul Gazinin türbesini ziyaret etmelerini ve Söğüt’ten haber getirmelerini ister. Bunun üzerine Söğüt’e gelen alay, harap olan Ertuğrul Gazi Türbesi’ni, Ertuğrul Gazi Mescidi’ni, Çelebi Mehmet Camisi’ni onararak, yenilik ve ilaveler yaparlar.

Minareler; sebebiyle, Çifte Minareli Camii olarak da bilinen Hamidiye Camii’nin hemen karşısına II. Abdülhamit tarafından, bir de 1905 yılında Hamidiye İdadisi yaptırılmıştır. Bu bina, taştan olup iki katlıdır. Giriş kapısının üzerindeki Osmanlı arması, söylenceye göre İstanbul’dan dokuz mandanın çektiği bir araba ile taşınarak getirilmiş.


Hamidiye İdadisi’nin hemen yanında, Sultan Reşat zamanında idadiye ek olarak yaptırılmış olan Dar-ül Eytam’ı gezmeye başlıyoruz. Giriş kapısı üzerinde bulunan 22 parça çiniden 11 parçası düşerek kırılmış, kalan 11 parçası ise, Söğüt Etnografya Müzesi’nde koruma altına alınmış.

Söğüt demek tarih demek, gökyüzü, mavisini çinilerden mi almış, yoksa geçmişin derinliklerinden mi?
Dar-ül Eytam’dan çıkıp çarşıya yöneliyoruz. Az ilerideki Söğüt Etnografya Müzesi’ne gidiyoruz.


Söğüt Etnografya Müzesi’nin binası 20. yy. başlarında sargı evi olarak yaptırılmış, Kurtuluş Savaşı’nda Yunanlıların yaptığı büyük tahribattan kurtulmuş zarif bir bina. Müzede, Söğüt ve yakın çevresinde yaşayan Yörüklere ait tarihi eserler sergileniyor.En önemli eser, Bilecik merkez Bahçecik Köyü’nde yaşayan Karakeçili Yörüklerinin Beyi, Hacı Beye 1891 yılında Sultan II. Abdülhamit tarafından verilen Ertuğrul Sancağı’dır. Hacı Beyin yönetimindeki Karakeçili Yörükleri, 93 Harbine kadar (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşları) bölgede göçebe yaşamışlar, bu tarihten itibaren Bilecik’in batısındaki Ahı Dağının eteklerinde yer alan Bahçecik bölgesine yerleşmişlerdir. Hacı Beyin ölümünden sonra Ertuğrul Sancağı, babadan oğula geçmiş, kutsal emanet olarak saklanmıştır. Yunan işgalinin bölgeye ulaştığı yıllarda Yunanlılar Sancağı ele geçirmeye çalışmış ancak Hacı Beyin kızı Zeynep Hatun( ki,at biner, kılıç kuşanır bir yiğit Yörük kızı), sancağı göyneğinin içinde, yüreğinin üstünde, canı pahasına aylarca saklamış, hayatta kalmayı başaran bu yiğit Anadolu kadını, Ertuğrul Sancağı’nın bu günlere ulaşmasını sağlamıştır. Ertuğrul Sancağı Hacı Beyin torunu, Hacı Nuri Bey tarafından Söğüt Etnografya Müzesine bağışlandı.

Etnografya Müzesi’nde, Ertuğrul Sancağı’ndan başka, eski giyim eşyaları, el dokuması tarihi kilim ve halılar, tarihi paralar, silahlar, ölçü ve tartı aletleri ve minyatür bir yörük çadırı ziyaretçilerini tarihte yolculuğa çağırıyor.
Söğütlüler arasında Çarşı Camisi de denilen Çelebi Sultan Mehmet Camisi’nin bahçesindeki, Sultan Reşat zamanında yaptırılan neoklasik ölçülerde, Kütahya çinileriyle süslü Kaymakam Çeşmesi’nin serin sularıyla yüzümüzü yıkayıp, Osmanlı Devleti’yle yaşıt çınarın gölgesinde, Söğütlülerle mis gibi yorgunluk çaylarımızı yudumluyoruz, hiç konuşmadan. Sözcükler yetersiz kalıyor, tarihle başımız duman…


Kaymakam Çeşmesi

Osmanlı Devleti’nin izlerini taşıyan asırlık çınarlar
Söğüt’ün perşembe günü kurulan modern pazarını gezmeye başlıyoruz. Pazarda, alış veriş yapan yaşlı bir dede dikkatimizi çekiyor. Tanışıp konuşuyoruz, Kafkas göçmeni Mahmut dedeyle.

‘’Vatan yahşıdır
Geymeye keten yahşıdır.
Gezmeye gurbet el,
Ölmeye vatan yahşıdır.
Oğul kime gideyim?
Kimim var ki kime gideyim?
Bir derde düştüm,
Dermana kime gideyim?’’
diyerek bizlerle duygularını paylaşıyor.
Ertuğrul Gazidir Türk’ün babası,
Bir devlet kurmaktı bütün çabası.
Kayıboylarının yiğit obası,
Öz Türkçe konuşur diller Söğüt’te.
Seramiğin ve mermerin merkezi Söğüt’ten pek çok fabrika, hammaddesini alıyor. Yetişmiş ara eleman gücüne sahip bu ilçemiz, seramik ve mermer fabrikalarıyla, ekonomiye büyük destek veriyor. Söğüt’ün Samrı Köyü yöresinde çıkarılan Oniks adlı mermer, dış piyasada ‘’rose’’ diye adlandırılmakta ve ihraç edilmektedir.
Türkiye’deki seramik üretiminin % 12,5’ini Söğüt’teki seramik fabrikaları karşılıyor. Çevre illere bağlayacak olan yeni yolun yapılmasıyla, sanayinin daha da güçleneceğini, yer ve duvar karosu ile sırlı granit üreten Termal Seramik Fabrikası’nın Genel Müdürü Köksal Beyden öğreniyoruz.
Bu, geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran şirin ilçede, tarihi bilgilerle bağlantılı olarak edindiğimiz izlenimlerle yapıldığı şekliyle olmasa da, ilk Osmanlı eserlerini görüyoruz:



1230-1235 yılları arasında yapıldığı tahmin edilen Ertuğrul Gazi Mescidi, 1240 yılında Ertuğrul Gazinin silah arkadaşı Balaban Çavuş tarafından yaptırılan Balaban Camisi ve Osman Gazi tarafından yaptırılan Ertuğrul Gazi Türbesi’ni de gezerek Söğüt gezimize son veriyoruz..
|
| 01-06-2008 07:16 PM |
|
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
Osmaneli Tarihi
OSMANELİ İstanbul-Bağdat-Mekke yolu üzerinde bulunmaktadır.Avrupa'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Avrupa'ya giden kavimler,ordular ve aşiretler buralardan geçmişlerdir. Etiler, İyonlar, Yunanlılar, Traklar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılara ait tarihi kalıntılar bulunması; OSMANELİ nin çok eskiden beri yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.

OSMANELi' nin hemen kuzeyinden akan GÖKSU çayı, ilkçağlarda MELA yada GALLOS (Charles TEIXER 'KÜÇÜK ASYA' BİTHYNİA- Raif KAPLAN SAYFA 120 açıklama doğrultusunda: GALLOS Aşağı Sakarya nın bir kolu olan bu ırmağın kaynakları antik Modrene kenti yakınlarında olup Adapazarı nın biraz kuzeydoğusun dan Sakarya ya kavuşan bugünkü Mudurnu çayıdır.) adıyla anılıyordu.Bu nedenle kentin ilk adı Anadolu nun yerli halklarından Luwi dilinde Melawana, Mela halkının kenti olarak anılmıştır.Helenleşme çağında kentin adı Melagina ya dönüşmüştür. Daha sonraki dönemlerde Lefke olarak tanınan kent ismini eski Helen ce Leukai 'AK KAVAKLIK' deyişinden almıştır.Sözcük LEFKE diye söyleniyordu.

Kent adının Luwi ce olmasından en azından M.Ö 2000 li yıllardan beri yerleşime sahne olduğu sanılmakla beraber, ilçe yakınlarında bulunan (istasyon mevkii üzeri) Trak mezarı kalıntısından da anlaşılacağı üzere yerleşimin kesin olarak M.Ö. 1000 yıllara uzandığını söyleyebiliriz.İlk çağda küçük bir kent olan OSMANELİ, ortaçağda önemli bir merkez oldu.İstanbul dan Arap ve İran sınırına giden en önemli Bizans sefer yolu üzerindeydi.İznik ve Kastamonu yönünden gelen ana yolların merkezinde önemli bir konaklama yeri olmuştur.İznik in doğu yönündeki kent kapısının adı LEFKE kapıdır. Buda İznik den doğuya giden yol üzerindeki ilk merkezin LEFKE olduğunu gösterir.
1308 yılında OSMANGAZİ tarafından fethedilerek Mekece ile birlikte LEFKE de Osmanlı ülkesine katılmıştır.Osmanlı döneminde önemli bir geçit yeri olmuş,ticari,seferi ve Hac yolu üzerinde menzil noktası olarak önemini korumuştur.Lefke ye İstanbul dan gönderilen Cebeci oğlu adlı bir yeniçeri ağası serdar olarak atanmış ve uzun yıllar bu aile tarafından yönetilmiştir.
|
|
|
NÜFUS BİLGİLERİ
|
A) NÜFUS DURUMU
Osmaneli İlçesi köyleriyle birlikte toplam 21070 nüfusa sahip olup, bu nüfusun
12 814 'ünü ilçe merkezinde, 8. 256'sını ise 27 köyde oturmaktadır.
Nüfusu Oluşturan Unsurlar : Nüfusun büyük çoğunluğu eskiden beri bu bölgede oturan yerli halktan oluşmaktadır. İlçe merkezinde 1953 - 1954 yıllarında Bulgaristan'dan gelen göçmenler; Orhaniye Köyü'ne yerleşmiş bulunan ve Selanik'ten gelen 1293 göçmenleri Adliye ve Sarıyazı köylerine yerleşmiş bulunan 200 civarında Gürcü boyuna mensup halk ve ilçe merkezine yerleşmiş bulunan 50 civarında Erzurum'lu vatandaşımız; 1989 yılında Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutularak ülkemize gönderilen 100 civarında topluluk, nüfusun kalan unsurunu meydana getirmektedir.
NÜFUSUN KÖYLERE GÖRE DAĞILIMI
| KÖYÜN ADI
| KM
| 1990
| 1997
| 2000 NÜFUS .
|
Adliye
Ağlan
Akçapınar
Avdan
Balçıkhisar
Belenalan
Bereket
Borcak
Boyunkaya
Büyükyenice
Ciciler
Çerkeşli
Çiftlik
Dereyörük
Düzmeşe
Ericek
Günüören
Hisarcık
Kazancı
Kızılöz
Medetli
Oğulpaşa
Orhaniye
Sarıyazı
Selçuk
Selimiye
Soğucakpınar
| 25
23
15
20
8
20
18
18
19
6
17
16
15
25
9
20
16
19
15
11
18
22
18
17
4
7
20
| 122
437
345
181
329
408
134
142
266
357
233
562
111
79
493
296
165
570
201
159
706
657
145
232
504
672
756
| 111
357
285
180
290
380
108
137
225
254
237
579
99
64
489
275
96
609
168
114
616
630
129
160
464
601
696
|
90
349
303
190
260
362
142
109
167
196
224
662
93
65
393
292
107
657
145
85
596
664
117
146
420
656
766
|
Köyler Toplamı
|
| 9.262
| 8.353
| 8. 256
|
İlçe Merkezi
|
| 8.663
| 11.172
| 12.814
|
TOPLAM
|
| 17.925
| 19.525
| 2 1 . 070
Coğrafya
Osmaneli güney Marmara da Bilecik iline bağlı bir ilçedir. Doğuda Gölpazarı batıda Bursa nın İznik ve Yenişehir ilçeleri,kuzeyde Sakarya ilinin Geyve ilçeleri ile çevrilidir. Osmaneli Sakarya nehrinin sol kıyısında yerleşime açıktır.Toprakları 500 ile 900 metre arasında değişen yüksekliklere sahip tepeler ve dağ sıraları devamı ile çevrilidir. Merkezi 526 km2 köy sayısı 27 dır.

Bir başka anlatımla OSMANELİ 30 derece doğu boylam, 40 derece 3 dakika kuzey enlemindedir. Kuzeybatıda SAMANLI dağları, kuzey doğuda KÖROGLU dağlarının uzantısı olan KARA dağların tepe uzantıları ile batıda AVDAN dagı 900 rakım ve in kayalar,güneyde ERİKLER dağı doğuda YAYLAK tepe ve KURU dağ (805 rakım), güneydoğuda ise PAŞA DAGI (922 rakım) ile çevrilidir.

Osmaneli Genel Görünüşü

Osmaneli Genel Görünüşü
YAYLA VE PLATOLAR
En belirgin; yayla yapısına uygun coğrafi konum, OGULPAŞA köyünden başlayıp (900 rakım) Boyunkaya, Adliye ve Ağlan köylerinin alt kısmından devam düzlüktür.

Oğulpaşa Yaylasındaki güreşlerden Bir Görüntü
AKARSULAR
1. Sakarya :Eskişehir Çiftelerden den doğar Karadeniz de sonlanır.
2.Göksu :Coğrafyacıların GALLUS adıyla andıkları bu dere GALLERİN GALLOS ırmağından ayrıdır.(BİTHYNİA- Küçük Asya- Raif KAPLANOGLU sayfa 120) Bursa il sınırları içinde doğar Osmaneli ilçe merkezine 6 km uzaklıkta Mimar Sinan ait kemerli taş köprünün hemen altında Sakarya nehrine dökülür.
3.Göynük suyu :Bolu ilinin Göynük ilçesinden memba suyu niteliğinde doğar Mededli köy sınırlarından Osmaneli ilçe merkezine ulaşarak Sakarya nehrine dökülür.

Sakarya'dan Bir Görüntü

Göksu
GÖLLER
İlçe sınırları içinde belirgin göl özelliği taşımamakla birlikte Çerkeşli köyü sınırları içinde sazlık gölet biçiminde su birikintisine rastlanılmak la beraber 1990 lı yıllarda sulama amaçlı gölet yapılmıştır.(Sulama amaçlı yapılan bu gölet 17 milyon metreküp su tutma,14 köy arazisini sulama yönünden dikkate değer bir yapıdadır.) 2000 Yıllara gelindiğin de Bereket,.ağlan,Sarıyazı,oğulpaşa g.b.köylerin etrafında sulama amaçlı yapay göletlere rastlanmaktadır.Kanımca bu göletler muhtemelen orman yangınlarında su kaynağı olarak da kullanılması mümkündür.

Çerkeşli Gölü
DOGAL GÜZELLİKLERİ
Derin vadileri ile etrafını çevreleyen dağları belirgin (700 mt) yükseklikten sonra dikkate değer biçimde şekillenmiş dalgalı düzlükleri ve yaylaları ve bu yapıyı saran kızıl çam orman örtüsü ile dinlendirici bir görünüm sunar
MESİRE YERLERİ
İlçe merkezinde Sakarya nehrinin iki kıyı ve Göksu ile Göynük çayının oluşturduğu vadiler ile oğulpaşa köyünden başlayıp Ağlan köyüne kadar devam eden Samanlı dağları eteğindeki yayla ile Belenalan köyü yolu üzerinde Osmaneli ilçe merkezine 12 km uzaklıkda ki Akkaya şelalesi hem dinlenmek hem de piknik alanı olarak son derece müsaittir.
 
İçmeler
İÇMELER KAPLICALAR
İlçe merkezi ve civarında jeotermal yapıya rastlanmakla birlikte, ilçe merkezine 7 km uzaklıkta selçik köy yolu ve Mekece yakınlarındaki Ciciler köyü köprüsü bağlantısıyla ulaşılabilen şifalı kaynak suları mevcuttur. Şifalı içmeler olarak bilinmekle beraber yapılan tahlil sonuçlarından mide, böbrek taşı ve dermotolojik yararlılıkları saptanmış olup, Osmaneli Belediyesince mevcut alana sosyal tesisler inşa edilmiştir. Mevcut alanda günübirlik gidildiğinde duş, wc gibi servis almak mümkündür.
İlçe merkezine 15 km uzaklıkdaki Belenalan köy merkezinde resmen tescil ve tahlil edilmemekle birlikte DİABET VE GUATR hastalıklarına iyi geldiği halkça söylenen iki ayrı çeşme bulunmaktadırEdited by: onur
|
|
| 01-06-2008 07:21 PM |
|
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
GÖLPAZARI İLÇESİ
» Tarihçe
| 
|
İlimizin bulunduğu bölge, tarihte Trakya'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Trakya'ya geçen çeşitli toplumların uğrak yeri olduğu için, burada bir çok devlet, uygarlık kurulmuş ve yıkılmıştır.
Bu yörede ilk siyasi egemenlik kuran devlet HİTİT DEVLETİ olarak görülür. Daha sonra sırasıyla LİDYA DEVLETİ (M.Ö 1200), PERSLER (M.Ö 546), İSKENDER IMPARATORLUGU (M.Ö 334), ROMALILAR (M.S 52), DOĞU ROMA (BİZANS) DEVLETİ SELÇUKLU DEVLETİ yönetimine geçti.
OSMANLI BEYLIGI'nin kuruluş yıllarında,KÖSE MIHAL’MİN beyi olduğu HARMANKAYA tekfurluğuna bağlı idi. Daha sonra KÖSE MIHAL’MİN Müslüman olup OSMAN Bey’in hizmetine girmesiyle HARMANKAYA Bölgesi ile birlikte GÖLPAZARI toprakları da OSMANLI BEYLIGI'ne katılmış oldu. İlçemiz OSMANLI zamanında RESULSEL, DÖNEN, AKÇAOBA, AKÇAOVA gibi adlar almıştır. İlçenin OSMANLILARA katılmasında sonra güney yönünde bulunan gölün kenarında büyük bir kır pazarı kurulmuş ve bu yüzden GÖLPAZARI adını almıştır.
İlçede KÖSE MIHAL’MİN torunu MIHALGAZI tarafından (1416-1419) yıllarında TASLAN, MIHALGAZI CAMISI, HAMAM, ZINCIRLI KUYU yaptırılmıştır. Küçük yenice köyünün batısında SAKARYA nehri kıyısında ayak kalıntıları olan bir Taşköprü bulunduğu ve ISTANBUL - BAGDAT yolunun buradan geççiği söylenmektedir. OSMANLILAR döneminde çeşitli TÜRK eserleriyle süslenmiş olan GÖLPAZARI, BURSA (HÜDAVENDIGÂR) sancağı sınırları içinde BILECIK (ERTUGRUL) kazasına bağlı bir bucak iken, 1926 yılında BILECIK iline bağlı bir ilçe olmuştur.
Kurtuluş Savası yıllarında BILECIK yunanlılar tarafından işgal edilerek tamamen yakılıp yıkıldığı halde, düşman SAKARYA’dan bu tarafa geçememiştir. Fakat BILECIK Yunanlılar tarafından yakıldığında geceleri göklere vuran yangın alevlerinin ışıklarının GÖLPAZARI çevre köylerinden görüldüğü ve GEYVE BOĞAZI’NDAN ESKIEHIR - AFYON hattındaki cephede süren savaşlarınn top seslerinin İlçemiz köylerinden duyulduğu, o günleri yasayanlar tarafından anlatılmaktadır.
İlçemizden, Osman DOGU, Ismetpasa Camisi emekli imamı halen hayatta olan Tahir YURTTAS, Olucak köyünden İbrahim ARSLAN diğer Kurtuluş Savası gazileridir.
| 
Coğrafi Yapı
| 
|
İlçemiz Bilecik ilinin Kuzey Doğusundadır. Batı Karadeniz Bölgesi sınırları içindedir. Yüzölçümü 895 km2 'dir. Kuzeyde Sakarya İlinin Geyve ilçesi, güneyde Söğüt İlçesi, doğuda Bolu İlinin Göynük İlçesi, batıda Bilecik Merkez ilçe ve Osmaneli ilçesi ile komşudur.
Engebeli bir araziye sahip olan İlçenin büyük bir kısmı 500-1000 m. arasında değişen tepeliklerle kaplı olup, bunlar arasında GÖLPAZARI, KARAAĞAÇ ve YENİPAZAR ovaları bulunmaktadır. Gölpazarı ovası alüvyonlarla örtülü bir çöküntü ovasıdır. Dördüncü jeolojik devirde (Kuaterner) meydana gelmiş bir çöküntü havzasıdır. Etrafındaki tepelik alanlar, kuzey ve güneydeki kırık hatlarını ve yükselti alanlarını oluştururlar. Gölpazarı havzasının batı kesimindeki sığ göl 1-2 m. derinliğindedir. 1948 ve 1963 yıllarındaki D.S.İ. drenaj çalışmaları sonucu kurutulup kanal yapılarak sulu ve kuru ziraata açılmıştır. Ovada yer altı suyunu kullanan çok sayıda artezyen kuyusu vardır. Ova etrafındaki fay hatları ve horstlar çeşitli tepe ve dağ adları ile anılırlar.
İlçenin en yüksek yeri Gölpazarı ovasının güneybatısındaki Göldağı'nın Kurşunlu tepesi 1284 m.'dir. bu dağların batıya doğru uzatısında Meryem Dağı, Kuyulu Dağı, Paşa Dağı bulunur. Gölpazarı ovasının güneyinde ise Şahinler, Hasan Dağı Türkmen Sırtları, Harmankaya, Kuşcatepe, Ekser Doruğu, Sipahi Dağı bulunur. Ovanın güneydoğusundan başlayan Dokuz sırtları Göynük ilçesine kadar uzanır. Kuzeyde ise Sakarya nehrinden itibaren Kocadağ sırtları uzanmaktadır. Ova etrafındaki tepeler ve dağlık alanlar 2 nci Jeolıjik devrin jura bölümü ile 3 ncü jeolojik devrideki Alporojenezi esnasında oluşmuş, Alp dağlarının uzantısı olan genç kıvrım dağlarıdır.
İlçede az miktarda orman ve daha çok olarak da fundalık ve bataklıklar bulunmaktadır. Akarsu kenarlarında söğüt araçları, vadi içlerinde zeytin, fundalıklar içinde ıhlamur, kızılcık, maki ve diğer ağaç türleri ile step bitkileri vardır. Ova çevresi insanların ve keçi gibi ormanlara zarar veren hayvanların tahribi sonucu bitki örtüsü bakımından fakirleşmiş, bunun sonucu olarak büyük çaplı bir erezyon alanı durumuna geçmiştir.
Orman alanları içinde ve su kenarları ile ovalarda tavşan, bıldırcın, keklik, yaban ördeği, çulluk, tilki, kurt, yaban domuzu gibi av hayvanları vardır. Ancak avlananların çokluğu ve bilinçsiz avlanma keklik gibi bazı av hayvanlarının çok azalmasına yol açmıştır.
|
|
|
|
| 01-06-2008 07:26 PM |
|
|
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
PAZARYERİ İLÇESİ
İlçe Tarihçesi
Pazaryeri'nin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İlkçağlarda "BİTHİNİA" denilen bugün Bursa, Bilecik, Kocaeli topraklarını kapsayan bölgenin güney batı bölümünde yer alıyordu. Roma döneminde Anadolu'nun içinden gelip Bursa'ya giden Roma yolu Pazaryeri'nden geçerdi. Bu yolun geçtiği yerler halen yöre halkı tarafından "BAĞDAT YOLU" veya "İPEK YOLU" olarak bilinir. Roma döneminden kalma antik eserlere Firanlar, Ahmetler köyleri ve Doğanlar mevkiinde rastlanır.
Bizans döneminde, Pazaryeri "BİTHİNİA THEMAKİON" bölgesinde "ARMENO KASTRON" adı yerleşim birimiydi. Bu ismin anlamı "Ermeni Kalesi"dir. Fakat bu bölgede Ermeniler yaşamamıştır. "ARMENO" ismi Ahi dağlarının antik ismidir. Bu isim Anadolu'nun yaklaşık M.Ö. 3000-2000 yılları arasında yaşamış "LUVİ" halkının konuştuğu dilde "Aytanrısı Ülkesi"dir. Bizanslılar bu dağların geçit bölgelerine haberleşme ve gözetleme kuleleri yaptığı için bu ismi vermişlerdir.
Kayı aşireti 1132 yılında Söğüt'e yerleştikten sonra Ertuğrul Gazi'ye yaylak olarak verilen Domaniç yaylasına giden en kısa yol Pazaryeri'nden geçmekte idi. Osman Bey Osmanlı devletini kurduktan sonra İnegöl'e (ANGELO KOMA) ve verimli ovalara ulaşmak ve fethetmek amacı ile batıya yöneldi. "Ermeni Derbendi" denilen bugünkü Pazaryeri'nin civarından geçen yolu kullandı. Bu isim Osmanlılar tarafından Ahı dağında verilen "Ermenek" isminden geldiği sanılır. Adı geçen Söğüt-Bozhüyük'ten gelir "Karani Derbendi'nden (Bu derbent bugün Pazaryeri'ne bağlı Karaköy civarındadır) geçip Pazaryeri'ne vardıktan sonra Ahi Beli/Büyük Derbent/ Nazif Paşa köyü civarında Ahi dağını kuzeyden aşardı. Küçük Derbent/Bahçesultan köyünden geçerek Kurşunlu yolu ile İnegöl'e ulaşırdı. Osman Bey buraları fethettikten sonra III. oğlu olan Yahşi Pazarlu Bey'e iskan ve idare etmesi amacıyla Pazaryerini ve havalisini verdi. Bu bölgenin ismini Yahşi Pazarlu Bey kendi adını taşıyan "PAZARLUCUK" ismi ile değiştirdi. Bu isim zamanla "Pazarcık"a dönüştü.
Osmanlılar döneminde önemli ticaret ve askeri yolların üzerinde olduğu için Avrupalı seyyahlar Anadolu'ya giderlerken Pazaryeri'nden geçerlerdi. Ünlü Avusturya'lı seyyah Hans DERNSCWAM 1553-1555 yılları arasında Anadolu'ya yaptığı seyahat sırasında Pazaryeri'nden geçmiştir. Bunları şöyle anlatır: "...Pazargik'te bir mescit var. Burada yalnız Türk'ler oturuyor. Rum yok. Sağ tarafta yol kenarında büyük bir kervansaray gördük. Kervansarayın içinde orta kısmında 12 tane meşe direk var. Bu direkler taşlar üzerinde oturtulmuş. Bütün binayı taşıyorlar. 20 baca saydım. Kervansaray herkese açık. İçinde 150-200 at barınabilir...Pazargik (Pazarcık) sakin iki tarafı dağlarla çevrili güzel bir yer. Buarada üzüm yetişmiyor. Bir Rum bize ilerideki Rum köyünden bir tulum şarap getirdi... 19 Mart sabahı Pazargik'ten Boz Gywck (Bozüyük)'e dığru yola çıktık."17. yy'da İran seferine çıkan IV.Murat sadrazamı Kara Mustafa Paşa ordusu ile birlikte askeri yol üzerinde olan Pazaryerine uğramış ve konaklamıştır. Buraya kendi adını taşıyan cami ve külliyeyi yaptırmıştır. Fakat bu cami Yunan işgali sırasında yıkılmış yalnız tarihi minaresi kalmıştır. Caminin yerine yenisi yapılmıştır.
Pazaryeri 19. yy'ın sonlarına kadar Hüdavendigar (Bursa) livasına (vilayet) bağlı bir nahiye idi. 1852'de (H.1301) Pazarcık adı ile Ertuğrul (Bilecik) livası merkez kazasına bağlı nahiye merkezi oldu. Rumeli'den Kafkaslar'dan gelen göçmenlerin ve Yörüklerin buralara iskan edilmesiyle Pazaryeri'nin nüfusu artmış. Çok renkli ve gelişmiş bir kültür alt yapısı oluşmuştur.
Kurtuluş Savaşı zamanında Pazaryeri üç kez Yunan işgaline uğramış ve yıkılmıştır.
Miralay Ayıcı Arif Bey komutasındaki birliklerimizle yunanlı işgalcileri arasında kanlı çarpışmalar sonucunda 5 Eylül 1922 tarihinde Yunanlılar Pazaryeri'ni boşalttılar. Ancak çekilirken yakıp yıktıklarından Pazaryeri harabe halinde bırakılmıştır.
1926 yılında, yeniden yapılan idari taksimata göre, Pazarcık, Bilecik İli Bozüyük ilçesine bağlı bir bucak merkezi oldu. Pazarcık bucağı 1953 yılında Maraş ilinin Pazarcık ilçesi ile isim benzerliği ve bu benzerliğin çeşitli karışıklıklara sebep olacağı gerekçesi ile PAZARYERİ ismi ile ilçe merkezi oldu. 1974 yılında Eskişehir-Bursa karayolu üzerindeyken 1974'den sonra yeni açılan Mezit Boğazı ile kıyıda kalmış ve gelişememiştir.
İlçenin Coğrafyası
Pazaryeri ilçesi, Marmara bölgesinin doğusunda yer alan Bilecik ilinin küçük ve şirin bir ilçesidir. Doğusunda Söğüt ve Bozüyük, batısında Bursa'nın İnegöl ilçesi, kuzeyinde Bilecik merkez ilçe, güneyinde Bozüyük ilçesi ile çevrilmiştir. Yüzölçümü 399 kilometre karedir. İlçe, Marmara Bölgesinde yer almasına rağmen iklimi sert ve karasaldır. Ege ve Batı Karadeniz, ve iç Anadolu Bölgesi iklimlerinin zaman zaman etkilerini gösterdiği geçiş bölgesini oluşturur. İlçenin topografik yapısı engebeli ve dağınıktır. Yayla görünümünde vadiler içinde küçük düzlükler bulunur. İlçe merkezinde, Kireçlik Tepesi 890mt, batısında Ahı Dağı 1110 mt, kuzeyinde Esemen Sırtları (Dokuzöküz Dağları), güneyinde Ahı Dağının devamı Uzunçam, Karateke, Kertalan Sırtları 1000-1500 mt. arasında değişen yüksekliklere sahiptir. İlçenin rakımı 810 mt olup arazi yapısı doğuya doğru alçaktır.
İlçe arazisinin tarım alanı olarak kullanılan (12204 ha) bölümleri üç tarafı dağlarla çevrili bir ovadır. Ova içinde kuzey kısmını boydan boya geçen Sorgun Çayı, doğudan geçen Karasu Çayı ve bunları besleyen derelerden sulama olarak faydalanılmaktadır. Bu çaylar ve derelerin üzerine kurulan ve isimlerini kurdukları yerlerin adlarından alan Küçükelmalı, Bozaarmut, Esere, Kamçı, Sorgun, Ovacık, Sarnıç gibi göletlerin tarım arazilerinin sulanmasına ve yöre iklimine olumlu etkileri olmuştur.
Pazaryeri ilçesi arazisinin büyük bir kısmı (%87) ormanlarla kaplıdır.
İlçenin Sosyal Yapısı
İlçe Merkezinden ve Köylerinde yerleşim genellikle topludur.
Pazaryeri Kültürel faaliyetlerin en yoğun olduğu Marmara Bölgesinden yer almasına ve çok eski bir yerleşim merkezi olmasına rağmen geleneksel Anadolu kasabası görünümündedir.
Halkın en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ancak son yıllarda ilçemizde mevctu olan Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte sanayi yatırımlarının hız kazanması sosyal yaşama olumlu katkılar sağlamaktadır.
Ataerkil aile sisteminin gelekeneksel özellikleri yörenin en yaygın yaşam şeklini oluşturur. İlçe merkezinden büyük aile tipi çok az sayıda iken, daha ziyade çekirdek aile denilen Karı-Koca beraberindeki aileler çoğunlukta olup, büyük aileler kırsal kesimde biraz daha fazla görülmektedir.
Çağın ilerleyen hayat modeline uygun olarak ilçe merkezi ve kırsal kesimlerdeki giyim de aynı ölçüde çağdaş özellikleri ihtiva etmesine rağmen kadınlar sokak giysisi olarak boyundan ayak bileklerine kadar uzanan siyah pamuklu kumaştan FERACE denilen kollu ve bol elbise giymektedir. Yerine göre manto vazifesi gören bu giysi başa örtülen beyaz bir örtü ile tamamlanır.
Geleneksel beslenme şekli hala geçerlidir. Beslenmede tahıl ürünleri ilk sırada yer alır. Yöre halkının bir bölümü ekmeğini hala kendi pişirmektedir.
İlçenin Nüfus Durumu
2000 sayımına göre
| Merkez
|
6675
Köyler
|
6583
Toplam
|
13258
Eğitim (Okur-Yazarlık Durumu) İlçemizde oku yazar oranı %98 civarındadır.
İlçe merkezinde Anadolu Lisesi, Anadolu Kız Meslek Lisesi, Çok Programlı Lise, ve Sağlım Meslek Lisesi olmak üzere dört adet Lise; Demirköy ve Kınık Köylerinde iki adet İlköğretim okulu taşıma merkezi durumundadır.
İlçe merkezinde 1994 yılında eğitime başlayan Dumlupınar Üniversitesine bağlı Meslek Yüksek Okulunda Bilgisayar Programcılığı, Tekstil, Tekstil-Baskı, Kalite Kontrol ve Bilgisayar Uygulamalı Muhasebe (I. ve II. öğretim) bölümleri eğitime devam etmektedir. Halk Eğitim Faaliyetleri ise yılın belli aylarında açılan kusrlarla devam etmektedir.
|
|
| 01-06-2008 07:29 PM |
|
| |
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
İNHİSAR İLÇESİ
BÖLGESEL KONUMU
| BÖLGESEL ,KONUMU
|
|
İnhisar, Bilecik iline bağlı 7 ilçeden birisidir. Batı Anadolu bölgesinde bulunan Bilecik, aynı zamanda Marmara, Kar adeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği yerdir. İl Merkezinin doğusunda bulunan inhisar ilçesi kuzeyde yeni pazar, batıda söğüt ilçeleri, güneyde ve doğuda Eskişehir İli ile çevrelenmiştir.
İnhisar ilçesi bağlı bulunduğu Bilecik'e 56 km. Eskişehir'e de 78 km. mesafededir. Ancak her iki kente de ulaşmak için 28 km. uzaklıktaki Söğüt ilçe merkezinden geçmek gerekmektedir. İnhisar ilçesinin ticaret ve sosyal hizmetler konusunda, Eskişehir ile Bilecik'ten daha fazla ilişkisi vardır.
İnhisar ilçesi 8140 olan toplam nüfusu ile ilin en az nüfuslu ikinci ilçesidir. İnhisar gibi, 5970 toplam nüfusa sahip Yenipazar yerleşimi de 1989 yılında ilçe olmuştur.
İnhisar ilçesi nüfusu 1990 yılında D.İ.E tarafından yapılan genel nüfus sayımında 1626 kent, 6514 köyler olmak üzere toplam 8140 olarak belirlenmiştir. Ekim 1993'te yapılan araştırmaya göre ise 1410 olarak saptanmış ve 2000 yılında D.İ.E tarafından verilen bilgiler doğrultusunda ise merkez nüfus 2318 olarak belirtilmiştir.
|
|
|
|
|
TARİHİ GELİŞİM (BÖLGESEL)
|
|
|
Bilecik'te ilk Yerleşim İ.Ö 3000'den öncelere rastlamaktadır. Bilecik İ.Ö 1200' de Frig'lerin daha sonra satraplık olarak Pers'lerin egemenliği altına girmiş, Perslerin İskender ordularına yenilmesinden sonra Roma imparatorluğuna bağlanmıştır. Bu sürede Bilecik hem maden ticareti hem Trakya ve Anadolu arasında bir geçiş noktası olması nedeniyle, hızla gelişen bir yerleşim merkezi olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu'nun tohumları Bilecik'in Söğüt Kasabasında atılmıştır. Osmanlılar Bizans Başkenti karşısında yerleşmiş olmaları ve Orta Anadolu'dan Orta Anadolu'dan Bizans Başkentine giden yolları Osmanlı topraklarından geçmesi, beyliğin güçlenmesine yardımcı olmuştur. 1299'da Osmanlı topraklarına katılan Bilecik, Orhangazi döneminde Anadolu Eyaleti'nin Sultan önü Sancağı'na bağlı kaza merkezi olmuş ve uzun bir süre aynı statüde kalmıştır. Milli mücadele döneminde Bursa vilayeti'ne bağlı bir sancak olan Bilecik Yunanlılarca üç kez işgal edildi. 1924 yılında il olan Bilecik'in 1989 yılına kadar toplam altı olan ilçe sayısı sekize çıkarılmıştır.
|
|
|
|
|
TARİHİ GELİŞİM (İLÇE)
|
|
|
İnhisar yerleşiminin; Osmanlı Devletinin söğüt Kasabasına yerleştiği tarih olan 1299'dan daha eski tarihi vardır.
İnhisar ilçe merkezinde yaşlılarla yapılan konuşmalarda şu bilgiler alınmıştır; inhisar'a adını veren kentin güney doğusunda tepenin üzerinde bulunan bir mağara ve yakınında yapılmış olan kaledir.
Osmanlı İmparatorluğunu kuran Ertuğrul Gazi, Söğüt civarına geldiğinde İnhisar Beyinden de yardım almıştır. Selçuklu boylarından olan İnhisar halkı, Söğüt Kasabası ve Mihalgazi arasında Hıristiyanlarla savaşırmış. Yöre Halkı Kübak Çelebi isimli komutanın halk ile yaptığı görüşmeler sonucunda savaşa karar verdiğini ve kafirleri yendiğini anlatmıştır.
Osmanlı Devleti sonrasında İnhisar Beyliği Bursa'ya bağlanmış, o tarihlerde İnhisar'da duvar kalınlığı 125 cm olan büyük bir bina yapılmış. Söz konusu binanın temelleri eski ortaokul alanında görülebilmektedir.
Kentin güneydoğusundaki tepenin yamacında halen korunan bir tekke bulunmakta, bu tekke alanından Sakarya Nehrine kadar olan yamaçta duvar yıkıntıları bulunması, eski kentin bu alanda kurulduğunu göstermektedir.
Sakarya nehrini karşı yakasında da Ermenilerin bir han yaptırdığı, mallarının sattıkları, Akkum mahallesi karşısında da Yunan Evleri diye nitelenen bir yerleşim bulunduğu, yine İnhisarlılardan öğrenilmiştir. Tarpak ve Muratça'da da Rumlardan kalan kaya evler bulunmaktadır.
İnhisar kentini mevcut yerleşim alanının 1 850'li yıllarda kurulduğu sanılmaktadır. Ağaların mezarlığı diye adlandırılan güney bölgesinde bulunan mezarlık camiinin bu tarihlerde yapıldığı sanılmaktadır.
Merkez Camii 1890 yılında yapılmıştır. Kent 1990 yılında merkez camii arkasında gelişmeye başlamış. Şimdiki Cumhuriyet meydanından yamaçlara doğru yağ lekesi biçiminde gelişmiştir. O yıllarda üzüm şarapçılık kentin geçim kaynağıdır.
1890 ve 1930 yılları arasında yapılanmış bulunan bu bölgede organik bir sokak dokusu ve küçük avlulu evler bulunmaktadır. 1930-1960 yılları arasında kent ana ulaşım aksı boyunca ve yamaçlara doğru gelişmeye devam etmiştir. 1960-1970 yılları arasında ana ulaşım aksı altına nar bahçelerine doğru uzanan gelişme, tarım arazilerini daha fazla zedelemeden durmuştur. 1980-1993 döneminde de Söğüt yolunda düzenli konutlar ve idari ve sosyal tesisler kurulmuştur. Kent üzerinde yamaçlık arazilerde ise gece kondu şeklinde düzensiz yapılaşma gözlenmiştir.
İnhisar kentinin tarihi gelişimde vurgulanması gereken nokta, 1890-1930 yılları arasında yapısal dönüşüme uğrayarak, dikeyde gelişme eğiliminin oluşmasıdır.
Tarihi oldukça eski dönemlere rastlayan İnhisar kentinde tarihi eser olarak yapı veya aşan bulunmamaktadır.
|
|
|
|
|
NÜFUS
|
|
|
1990 genel nüfus sayımında Bilecik ilinin de dahil olduğu Batı Anadolu bölgesi 3.864.661 olarak belirlenmiş nüfusu ile Türkiye'nin en az nüf uslu bölgeleri arasındadır. Bölge, ülke nüfusunun %6.84'ünü barındırmaktadır.
Bilecik İli; Türkiye toplam nüfusunun %0.31'ini, Batı Anadolu nüfusunun da %4.54'ünü oluşturur. Türkiye genelinde nüfusun %59'u kentlerde yaşarken, Bilecik ilinde nüfusun %51.48'i kentli olarak görülmektedir.
Nüfus yoğunluğuna bakıldığında, Türkiye genelinde kilometrekarede 73 kişi iken Bilecik'te 52 kişi bulunmaktadır. Nüfus yoğunluğunun oldukça fazla olduğu Sakarya, Bursa, Eskişehir gibi illere komşu olan Bilecik'in bu durumu, oldukça engebeli olan coğrafi yapısı ve tarımsal ürünün niteliği ile açıklanabilir.
|
|
|
|
|
KENTSEL KADEMELENME VE ETKİ ALANI
|
|
|
Devlet Planlama Teşkilatınca yapılan "Türkiye'deki yerleşme kademelenmesi" çalışmasında; yerleşim merkezleri bir bütün olarak kullanım ihtiyaçlarına uygun mali hizmet, insan ve haber akımı sunmalarına, ayrıca mekansal ve ekonomik konumlarına göre kademelendirilmiştir.
Bilecik üst kademe tüm işlevler açısından İstanbul'un etkisi altında bulunmaktadır. 6. Kademe işlevler açısından da İstanbul ağırlıklıdır. 5. Kademe işlevlerde; bölgesel işlevler açısından il, Osmaneli ilçesi dışındaki bölümü Bursa ve Eskişehir'in ortak etkisindedir.
Diğer bir deyişle Bilecik ili hem Bursa'yı hem Eskişehir'i bölgesel merkez olarak kullanmaktadır.
Eskişehir'in son yıllarda gösterdiği gelişme ile, Söğüt, Bozüyük ve İnhisar ilçelerinin tümüyle Eskişehir'in etkisine girdiği söylenebilir. Kuzeydeki Osmaneli ilçesi ise Adapazarı ve İstanbul ile ilişkidedir.
Bilecik konum olarak ülkenin iki gelişmiş merkezi Bursa ve Eskişehir arasında yer aldığından ve bu kentlere olan hem fiziki hem de ekonomik mesafesi kısa olduğundan ilde güçlü merkezler doğmamıştır.
Ekonomik potansiyelin düşük olması ilde düşük alım gücü yaratmakta ve yaratılan talebi de, ekonomik ve fiziki mesafe olarak yakın büyük merkezler kullanmaktadır.
Bu nedenlerle il merkezi 4. kademe alt-bölgesel merkez niteliği kazanamamıştır. Bilecik sadece yakın çevresine hitab eden 3. Kademe yerel bir merkezdir.
Bozüyük, Söğüt ve Gölpazarı il merkezi ile eş kademede birer 3. Kademe yerel merkezdir. Pazaryeri ve Osmaneli ise ilçe olmalarına rağmen 3. ve 2. Kademe arasında birer ara kademe oluşturmaktadır.
Bilecik ilinde, DPT tarafından bu araştırma yapıldığında dört tane 2. kademe kırsal merkez saptanmıştır. Bunlar Bozüyük'e bağlı Dodurga ve Cihangazi, Gölpazarı'na bağlı Yenipazar ve Söğüt'e bağlı İnhisar'dır.
İnhisar ve Yenipazar 1989'da ilçe merkezi olmuşlar, nüfus bakımından önemli bir gelişme sağlayamamakla beraber, sunulan eğitim ve idari hizmetler düşünülerek 2. ve 3. kademe arasında bir kademe bulundukları söylenebilir.
|
|
|
|
|
KENTLEŞME VE YERLEŞİM DÜZENİ
|
|
|
Bilecik ilinde ulaşım olanakları, topografya ve sulanabilir alanların dağılımı, kentsel gelişmeyi ve yoğunluğu etkilemiştir. İl toprakları çok yüksek olmamasına karşın engebelidir. Eğim güneyde artarken, kuzeye doğru özellikle Sakarya vadisine yaklaştıkça azalır.
İldeki yerleşim birimleri topografik eşiklerin zorlamasıyla daha çok Sakarya ve Karasu vadilerinde sık ve büyük birimler olarak yoğunlaşmışlardır. Dağlık alanlardaki yerleşimler dağınıktır.
1990 sayımının sonuçlarına göre Bilecik ilinde nüfus yoğunluğu kilometre karede 41 kişiydi Aynı yılın Türkiye nüfus yoğunluğundan (73) oldukça düşük olan rakam yalnızca merkez ilçede 52'ye ulaşır öteki ilçelerin hiç bir bu ilin ortalama yoğunluğuna bile ulaşamaz.
Bilecik, İstanbul, Eskişehir, Ankara, ve Bursa'ya kara ve demiryolları ile bağlanmıştır. Osmaneli, Bilecik ve Bozüyük ilçeleri İstanbul-Eskişehir yolu üzerinde yer alır. İlin en büyük yerleşimi Bozüyük ilçe merkezidir.
İnhisar ilçe merkezi Sakarya nehri vadisinde ilin nüfus yoğunluğu en düşük olan bölgelerinden birinde, il merkezinin doğusunda konumlanmıştır. Yerleşik köyler arasındaki mesafede oldukça azdır.
|
|
|
|
|
MÜLKİYET DURUMU
|
|
|
İnhisar yerleşiminin halihazır haritaları üzerine İnhisar belediyesinden alınan, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından 1972 yılında yapılıp onaylana 1/1000 ve 1/2500 ölçekli mülkiyet haritaları işlenmiştir.
İlçe merkezindeki iki mahallede yoğun yerleşim dokusuna sahip olup, zafer mahallesinde ortalama parsel büyüklüğü 252,1 metrekare, Güner Orbay mahallesinde ortalama parsel büyüklüğü 306,3 metrekaredir.
Yerleşimde, ekilebilecek alanların tümü özel mülkiyettedir. Meralar hazinenin mülkiyetindedir. Çizelgene görülebildiği gibi İnhisar yerleşiminde belediye arazisi 23618 metrekare olup kentsel araziye oranı %9,89 dur. Kamu kuruluşlarının mülkiyetinde olan araziler toplamı 16 686 metrekare olup kentsel araziye oranı % 6,99 dur.
|
|
|
|
|
KENTSEL ARAZİ DEĞERİ
|
|
|
Ekonomisi tarıma dayanan yerleşimde arazi fiyatları toprağın verimliliğine göre değişmekte, D.S.İ.’nin yaptığı sulama kanallarının suladığı alanlarda 1,00 YTL/metrekare, Sakarya nehri yamacında kalan ve çoğunluğu nar bahçelerinden oluşan alanlarda 1.300 YTL/dönüm bulunmaktadır. Mahallelerde arazi fiyatları çok fazla değişmemektedir. Kentin içinde bir dönüm arazi 1.500-2.000 YTL bedelindedir. Kentsel gelişmenin Söğüt’e doğru ve yol boyunda olacağı tahmin edilmektedir.
|
|
|
|
|
ULAŞIM AĞI
|
|
|
Bilecik ilinde ulaşım kara ve demir yolları ile sağlanır. İldeki en önemli karayolu İstanbul-Eskişehir karayoludur. Eskişehir-Bursa karayolu da Bilecik sınırları içindedir ve Bozüyük ilçe merkezide bu yol üzerinde bulunmaktadır.

İstanbul-Ankara Demiryolu da Bilecik'ten geçer. İli kuzeyden güneye geçerek İstanbul'un tüm Anadolu ile ilişkisini sağlar. Kara ve Demiryolları il toprakları boyunca birbirini oldukça yakından izler. Ancak gerek yolcu gerekse yük taşımacılığında karayolu daha ağırlıklıdır.
İnhisar'a Eskişehir-Bursa yolu üzerinden gidiliyorsa Söğüt ilçe merkezine daha sonrada İnhisar ilçe merkezine ulaşılır. Asfalt kaplı olan bu yol 78 km. mesafededir. İnhisar'a Bilecik üzerinden de, İstanbul-Eskişehir yolundan Söğüt ilçe merkezine ulaştıktan sonra yine aynı yolu takiben gidilebilir. Bu yol ise 56 km. mesafededir ve asfalt kaplıdır. İnhisar ilçe merkezini ana yollara bağlayan güzergahlar Söğüt ilçe merkezinden geçtiği için İnhisar ve Söğüt yerleşimlerini ilişkileri yoğundur. İnhisar yerleşiminin önemli merkezlere uzaklığı şu şekildedir.
İNHİSAR-SÖĞÜT
: 28 KM.
İNHİSAR-ESKİŞEHİR (SÖĞÜT'den)
|
: 78 KM
İNHİSAR-BİLECİK
|
: 56 KM
İNHİSAR-ANKARA
|
: 310 KM
|
İNHİSAR- SAKARYA
|
: 158 KM
|
İNHİSAR-İSTANBUL
|
: 306 KM
|
İNHİSAR-BURSA
|
:150 KM
|
|
|
|
|
KÜÇÜK SANATLAR - SANAYİ
|
|
|
Yerinde yapılan çalışmalarda edinilen bilgilere göre İnhisar'da küçük sanatlarda çalışan 10 kişi bulunmaktadır.bu toplam çalışanlar içerisinde %1.58 gibi bir oranı oluşturmaktadır.
KÜÇÜK SANATLAR İŞ GÜCÜ ANALİZİ
|
İşletme Türü
|
İşletme No
|
Toplam Alan(m2)
|
Çalışan No
|
%
|
Demir Doğrama
|
2
|
174.5
|
2
|
20
|
Lastik Tamircisi
|
1
|
24
|
1
|
10
|
Marangoz
|
3
|
102
|
3
|
30
|
Kaynak Kaporta
|
1
|
48
|
1
|
10
|
Oto Tamircisi
|
1
|
14
|
1
|
10
|
TOPLAM
|
9
|
380.5
|
10
|
100
Yerleşimde bu tür fonksiyonların yer seçimi; büyük bir kısmında mülkiyet ile ilişkilidir. İşletme sahiplerinin evlerinin avlusunda veya zemin katlarda küçük sanat işletmeleri bulunmaktadır. Küçük sanat işletmelerinin daha çok tarım aletlerinin tamirine ve teminine yönelik olduğu gözlemlenmektedir. Ayrıca inşaatlarda kullanılan kereste, çerçeve ve kapı gibi malzemelerin yapıldığı ve temin edildiği küçük sanat işletmeleri de vardır. Bu işletmelerde malların temin edildiği yer Eskişehir ilidir. Kereste Eskişehir ili ve ormandan getirilmektedir.
|
|
|
|
|
TİCARET
|
|
|
Yerleşimde ticari merkez olarak gelişmiş, oldukça işlek bir meydanda, ka mu kuruluşları yanı sıra ticari fonksiyonlar da gelişmiştir. 1970'li yıllardan beri faaliyet gösteren ticari işletmeler bulunsa da 1985 yılında yapılan belediye dükkanları ile ticari yoğunluk artmıştır.
Eskişehir ve Bilecik ili merkezlerine uzaklığından ve ulaşımının z or olmasından dolayı kentte yaşayan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak ticari işletmeler gelişmiştir.
İnhisar ilçe merkezinde bulunan toplam 20 işletmenin 14'ü kira ve 6'sı mülktür. İşletmelerin büyük çoğunluğu belediye mülkiyetinde olan Cumhuriyet meydanında bulunan dükkanlardadır. İşletme sahipleri işletmelerinin yerlerini değiştirmeyi düşünmemektedir.
|
|
|
|
|
GELİR DÜZEYİ VE İŞSİZLİK
|
|
|
İnhisar ilçesinde soğan, marul, ıspanak, üzüm, ayva, incir, nar ve tahıl üretimi yapılmaktadır. Örneğin iyi sulanan alanlarda 7-8 dönüm araziden senede 10-15.000 YTL gelir elde edilebileceği söylenmiştir. Nardan sonra en çok getirisi olan ürün üzüm olup, kıraç arazilerde yetiştirilmektedir.
Yerleşimde, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ve kümes hayvancılığı ile uğraşan az olup, sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak için hayvan yetiştirilmektedir. Sadece hayvancılık yaparak geçinen aile bulunmadığı bildirilmiştir.
Ticaret işletmeleri sahipleri çoğunlukla kendi dükkanlarında bulunmakta ve çoğu işçi çalıştırmamaktadır.Aile bireylerinden yardımcı olanlar vardır.
İdari ve Sosyal kurumlarda çalışanların gelirleri asgari ücret üzerinden veya derece artışı ile belirlenmektedir. Yerleşimde taşımacılık ayrıca bir istihdam alanı olarak ortaya çıkmıştır. Kamyonlarla, meyve ve sebze taşımacılığı yapılmakta, alınan ürün İstanbul'a götürülmektedir.
İnhisar ilçe merkezinde İnşaat - Bayındırlık sektöründe çalışan 4 kişi bulunmaktadır. Yapı malzemeleri Eskişehir'den getirilmektedir. Sanayi sektöründe çalışan bulunmamaktadır. Yerleşimin ekonomik yapısını belirleyen, tarım sektörünün yanında, idari ve sosyal tesisler çalışanlarıdır. Sonuç olarak tarım sektöründe belirlenen mevsimlik işsizlik ve gizli işsizlik nedeniyle diğer sektörlere kayma eğiliminden söz edilebilir. Ancak tarım ile uğraşan nüfusun bir kısmının ürün toplama zamanı dışında vakitlerini boş geçirdiği söylenebilir.
|
|
|
|
|
TARIM VE HAYVANCILIK
|
|
|
Çalışan nüfusun % 74.96'sı bu sektörde çalışmaktadır. Tarım arazisinin % 90'ında meyvecilik yapılmakta, % 10'unda ise sebze ve tahıl yetiştirilmektedir. Arazinin iyi sulanan kesimlerinde nar bahçelerinin yoğun olduğu kıraç arazilerde üzüm ve tahıl yetiştirildiği gözlenmektedir. D.S.İ kanaletlerinin inşaatına 1986 yılında başlanmıştır. Kanalların bakım ve temizliğiyle D.S.İ. ye bağlı su kanal bakıcıları ve su tutucuları ilgilenmekte bunları köylüler ve muhtar denetlemektedir.
İnhisar ilçesi hali hazır harita sınırları içinde kalan 135.725 ha.tarım arazisinden 77,250 si mera niteliğindedir. D.S.İ. kanaleti ile sulanan ve doğal su havzasında bulunan 26.775 ha. arazide meyve üretimi, 12 ha yağışa bağlı kuru tarım arazisinde ise, üzüm, sebze ve tahıl üretimi yapılmaktadır. Yetiştirilen ve toplanan ürünler İstanbul, Ankara, pazarlarına gönderilmektedir.
Yerleşimde 1931 yılında kurulmuş olan Tarım Kredi Koopera tifi'nden alınan bilgilere göre kooperatifin Ekim 1993 tarihinde ilçe merkezinden 98, Karaağaç mahallesinden 26 olmak üzere kayıtlı toplam 124 üyesi vardır. Tarım Kredi Kooperatifi çiftçilerin tohum, tarım aletleri, küçük (el) traktörü, yem, gübre vb. ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Ortalama toprak büyüklüğünün 2.100 dönü olduğu yerleşimde çoğunlukla her ailenin toprağı bulunmaktadır. İnhisar ilçe merkezinde nüfusun %30'unun küçük (el) traktörü vardır. Yerleşimde yaşayanlar, tahıl ve sebze üretimini daha çok kendileri için yapmakta, fazlasını satmaktadır. Halk geçiminin büyük çoğunluğunu meyvecilikten sağlamaktadır.
Nüfusun az bir kısmı, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için hayvancılık, arıcılık ve ipek böcekçiliği ile uğraşmaktadır.
|
|
|
|
|
NAR YETİŞTİRİCİLİĞİ
|
|
|
Nar çok yıllık, çalı formunda bir bitki olup çok kuvvetli bir kök sistemine sahiptir.Bitki çok gövdeli ve sık dallıdır. Çiçekleri erkek-dişi ve erdişi olup küre şeklinde iri bir meyvesi vardır. üstten hafif basık olan bir ılıman iklim bitkisidir. Nar, C vitamini, demir ve potasyum yönünden zengin bir meyvedir. Tadı: Tatlı, mayhoş, ekşi gibi çeşitlidir. Nar bitkisinin adaptasyon kabiliyeti yüksektir. Genelde tropik ve suptropik iklim bitkisi olmasına rağmen,-10 C 'ye kadar dayanabilmektedir. Çeşitli iklim ve toprak koşullarında yetişip, bakımı kolaydır. Dalında uzun süre kalabilmesi ve depoda muhafaza edilebilmesi, pazarlaması için kolaylık sağlayan bir meyve türüdür. Ülkemizin bir bölümü narın anavatanı içinde bulunmakta ve üretimi yapılmaktadır.
|
|
|
|
|
FİZİKSEL YAPI VE ÇEVRESEL KAYNAKLAR
|
|
|
İklim : İnhisar ilçesi, Bilecik ili genelinde olduğu gibi, İç Anadolu Bölgesinin karasal iklimi ile Marmara bölgesinin denizsel ve ılıman iklimleri arasında bir geçiş iklimi niteliği taşımaktadır. Bilecik iline göre daha düşük kotlarda konumladığı için İnhisar ilçesi daha yumuşak bir iklim özelliği göstermektedir. Yerleşiminde kış aylarında dahi kar görülmediği yaz aylarının ise çok sıcak geçtiği yöre halkı tarafından belirtilmiştir.
İnhisar’a ait meteorolojik veriler bulunmadığından benzer özellik göstereceği tahmin edilen Bilecik iline ait veriler kullanılmıştır.
Jeomorfolojik ve Topoğrafik Veriler : İnhisar yerleşimi, Söğüt-Sarıcakaya ulaşım aksı üzerinde çok dağlık bir arazinin en düşük kotlarında konumlanmıştır. Topoğrafik eğim %5 ile %60 arasında değişim göstermektedir. Alanın çok eğimli olması nedeniyle yerleşimin gelişebileceği alanlar oldukça az olup, güney’de mezarlık batı’da Sakarya vadisinde bulunan Nar bahçeleri doğuda ise yüksek eğimle sınırlanmıştır. Yerleşimin genişleyebileceği tek alan Söğüt yolu üzeri ve yeni futbol sahası çevresi olarak görülmektedir.
Bitki Örtüsü : İç Anadolu Bölgesinin karasal iklimi ile Marmara bölgesinin denizsel ve ılıman iklimleri arasında bir geçiş iklimi niteliği taşıyan Bilecik ilinde dağlık alanlar genellikle koruluk durumdaki ormanlarla kaplıdır. İlin alçak ve düz alanlarında otsu bitkiler ve çalılılar görülür. İnhisar yerleşiminde, Sakarya ırmağı vadisindeki DSİ sulama kanalları tarafından sulanan alanlarda ayva ve nar bahçeleri, bulunmakta yağışa bağlı kuru tarım arazisinde, üzüm, sebze ve tahıl üretimi yapılmaktadır.
Toprak Kabiliyeti : İnhisar yerleşimi imar planı düzenlemesine veri olması amacıyla arazi kullanım kabiliyeti sınıfları ve şimdiki arazi kullanım şekillerinin tespiti Bursa Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır.
Etüt sahası, tepelik, yamaç karmaşık eğilimlidir. Yapılan etüde göre, arazilerin 95.750 metrekaresi %3–4 eğimli olup orta derinlikte (60-70 cm) orta derecede erozyon uğramış topraklardır. Geri kalan 1.451.500 metrekaresi orta, dik ve çok dik eğimli olup bu arazilerin 564.500 metrekaresi sığ (35-40 cm) ve 887.000 metrekaresi çok sığ (10-15 cm) derinliktedir. Bu araziler kumlu killi tın ve killi tın ve killi tın bünyeli, ve şiddetli derecede erozyona uğramış topraklara sahiptir.
İnhisar yerleşimi çevresinde, yağışa bağlı kuru tarım yapılan sulama arazileri, çok zayıf mera hüviyetinde araziler DSİ-Orta Sakarya Havzası Sulama Projesi alanında kalan ve sulanan araziler; üzerinde meyve yetiştirilen araziler ile yerleşime açılmış alanlar bulunmaktadır.
“Tarım Alanlarının Tarım Dışı Gaye ile Kullanılması” na dair yönetmeliğin öngördüğü şekilde toplam alanların 464.750 metrekare olan ikinci, dördüncü ve altıncı sınıf sulu tarım arazileri tarım dışı amaçla kullanılamayacak toplam alanı 12.000 metrekare olan ve dördüncü sınıf yağışa bağlı tarım arazileri ile yine toplam alanı 771.500 metrekare olan dördüncü ve yedinci sınıf araziler tapu kayıtlarında mera ise meralık vasfının kaldırılmasından sonra istenen amaçla kullanılabilecektir.
Planlama çalışmaları sırasında sulu bahçe niteliğinde olan ve üzerinde meyve (nar, ayva, üzüm) yetiştirilen alanlar hassasiyetle korunmuş, kentsel gelişme; kuru tarım arazilerinde ve mera alanlarında önerilmiştir.
Arazi Kullanım Kabiliyet Sınıfları : 154.725 ha. olan etüt sahasının arazi kullanım kabiliyet sınıflamasına göre dağılımı şu şekildedir.
Sınıflar
|
Kullanım
|
Alan (ha.)
|
%
|
2.Sınıf
|
Sulu Bahçe
|
9.575
|
6.19
|
4.Sınıf
|
Kuru Tarım
|
12.000
|
7.76
|
4.-6. Sınıf
|
Sulu tarım
|
36.900
|
23.84
|
4.7. Sınıf
|
Mera
|
77.250
|
49.93
|
7. Sınıf
|
Yerleşim
|
19.000
|
12.28
|
Toplam
|
-
|
154.725
|
100.00
Etüt alanının 464.750 metrekaresi DSİ Orta Sakarya Havzası Sulama Projesi içerisinde olup sulama kanalları altında kalan arazilerin 95.750 metrekaresi ikinci, 197.000 metrekaresi dördüncü ve 172.000 metrekaresi altıncı sınıf arazi kullanma kabiliyetindedir.
İKİNCİ SINIF TOPRAKLAR: Halihazırda sulu bahçe olarak kullanılan bu araziler orta derinlikte (60-70 cm) hemen hemen düz (%3-4) meyildedirler. Orta derecede erozyona uğramış topraklara sahiptir.
DÖRDÜNCÜ SINIF TOPRAKLAR: Halihazırda kuru tarım, sulu tarım ve mera olarak kullanılan bu araziler sığ toprak derinliğine (35-40 cm) sahip, orta meyildedirler. Şiddetli derecede erozyona uğramış topraklara sahiptir.
ALTINCI SINIF TOPRAKLAR: Halihazırda sulu tarım olarak kullanılan bu araziler, sığ toprak derinliğine sahip (35-40 cm) orta ve dik meyildedir. Şiddetli derecede erozyona uğramış topraklardır.
YEDİNCİ SINIF TOPRAKLAR: Halihazırda mera olarak kullanılan çok sığ (10-15 cm) toprak derinliğine sahip dik ve çok dik meyilde ve şiddetli erozyon derecesi olan topraklardır. Tuzluluk ve erozyondan doğan tehdit faktörleri vardır. Çok dik olan kısımları orman ağaçları dikimi için müsaittir.
Toprak-Su Genel Müdürlüğü'nün “Bilecik ili toprak kaynağı envanter raporu”ndan edinilen bilgilere göre de İnhisar yakın çevresindeki topraklar, hafif meyilde, sığ toprak derinliğinde, orta erozyon topraklar ile terk edilmiş araziler (bitkisel ürün getirmeyen) grubunda olup, bahçe ve kuru tarım kullanımlı araziler olarak görülmektedir.
Hidrolojik-Taşkın Etütleri-Su Kaynakları : Sakarya Nehri için özellikle bahar aylarında taşarak meyve bahçelerinin toprağını sürüklemesine rağmen Sakarya nehri ve nar bahçelerinin bulunduğu arazilerin harita sınırı içinde olmamasından dolayı taşkın etüdü bulunmamaktadır.
Yerleşimde, devamlı akış gösteren yer üstü suyu yoktur. Magmatik kayaçlar yer altı suyu taşımayıp, akifer nitelikleri de yoktur. Dolgu zeminlerinde de yeraltı suyuna rastlanmamıştır. İnhisar ilçe merkezi halihazır haritası üzerinde D.S.İ. tarafından yapılmış taşkın etüdüne göre, İnhisar kentinden geçen Çayağzı deresi kapasite olarak yetersiz olup bu kesime mücavir konumdaki sahalar derenin taşkın alanıdır. Bu alanlarda iskan düşünülmesi durumunda ekli haritada kesit detayı verilmiş olan taşkın tesisinin belediye tarafından önceden inşa edilmesi ve gelecekte yapılabilecek temizlik ve bakım-onarım çalışmalarında kullanılmak üzere deresin uygun bir sahilinde asgari 5 metre genişlikte yol şeridinin ayrılması gerekli görülmüştür. Orta Sakarya Vadisi sulamaları 1. aşama projesi sulama alanların iskana açılması D.S.İ. Genel Müdürlüğünce uygun görülmemiştir.İçme ve kullanma suyu 2 km güneydeki Kuru Dere mevkiinde küçük bursa kaynağından karşılanmakta, şehir şebekesine cazibe yoluyla gömme depodan verilmektedir. Ayrıca ihtiyaç anında kullanılabilecek nitelikte 5-6 km mesafede Hafızın Deresi kaynağı da vardır. Sular kaliteli olup cevap verebilmektedir.
Çevre Sorunları ve Görsel Değerler : Yerleşimde ve yakın çevresinde kirletici herhangi bir sanayi yatırımı bulunmadığı için bu anlamda bir çevre sorunu yoktur.
Kentin doğusunda bulunan meyve bahçeleri kentin görsel özelliği olan alanlardır. Kentin çevresindeki çıplak tepeler de dikkat çekmektedir. Yerleşimdeki yapılar dağınık ve orta kalitede bir görünüm sunmaktadırEdited by: onur
|
|
| 01-06-2008 07:31 PM |
|
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
İDARİ VE SOSYAL HİZMETLER
|
|
|
İnhisar ilçe müftülüğünde çalışan 2 kişi Resmi hizmetlerde sayılmıştır. İnhisar Sağlık ocağı, iki doktor, bir hemşire, iki ebe ve iki hizmetli ile hizmet vermekte, yerleşimde bulunan 4 camide ise 5 görevli bulunmaktadır.
İnşaat-Bayındırlık : İnhisar yerleşiminde inşaat sektörü diğer sektörlere göre daha az gelişmiştir. İnşaat malzemelerinin, yerleşimde bulunan marangozlar tarafından tarafından Eskişehir'den getirilerek temin edildiği, kerestenin ise hem Eskişehir'den hem de ormandan sağlandığı bildirilmiştir. İnhisar'da inşaat işi yaparak geçinen dört kişi bulunduğu beyan edilmiştir. Halk kendi evlerini veya müştemilat yapılarını malzemelerini alarak kendisi yapmakta, çoğunlukla biriket tuğla ve taş yığma, bir veya iki katlı evler yapılmaktadır.
Ulaştırma - Haberleşme : İstanbul - Eskişehir yolu üzerinde bulunan Bilecik ili öncelikle kamyon taşımacılığı yönünden önemli bir konumda olmasına rağmen, İnhisar yerleşimi taşımacılık sektörü bakımından oldukça geri kalmıştır. Sadece 15 kişinin çalıştığı bu sektörde İnhisar ve civarındaki tarım ürünlerinin, Ankara ve İstanbul pazarlarına nakliyesi yapılmaktadır.
İnhisar postanesinde çalışan 2 kişi de resmi kurumlar anketi ile tespit edildiğinden, resmi kurumlar bölümünde ve idari-sosyal hizmetler sektöründe kaydedilmiştir.
Sağlık Tesisleri : Yerleşimde Zafer mahallesinde 1570 metrekare büyüklüğünde bir alanda kurulmuş olan sağlık ocağı 1977 yılından beri hizmet vermektedir. Sağlık ocağında görevli 2 Doktor, 1 Hemşire, 2 ebe,2 hizmetli ve 1 sağlık memuru bulunmaktadır. İnhisar yerleşimden ve köylerinden de hastaların başvurduğu sağlık ocağında 1 adet yatak ve 1 adet cankurtaran bulunmaktadır. Herhangi bir kompleks vakada Söğüt ilçe merkezine gidilmektedir. Ancak Eskişehir ve Bilecik il merkezlerine olan uzaklık ve İnhisar’ın çevredeki bütün köy yerleşimleri için bir kırsal merkez olması nedenleri düşünüldüğünde daha kapsamlı bir sağlık tesisinin gerekebileceği düşünülebilir.
Resmi kurumlar İnhisar yerleşiminde çoğu resmi kurum, Cumhuriyet meydanı ve civarında konumlanmıştır. İnhisar kentinde belediye teşkilatı ve ilçe statüsünün kazanılması 1989 yılında gerçekleşmiştir. Bu tarihten sonra resmi kurum sayısında artış görülmektedir.

Askeri Tesisler : İnhisar ilçe merkezinde jandarma komutanlığı bulunmaktadır. Söğüt yolu üzerinde 3200 metrekare bir arazi üzerinde 4 ve 6 katlı, bir hizmet binası ve lojman vardır.
Dini Tesisler : İnhisar ilçe merkezinde bulunan 4 cami ve resmi kurum alanlarında belirtilmiş olan ilçe müftülüğü, kentte dini hizmet veren kurumlardır.

Ayrıca bunların dışında kentte 2 adet Belediye park ve çocuk oyun parkı mevcuttur.
|
|
|
|
|
MEKANSAL GELİŞMELER
|
|
|
İnhisar Kenti Sakarya vadisine bakan, bir tepenin batı yamacına kurulmuştur. Kentin oldukça organik sokak dokusu, pişmiş toprak veya yörede çıkan taşlardan yapılmış çoğunlukla iki katlı avlulu evleri vardır.
Cumhuriyet Meydanı şimdi kentin nüvesi ve aynı zamanda coğrafi merkezidir. Cumhuriyet meydanından yamaç boyunca mahalleler içine dağılmış organik ve karışık yollar en çok 7 metre genişliğindedir.
Konut birimleri en çok 5 ko nuttan oluşan küçük adalardır. Çıkmaz sokakları, organik dokudaki sokakları ve bir avlu çevresinde yerleşmiş konutlarıyla İnhisar tam iç Anadolu kentidir.
İnhisar yerleşiminde bahçe duvarları inşa edilerek konut, avlu ve özellikle küçükbaş hayvanların bulunduğu ahır ve depolar korunmaktadır.
Kentin hemen hemen tüm ticari fonksiyonları Cumhuriyet Meydanı çevresinde kümelenmiştir. 1989 yılında ilçe merkezi oluşundan sonra İnhisar’a gelen kamu kuruluşları da bu merkezi alanda yer seçmişlerdir. Ancak kent içerisinde sosyal ve idari tesisler için çok uygun alanlar bulunmaması nedeniyle Söğüt yolu üzerinde de r esmi kurum, eğitim tesisleri, askeri tesisler yer seçmiştir. İnhisar’ın en eski binası olan okul binası 1993 yılı başında yıkılmıştır. 1969 yılına kadar ilkokul olarak kullanılan bu bina Osmanlılardan kalmıştır. 1969 yılında kentin ulaşım açısından omurgasını oluşturan Söğüt-Sarıcakaya yolu altında bir ilk okul açılmış 1981 yılında da kentin dışında Söğüt yolu üzerinde bir lise açılmıştır.
|
|
|
|
|
KENTSEL ALAN KULLANIMI
|
|
|
İnhisar ilçe merkezi Sakarya Nehri vadisine bakan bir yamaç üzerine konumlanmış ve oldukça organik dokuda gelişmiş bir yerleşimdir. Kentte; Sakarya nehri vadisi yanında 1986 yılından sonra yapılmış olan D.S.İ. sulama kanalları sayesinde de, sulu tarım alanları artmıştır. İyi sulanan bu arazilerde meyve yetiştirilmektedir. Yerleşimin ana ulaşım aksı Bilecik, Söğüt - Sarıcakaya yoludur. Son yıllarda bu yol boyunca gelişme eğilimi bulunan kentte, oturan nüfusuna göre oldukça canlı bir ticari merkez oluşmuştur. İlçe merkezi olması sebebiyle resmi kurum ve eğitim kurumları da alan olarak yüksek bir orandadır.
İnhisar ilçe merkezine bağlı dört mahalle bulunmaktadır. Ancak Sakarya nehrinin karşı vadisinde bulunan iki mahalle ile fiziksel olarak kentsel bütünleşme mümkün olmayacaktır. İnhisar yerleşimi iki mahalleden oluşmaktadır. Sakarya nehri vadisi yamacında konumlanmış bulunan kent, kentin nüvesini oluşturan Cumhuriyet meydanı çevresinde gelişmiş, 1989 yılında İnhisar'ın ilçe merkezi ve belediye statüsüne kavuşturulmasıyla iki mahalleye ayrılmıştır.Edited by: onur
|
|
| 01-06-2008 07:32 PM |
|
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
İLÇENİN ADI : YENİPAZAR
BAĞLI BULUNDUĞU İL : BİLECİK
MAHALLE ve KÖY SAYISI : 4 Mahalle, 23 Köy
Mahalle Adları : Çöte Mahallesi, Osmangazi Mahallesi, Zafer Mahallesi, Yeni Mahalle
Köy Adları: Aşağıboğaz, Aşağıçaylı, Batıbelenören, Belkese, Caferler (&Ümitler Mah)., Danışment, Dereköy, Doğubelenören, Esenköy(&Tekeciler Mah.), Karahasanlar, Katran, Kavacık, Kösüre, Kuşça, Kükürt, Nasuhlar, Olucak, Selim, Sorguncukahlar, Tohumlar, Yukarıçaylı, Yukarıboğaz ve Yumaklı
c) İlçenin Nüfusu : 1890
d) İlçenin il’e Uzaklığı : 81 Km.
COĞRAFYASI
1- Yenipazar ilçemiz, Bilecik’in doğusunda, etrafı dağlarla çevrili çanak içinde, 285 Km2 alana sahiptir. Bilecik bölge olarak, Marmara Bölgesinde olmasına rağmen,Yenipazar ilçesi Karadeniz bölgesindedir.
2- Sınırları : Doğusunda Bolu (Göynük), Eskişehir (Sarıcakaya), Batısında : Önceki ilçemiz olan Gölpazarı, Kuzeyinde Bolu (Göynük), Sakarya (Taraklı), Güneyinde :İnhisar, Eskişehir (Mihalgazi).
3- Tarihçesi : :İlçemizin eski adı Kırka’dır. Kırka ismi nereden gelmektedir? Bir inanışa göre: Halkın kırk yerden toplandığını belirtmek için ” Kırka” denmiştir. Bir diğer rivayete göre ise kırk hane olduğu için bu isim konmuştur. Ancak ilk inanış gerçeğe daha yakın olduğu sanılıyor.Yenipazar, Osmangazi (1255-1324) tarafından Osmanlı Beyliği topraklarına katılmıştır. İmparatorluk döneminde iki mahalle 1000 haneden olduğu söylenmektedir. Bu kaynaklara göre:O dönemde Yukarı Mahallede Rum ve Ermenilerin, Aşağı mahallede ise Müslümanların yaşadığı belirtilmektedir. Azınlıklar Kurtuluş Savaşı sırasında Yenipazar’dan göç etmiş; onların yerine Yugoslavya’dan gelen göçmen soydaşlarımız yerleşmiştir. Yenipazar Cumhuriyetten önce Bolu’nun Göynük İlçesine bağlı iken. 1926 yılına kadar Söğüt'e bağlı kaldıktan sonra 1926 yılında Gölpazarı İlçesine bağlı bir bucak olarak yaşamını sürdüren Yenipazar, 3392 sayılı yasa ile ilçe statüsüne alınmış, 11 Ağustos 1988’de ilçe hayatına başlamıştır. 26 Mart 1989’da Belediyelik olmuştur. İlk Kaymakamımız Mevlüt BİLİCİ, ilk Belediye Başkanımız İbrahim DEĞİRMENCİ’dir.
4- Doğal Durumu : Yenipazar, etrafı dağlarla çevrili bir çanak içine yerleşmiş olup, genellikle engebeli bir araziye sahiptir. Ancak yerleşim yeri dahil Yukarıçaylı, Danışment, Selim çemberi içindeki arazi düzlüktür. Etrafındaki tepelerin yüksekliği 300-700 metre arasında değişir. En yüksek yeri güneyde 700 metre ile Döşkaya’dır. Bu dağın batısında: Çataltepe, doğusunda: Tamaşa Tepesi bulunur. Yenipazar üç bölgenin yerleşim yeri olduğu için her bölgeden payına düşeni almıştır. Ancak iklim olarak İç Anadolu’dan gelen kara ikliminin etkisi daha fazla görülür.
Akar, Durgun, Kuyu ve Yer altı suları: Akar suların en önemlisi Nardın çayı, Selim çayı ve Süzmen çayıdır. Bu sularımız kar suları ile beslendiği için kışın çoğalıp, yazın azalmaktadır. Rejimleri düzgün değildir. Nardın çayı belirli dönemlerde, Yukarıçaylı, Aşağıçaylı, Nasuhlar ve Danışment arazilerinin bir bölümünü sular. Selim çayı ise: Yukarıboğaz, Aşağıboğaz, Katran ve Selim Köyü topraklarının bir bölümünü sular. Ancak Süzmen çayından sulamada yararlanılmaz.
Selim çayı Göynük İlçesi sınırlarından doğar, Yukarıboğaz, Aşağıboğaz, Katran, Selim, Merkez,Yumaklı ve Karahasanlar Köyü sınırlarından geçip Gedik kayayı aşarak Harmanköy sınırlarından geçtikten sonra Koyunlu Köyü’nün yanından Sakarya Nehri’ne dökülür.
Nardın çayı, Sarıcakaya İlçesi sınırlarından doğar, Yukarıçaylı, Aşağıçaylı, Danışment, Nasuhlar Köyü sınırlarını geçerek Yenipazar’da Selim çayına birleşir.
Süzmen Çayı : Yenipazar sınırlarından doğar. Yenipazar’ın dışında Selim Çayına birleşir.

Yenipazar'ın içinden geçen Süzmen Çayı
- İlçenin yüksekliği ve iklime etki eden etmenler:
- İlçemizin rakımı 650 metredir. Yenipazar bir geçiş bölgesinde olduğu için İç Anadolu’nun kara iklimi, Marmara bölgesinden Akdeniz iklimini, Karadeniz bölgesinden Karadeniz iklimleri etki eder. Bu nedenle değişken bir iklime sahiptir. Pikniğe gidersin, akşama ıslanır da gelirsin.
- Isı, yağış, rüzgar, kış-yaz durumu ve bunlara insanların uyumu
- Yukarıda anlatıldığı gibi ilçemiz karışık bir iklime sahiptir. Ancak oran olarak kara iklimi daha çok hakimdir. Bu nedenle yaz ile kış, gece ile gündüz arasında belirgin sıcaklık farkı vardır. Yağışlar genellikle kışın ve ilkbaharda görülür. Ancak beklenmedik yağışlar harman zamanı çiftçiyi sıkıntıya düşürür.
İklime bağlı olarak karasal iklimin bitkisi olan tahıl ürünleri daha çok ekilir. Son 25-30 yıldır da şeker pancarı üretimi yoğun olarak yapılmaktadır. Su az olduğundan sebze üretimi ailelerin kendi gereksinimleri kadar yapılmaktadır.
Yenipazar'da kışların çok sert geçtiğini belirtmek için halkın dilinde bir tekerleme vardır: "Çöte'nin Kazı, Yenipazar'ın ayazı, Kuşça'nın beyazı, Dereköy'ün Topuzu, Akköy'ün yobazı, Muratça'nın papazı, Harmanköy'ün delisi, Belenin ayısı, Bedi'nin Eli'si, Kavacık'ın keli, Karahasanlar'da an kavgası, Yumaklı'da yan kavgası..." Kışları çok soğuk geçmesine karşın Yenipazar'da limonda (saksı-serada) yetistirilir.
Yazın Kuzeydoğudan esen poyraz, bundan 20 yıl öncesine kadar çiftçinin en büyük yardımcısı idi. Ancak modernleşme yolunda hızlı adımlarla ilerleyen çiftçimiz modern tarım araçları sayesinde rüzgarı beklemekten kurtulmuştur.
Kışın Güneybatıdan esen lodos sayesinde karlar erir, ilkbahar ve Kuzeybatı’dan esen karayel yağmurun müjdecisidir. Bununla ilgili yöremizde şöyle bir söz söylenir: “ŞAKANIN ARKASI DÖĞÜŞ, KARAYELİN ARKASI YAĞIŞTIR!” Aynı mevsimlerde Güneydoğudan esen keşişleme (Samyeli) ise halkın hiç istemediği bir rüzgardır; çünkü ekinleri olgunlaşmadan kurutur.
Bizim çocukluğumuzda yağmur duasına çıkarak ürünü kurtarmaya çalışan yöre halkı, artık yurt ve dünyadaki gelişmeye ayak uydurarak artezyen kuyuları açmış, sulama işini büyük ölçüde çözmüş durumdadır. Ayrıca Süzmen çayı üzerinde Döşkaya'nın eteklerine sulama göleti yapılması planlanmış olup, önümüzdeki yıllarda hizmete girmesiyle yöre ikliminin de değişmesi beklenmektedir.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
İlçemizin çevresi dağlarla çevrilidir. Orman dağların tepelerinde görülür. Adeta halkın acımasızlığından kaçmış gibidir. Karasal iklim hakim olduğundan doğal bitki örtüsü steptir.
- Doğal Bitkiler: Dağların tepesinde çam, meşe, ardıç, ıhlamur ve düzlüklerde step bitki örtüsü görülür.
- Kültür Bitkileri: Vişne, kiraz, kavak, ahududu, erik, armut, elma, dut ve bağ üzümüdür.
- Tahıl Bitkileri: Arpa, buğday, nohut, ayçiçeği, şeker pancarı.
- İnsanların Çevredeki Bu Bitkilerden Yararlanması: Yurdumuzun her yerinde olduğu gibi, maalesef Yenipazar’ımızda da orman bilgisizce tahrip edilmektedir.
Yenipazar Çayı'nda eskiden olmayan balık şimdi bol miktarda çıkmaktadır.
İklim olarak kara iklimi hakim olduğundan tahıl ürünleri ekimi baş sırayı alır. Daha önceleri yalnız yiyecek ihtiyacı için ekilen tahıl ürünleri bugün pazarlamak amacıyla çok fazla olarak ekilmektedir. Çiftçimiz daha fazla ürün almak için sertifikalı tohum kullanmaktadır. Son zamanlarda meyvecilik, bunlardan özellikle vişne dikimi hızlanmıştır. Yer yer ahududu dikimi de vardır. Sermayesiz ticaret olarak adlandırılan kavakçılık da yan gelir olarak yapılmaktadır. Yöremizde arıcılık yapan ailelerimiz bol miktarda para kazanmaktadır ama arıcılık pek fazla yaygın değildir. Daha önceleri ipek böcekçiliği yapmayan aile yok gibiyken, bugün sadece Kavacık Köyü’nde birkaç aile yapmaktadır. Hükümetlerin dışarıdan ipek ithaline izin vermesi sonucu koza para etmeyince ipek böcekçiliği bırakıldı ve dut ağaçları odun olarak kesildi.

Gedik Kaya'nın Karahasanlar Köyü'nden Görünüşü
Evcil, Yabani Hayvanlar ve bunlardan Yararlanma Durumları:
Yöremizde son zamanlarda besi hayvancılığı hız kazanmıştır. En çok da büyükbaş hayvancılığı yapılmaktadır. Kümes hayvancılığı daha küçük çapta, kişisel çabalarla yapılmaktadır. Yöremizde hayvancılığın gelişmesinde, İl ve İlçe Tarım Müdürlüğü'nün bilimsel desteği, Tarım Kredi Kooperatifi, S  : Yenipazar ve Çevre Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve T.C. Ziraat Bankası’nın katkıları büyüktür. Yenipazar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çiftçilere destek olmak için uzun vadeli damızlık inek vermektedir.

Yenipazar Kaymakamı Aykut PEKMEZ çiftçilere inek dağıtımında...
Çevremizde yabani hayvan olarak en çok domuz, kurt, tilki, tavşan bulunmaktadır. Bunlardan domuz çiftçiye büyük zararı olan hayvandır. Bununla savaşmak için zaman zaman av partileri düzenlenmektedir.
Yenipazarlılar Hayvanları Çok Sever
Uçan hayvanlardan kekliğin, kaçan hayvanlardan tavşanın nesli tükenmek üzeredir. Bunun nedeni ise bilinçli bir avcılığın olmayışı ve zirai mücadele araçlarıdır. Öyle ki avcılarımız, dağda nerelerde kaç tavşan ve keklik olduğunu söyleyebiliyorlar. Son zamanlarda Avcılar ve Atıcılar Derneğinin işe el atması sonucu daha bilinçli avcılık yapılması sağlanmıştır.
Yer Altı Zenginlikleri:
Yenipazar çevresinde zengin bir yer altı madeni yoktur. Nardın Yaylası, Kuşça Dağı ve Kavacık Köyü’müzde mermer çıkarılmaktadır. İlçemizde bir adet mermer fabrikası bu çıkan mermerlerin çok az kısmını işleyebilmektedir.

İlçemizdeki Mermer Fabrikasının sahibi Nezihi ALTIKULAÇ, Fabrikanın açılışında

ÜNTAŞ Mermer Fabrikası Müdürü MuratYAMAN
İlçemize ait Kükürt Köyü’nde kömür çıkarılmaktadır. Yöre halkı Kükürt’de ve komşu ilçe olan Göynük’e bağlı Himmetoğlu ve Köstekler Köyü'ne çıkarılan kömür sayesinde orman kıyımına az da olsa son vermiştir.
Toprak Kayması, Taşınma, Aşınma Durumları:
Yöremizde şimdiye kadar tehlikeli olarak adlandırılacak erozyon olayına rastlanmamıştır. Ancak Yenipazar konum olarak bir vadi içinde olduğu için önlem alınmazsa yakın bir gelecekte yukarıda bahsedilen tehlike kaçınılmazdır. Bunu göz önünde bulunduran Orman İşletme Müdürlüğü’nün başta okullar olmak üzere tüm kamu kuruluşları ile birlikte ağaçlandırmaya hız vermiştir. Selim Köyü yolu üzerinde özellikle öğrencilerimizin diktiği ve bakımını yaptığı bir orman bölgemiz vardır.
NÜFUS DURUMU
- İlçenin Nüfusu: İlçe Merkezinin nüfusu son sayımda 1892’dir.
- İncelenen Yerdeki Nüfusun Mesleklere Göre Oranı:
İlçemizin kendisi de bir köy durumda olduğundan ekonomiye tarım hakimdir. Bu nedenle çalışanların büyük bir kısma tarım ve buna bağlı hayvancılıkla uğraşır.
Yenipazar’ın ilçe olması nedeniyle devlet dairelerinde çalışanlar gittikçe yerli halktan oluşmaktadır. Kalan bölümün bir kısmı da esnaftır.
- Çalışan-Çalışmayan Sayısı, Bunların Yıllık Çalışmada Aile Verimine Etkisi:
Tarım kesiminde çalışan nüfusun hemen hepsi çalışmaktadır. Okul çağındaki çocuğun yazın kuzu otlatması, 70 yaşındaki bir dedenin torunlarına bakması da bir çalışmaktır.
Yerli memurlar bile yan gelir olarak küçük çapta tarımla uğraşıyor, dolayısıyla yörede ailedeki bütün bireyler çalışıyor. Artık bir kişinin çalışıp 10 kişinin yemesi olayı sona ermiştir.
- Evlenme-Boşanma Durumu:
Evlenmeler genellikle görücü usulü olur. Ancak evlenecek çiftlerin arzusu da alınır. Sıra şöyledir: Söz kesimi, Nişan, Çeyiz serme, Nikah ve Düğündür. Düğünlerde eski gelenek ve göreneklerin devam ettiği görülür. Başlık parası yoktur. Hiç arzulanmayan akraba evliliğine yer yer rastlanır. Boşanmalar çok seyrektir.
 .
Bilecik Eski Milletvekili Tayfur ÜN ve Züttü'nün İsmail Düğünde Oynarken
DÜĞÜNLER: Yenipazar'da yapılan düğünlerin diğer gelenekleri ve resimleri
Çöte Mahallesi'nin Güne doğusundaki Tamaşa mevkiindeki Selçuklu döneminden kalma Türbe ilgililerin gereken önemi vermesini beklemektedir.
Yenipazar’ın etrafı dağlarla çevrilidir. Çanak biçiminde bir vadiye yerleşmiştir. Ulaşımında olmayası ilk çağlarda insanlara güven vermiştir. Dışarıdan baskın olmayacağı için burada yaşayanların canları ve malları güven içinde olacaktır. Bu nedenle çok eskiden beri insanların yerleşim yeri olmuştur. Modern sulamanın olmadığı eski çağlarda Selim Çayı, Nardın Çayı ve Süzmen Çayı çevresindeki toprakları suladığı için bu topraklar daha verimli olmuştur. Bu da halkın buraya yerleşmesinin ikinci nedenidir.
Bundan 20-30 yıl önce halk buğdayını satmaya Eşeklerle gelirdi. Bu gün ise kamyonlarla halkın buğdayını almaya gidiliyor. Daha önceleri hak Buğdayını su değirmenlerinden öğütürdü. Şimdi ise zahireciden hazır un almaktadır. Daha önceleri halkın yağını insan gücüyle çevrilen yağ hanelerden temin ederlerdi. Şimdi ise yöremizde bulunan hazır fabrikadan almaktadır. Yenipazar’da bir tane küçük yağ atölyesi, bir de yağ fabrikası; bir adet de un fabrikası vardır. 4 Adet ağaç doğrama atölyesi vardır. İlçemizde kerpiç binaların yerini modern apartmanlar almaktadır. İmar planı uygulanmaya başlanmıştır. İlkokulumuz ve Lisemiz yeni ve kaloriferli binalarda hizmet vermektedir. Hükümet konağımızda hizmet vermeye başlamıştır.
Çevrede bulunan okul,cami, kitaplık,vakıf gibi kuruluşların kurulması gelişmesi ile ilgili tarihsel bilgiler bu kuruluşların çevreye etkileri ve bunun gelişmesi,son durum: İlk okul l928 yılında açılmış olup l940 yılına kadar 3 yıl üzerinden eğitim vermiştir. 1939 yılında yeni bina yapılmıştır. 191l yılından 1950 yılına kadar eğitmenler hizmet vermiştir. Daha sonra öğretmen kadrosu kavuşmuştur. 1994-1995 yılında 3 katlı kaloriferli binaya kavuşmuştur. Bundan önceki okul binası yıkılarak hükümet konağı yapılmıştır.
1970-1971 yılında lise eğitimine başlanılmıştır. 1998-1999 öğretim yılında ikinci İlköğretim okulu açılmıştır. Kültür bakımından bu okulların çevreye etkisi büyüktür. Çöte mahallesindeki caminin yapılış tarihini bilen yoktur. Osmangazi mahallesindeki cami 1960 yılında yapılmıştır. Merkez cami ise 1993 yılında yapılmıştır.
Yöremizde kitaplık ve kütüphane yoktur. Bir ara Bilecik ilinden gezici kütüphane gelmekteyken hükümetlerin kültür politikasına verdikleri önemden kaynaklanan “tasarruf genelgesi “ sonucu otobüse yakıt alınamadığından ilçemize gelmez olmuştur. Vakıf binası olarak ilçemizde bir tek Diyanet Vakfına ait hizmet binası mevcut olup Din görevlilerin lojmanı olarak kullanılmaktadır.
Çevremiz çok eskiden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı için yer altı gömüleri ve tarihi eserleri hakkında rivayet niteliğinde çeşitli söylentiler vardır. Ancak gözle görülen Dereköy civarındaki 1989 yılında izinli olarak yapılan kazı sonucunda lahit mezarlara rastlanılmıştır.
GELENEKLER:
Araç Alımı: Yenipazar çevresinde her yeni araç alan kurban keserek,mevlit okutur.
Nişan: Yöremizde nişanlar % 90 görücü usulü ile yapılır. Ancak evlenecek çiftlerin görüşü alınır. Daha önce evlenecek çiftler zifaf gecesine kadar birbirlerini tanımazken, şimdi her iki tarafında kesin görüşleri alınır.
Nişan nasıl yapılır: Önce erkek tarafı kız tarafına dünür gider, dünürlükler özellikle Cuma ve Pazar akşamları olur. “Bir vuruşla çam devrilmez” görüşü hakimdir. Genellikle ikinci ve üçüncü gidişlerde söz alınır. Nişan günü belirlenir, belirtilen günde erkek tarafı tatlı türünden hazırladığı yiyeceklerle birlikte kız evine gider. Orda yenilir içilir. Erkek ve kız bir arada olduğu halde yüzükler takılır, mutluluklar dileğiyle tören sona erer.
Düğün nasıl yapılır: Düğünler genellikle mevsim olarak güzün, kışın ve ilkbaharda yapılır. Gün olarak da Cumartesi ve Pazar günleri saptanır. Erkek ve kız tarafı düğün gününü birlikte kararlaştırır.
Düğünden bir hafta önce erkek tarafı köy halkına danışık yemeği verir. Bu yemekte düğünün nasıl yapılacağı, kimlerin hizmet edeceği, hangi köyün konak geleceği belirlenir. (Komşu köylerden birinin konak gelme olayı şimdi olmuyor)
Konak, köy düğününde söz sahibidir. Düğünde onların dediği mutlaka olur. Bu gelenek bugün unutulmuştur. Düğünlerimizin bir kısmı çalgılı, bir kısma mevlitli yapılıyorsa da, çalgılı düğün yöreye hakimdir. Cumartesi günü ikindi ezanından sonra düğün başlar, gece saat 22.00-23.00’e doğru konak ve diğer davetliler gelir; sabaha kadar eğlenceler devam eder. İkinci akşam gün batarken erkek evinin penceresinde çardak kurulur; bu olay gençlerin omuzlarının üstüne basarak pencereye kadar çıkmasıyla olur. Damattan ikram niteliğinde yiyecek ve içecek alınır. Yatsı namazından sonra damat dualarla getirilir ve gerdeğe girer. Pazartesi günü öğleye doğru düğün biter; nereden geldiği bilinmiyor ama bu günün adı “DUVAK”tır.
Ölüm: Kişi öldükten sonra hoca camiden sela verir. Herkes işini bırakarak cenaze namazını kılmaya gelir. Cenaze gömüldükten sonra 7 gün ölü evinde Kur’an okunur. 7. Günün sonunda gelenlere yemek verilir. 40. Günün sonunda da mevlit okutulur.
Ölümlerde bir de ıskat olayı vardır. İnanışa göre ıskat sonunda ölünün günahlarının bir bölümü af olunur.
Hıdrellez: Mayıs ayının 6’sında başlar ve bir ay boyunca devam eder. Bu süre içinde belirtilen zamanlarda köyler birbirlerini davet ederek pilav yedirirler. Ayrıca İstanbul Bilecikliler Derneği'nin her haziran ayının ikinci Pazar günü düzenlediği hıdrellez şenlikleri tüm Bileciklileri bir araya getirir.
Daha önce Hıdrellez şenliklerinde güreş müsabakaları düzenlenirdi. Ancak bu güzel geleneğimiz bugün unutulmuştur. Son zamanlarda ilçemizde düzenlenen Kaymakamlık Futbol Karşılaşmaları yapılmaktadır.
Çevrenin Tarihi İçinde Çevre Halkının Geçirdiği Yangın, Deprem, Sel Gibi Felaketler ve Bunlar İçin Varsa Alınmış Tedbirler:
Yenipazar yöresinde genellikle orman yangını olmaz. Ev yangınları ise genellikle kışın olur, bunun da nedeni dikkatsizliktir. Yaz mevsiminde yer yer harman yangınına rastlanır.
Yöremizde biçer döverin girmesi sonucunda son zamanlarda anız yakma sonucu meydana gelen yangınlar da olmaktadır. Ancak şu ana kadar yangınlarda hiçbir can kaybı olmamıştır.
Belediyenin iki itfaiyesi, yangınlara karşı her zaman hazır durumda beklemektedir.
Şimdiye kadar sel, çevremiz için önemli bir felaket olmamıştır. Şimdiye kadar selden ölen kişi sayısı 3-5 kişidir. Ancak selin toprağa verdiği zararı önlemek için Nardın çayı çevresine beton duvar yapılmıştır.
Yenipazar’ımız bölge olarak deprem bölgesinde olduğu için yörede olan depremlerden etkilenmektedir. Evlerin genelde ahşap ve tek katlı olması can kaybını önlemektedir. 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Marmara depreminden ilçemiz de etkilenmiş, 30 kadar eve hasarlı ya da az hazarlı raporu verilmiştir. Bu son depremde mal ve can kaybı meydana gelmemiştir. İlçemizde bir yıldan bu yana imar planı uygulanmaktadır. Bu plan gereği de depreme dayanıklı binalar yapılmaktadır.
Yöre Halkından Kurtuluş Savaşına Katılanlar: Yöremizde savaşa katılanlar hayatta değildir.
Camilerimiz %90 oranında halk yardımıyla yapılmıştır. Yöre halkı çevrede yapılan devlet binalarına da gerek yer tahsisi, gerekse iş gücü olarak elinden gelen yardımı yapmaktadır.
Köylerimizde angarya ve imece usulü köyün bir çok ortak sorunu çözümlenmektedir.
|
|
| 01-06-2008 07:43 PM |
|
onur
Admin
      
Mesajlar:
9,898
Katılım: Dec 2007
|
Bilecik ili ilçelerimiz
EKONOMİK DURUMU
- Çevrenin Başlıca Gelir, Geçim Kaynakları :
Çevrenin geçimi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Yöre halkı çağa ayak uydurmuştur. Hayvancılık modern besihanelerde yapılmaktadır. Bu çalışmalara T.C. Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifi ve S.S. Yenipazar ve Çevre Köyleri Kalkındırma Kooperatifi büyük destek olmaktadır.
Yörede bir adet mermer fabrikası, bir yağ fabrikası ile bir un fabrikası bir de süt mandırası vardır. 4 Adet ağaç doğrama atölyesi vardır. Bir de küçük sanayi sitesi vardır. İki adet akaryakıt istasyonu mevcuttur.
-
Yöre Dışında Çalışarak Evini Geçindirenlerin Seçtiği İş Kolları:
Dışarıda çalışanların büyük bir çoğunluğu fabrikalarda çalışır. İkinci sırayı memurlar almaktadır. Üçüncü sırada ise sıvacı ve boyacılar vardır. Özellikle Belkese, Belenören ve Yukarıboğaz Köyü’nde sıvacı, Kösüre Köyü’nde boyacı çoktur.
-
Çevrede Gelişen El Sanatları:
Halk Eğitim Merkezi öncülüğünde biçki-dikiş kursları düzenlenmektedir. Köylerimizde düzen denilen küçük ev tezgahlarında kadınlarımız bez dokurlar.
-
Çevre Halkının Her Mevsimde Yaptığı İşler:
Çiftçilik, ziraat, besicilik, inşaatlarda ustalık.
-
Çevrede Ekilen ve ekilmeyen topraklar ve bunların yüzde oranları, ekilenlerde verim miktarları:
Çevrede toprakların yaklaşık %80-90’ı ekilmekte, verim ise ortalama 1’e 20 ‘dir.
Önceleri 1’e 3 veren toprak, çiftçimizin modern tarım aletlerini kullanması, ilaçlama-gübreleme yapması ve sertifikalı tohum kullanması sonucu 1’e 30’a kadar çıkabiliyor.
-
Çevrede topraktan verimin artması amacı ile ne gibi gelişimler de bulunulduğu, ne gibi sonuçlar alındığı:
Gübreleme, tarım ilaçları ve makineleri kullanılmakta ve toprağın durumuna göre ekim yapılmaktadır. Bu da verim artmasında olumlu bir etken olmaktadır, ancak akarsu boylarındaki topraklarımız ve yer yer açılan artezyen kuyularımız dışındaki toprakların büyük bir bölümü sulanamamaktadır.
-
Ürünlerin Elde Edilişi ve Pazarlama Durumları:
Genelde kendi çabaları ile ürünler toplanır. Büyük çapta ürün eken kişiler işçi de çalıştırırlar. Önceleri ekin biçmek için 15 ve 20 işçi tutan köylümüz bugün ona verdiği paranın %20’si kadar bir para ile aynı işi biçer dövere yaptırmaktadır. Üreticimiz tahıl ürünlerini ilçede bulunan zahirecilere satar.
Besi hayvancılığı gelişmiştir. Tüccar bazen köylünün hayvanını ayağında alır, bazen de köylümüz kendisi kesime götürür. Köylümüzün sütlerini ise süt mandırasının kiraladığı arabalar toplar.
-
Yakacak, Konut, Giysi, Günlük Gereksinimlerin Karşılanması, Araç Gereçlerin Sağlanması,
Yakacaklarını arazilerinden meyve ağacı keserek, bir kısmı kaçak orman odunu getirerek sağlarlar. Çevremizde çıkan kömür bu ağaç kesimini büyük ölçüde önlemiştir. Yöremizdeki memurlar hariç herkesin konut ihtiyacı giderilmiş durumdadır. Ancak kiralar, kiracı ve ev sahibi arasında bir sözleşme olmadığından her yıl bitiminde yeni kira belirlenirken sorunlar çıkar. Erkeklerin giysileri Atatürk’ün Kılık Kıyafet Devrimi ile getirdiği yeniliklere uygundur. Ancak kadınlarımız kendi dokudukları don veya şalvarı giyerler, başlarına da örtü örterler; modern giyinen kadınlarımız da vardır. Yenipazar’ımızda esnaf azdır. 4 zahireci, 2 Gübre Bayii, 2 akaryakıt istasyonu, bir tanesi içkili 5 lokantası, 7 kahvesi, 2 Nalburu, 4 tuhafiyecisi, 3 Tekel Bayii, 8 Bakkalı, 1 Arzuhal Bürosu vardır.
-
Aile Bütçesi Durumu, Köy Bütçesi ve Bunlarla İlgili Sorunlar:
Aile bütçesi genellikle düşüktür fakat ayağını yorganına göre uzatmasını bilen halkımız, giderini de bütçesine göre ayarlamasını bilmektedir. Köy bütçesi özel idare tarafından belirlenir. Kalan kısım da köy ihtiyar heyetinin aldığı kararla köy halkından salma olarak toplanır.
-
Çevrenin para ihtiyacının para ihtiyacının nasıl karşılandığı, çevre halkına kredi açan kurumların çevre kalkınmasında oynadığı olumlu olumsuz etkiler:
T.C. Ziraat Bankası, besicilik ve traktör kredisi vermektedir. S.S. Yenipazar ve Çevre Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, tohum, yem ve nakit para vermektedir. Yenipazar Tarım Kredi Kooperatifi ise tohum, gübre, yem, tarım alet ve ekipmanları, ilaç, mazot ve nakit kredi vermektedir. Zaman zaman krediyi amacına göre kullanmayıp da ödemekte zorluk çekenler de olmaktadır.
-
Çevre Pazarlarının Nerede Bulunduğu, Halkın bu pazarlarla ilişkilerin neler olduğu:
Çarşamba günleri ilçemizde Pazar kurulur, Salı günleri komşu ilçemiz olan Gölpazarı’nda Pazar kurulur. Yöre halkı bu pazarlarda gerekli alış-verişini yapar.
-
Yörede Daha iyi düzeyde yaşamak için yapılan çabalar:
Her yerde olduğu gibi yöremiz halkı da çağa ayak uydurmaktadır. Artık sarı öküzün yerini traktör, döven ve harman makinesinin yerini biçer döver almıştır. Tarım ve hayvancılığın gelişmesiyle İlçe merkezi ile köyleri arasında yaşam farkı kalmamıştır. Bugün köy halkımız artık herhangi bir şehirli gibi televizyonunu uydu yayınından izleyebiliyor, yemeğini buzdolabına koyup tarlasına götürebiliyor, çamaşırlarını makinede yıkayabiliyor.
KÜLTÜREL DURUMU
İlçemizde halen bir tane Çok Programlı Lise, Atatürk İlköğretim Okulu ile 1998-1999 öğretim yılında açılan 75. Yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulu vardır.
İlçemizin bütün köyleri taşımalı eğitim kapsamına alındığından okullarımız eğitim öğretim açısından yetersizdirler. (Okullarımızda yemekhane, laboratuvar, kütüphane, toplantı salonu ve spor salonu yoktur.)
Çevrenin okula karşı ilgisi :
Okula karşı ilgisi iyi olup ellerinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışmaktadırlar. Velilerin katkısı ile okulumuza bir televizyon, bir bilgisayar alınmıştır. Bunun yanında Yenipazar Halkı istemesini bilirsen gerek maddi gerekse manevi desteğini hiçbir zaman okuldan esirgemez. Çağdaş eğitimde bilgisayarın yeri yadsınmaz ancak ilköğretim okullarında maalesef öğrencilerin yararlanacağı bilgisayarlar mevcut değildir.
6. Okulun ders araçları nelerdir. Daha başka neleri edinmesi gerekir:
Taşımalı eğitim gereği köy okullarındaki ders araç gereçleri de okulumuza geldiğinden hayli fazla fen dolabı, yazı tahtası ayrıca harita ve levhalarımız vardır. Bunun yanında video, slayt makinesi, tepegöz ve deneylerin yapılabileceği laboratuvar ile spor ve toplantı salonuna ihtiyacımız vardır.
7. Okula öğrenci devam durumu ve nedenleri:
Okulumuza alışkanlık haline gelmiş bir devamsızlık yoktur. Ancak taşımalı eğitimden gelen öğrenciler hava şartlarının çok elverişsiz olduğu durumlarda (Kavacık, Karahasanlar ve Doğubelenören) nadiren 1-2 gün gelememektedirler.
8. Çevrede açılan okuma odası,kütüphane, Halk Eğitim Merkezi kursları ve bunların yaşayışa etkileri nelerdir:
İlçemizde kütüphane yoktur. Köylerimizin bazılarında okuma yazma odası vardır. Bu da sadece görünüşten ibarettir
Halk Eğitim Merkezinin düzenli kursları vardır. Buraya giden kursiyerler dikiş nakış, örgü, konularında hayli beceri sahibi oluyorlar, öğrendiklerini yan gelir olarak kullanıyorlar.
Okulun toplum kalkınmasında çevreye etkileri:
Okulun çevre bireylerinin bilgisini, kültürünü artırdığı bir gerçektir. Bu nedenle çeşitli suçların (hırsızlık, cinayet, tecavüz, gasp vb.) çok az görüldüğü, ekonomik yönden çevre halkına katkısı büyüktür. Eğitimin öğrenmeyi kolaylaştırdığı bir gerçektir. Bu nedenle çevre halkı yeni mesleklerine çabucak adapte olmaktadır. Tarım traktörle yapılabiliyorsa,sertifikalı tohum kullanılıyorsa,aşılı fidanlar seçiliyorsa, açık besihaneye geçildiyse bunda eğitimin etkisi küçümsenemez.
Çevrenin Eğitim Aracılığı İle Kalkındırılmasında Okulun İzlediği Bir Plan ve Program Bulunup Bulunmadığı, Varsa Nasıl geliştirileceği:
Eğitim, Öğretim diğer okullara (Anadolu Lisesi, DPYO vb,) girme oranının yükselmesi için açılan kurslar vardır, kursların ücretlisi yoktur. Teşvik edici şekilde öğretmenlerimiz tarafından yapılmaktadır.
Kahvehane, sinema gibi vakit geçirmeye yarayan yerlerin halkın eğitimi üzerinde oynadığı olumlu ve olumsuz etkiler.
Yenipazar’ımız nüfusunun az olmasına rağmen 7 tane kahvehaneye sahiptir Bu da Yenipazar’ın işsizliğini göstermektedir. Çünkü bir memlekete kahvehaneler ne kadar dolu ise işsizlik oranı da o kadar fazladır. Televizyon yaygınlaşmadan önce 200 kişilik salona sahip sinemamız varken, bugün yoktur ve halk bu ihtiyacını evlerdeki televizyonlardan ve videolardan karşılamaktadır. Belediyenin aldığı çanak anten dışında halkın çoğunda da çanak anten olduğu için bütün yayınları izleyebilmektedirler. Özellikle televizyonlardaki kalitesiz film ve diziler küçüklerin üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Hem çocukların konuşması bozulup hem de davranışları bozulmaktadır.
Çevrede çeşitli düzeydeki okullar,bunların mezun ettiği öğrenci sayısı ve oranları ve bunların davranış farklılıkları:
Yalnızca Çok Programlı Lise vardır, yılda ortalama 20-25 öğrenci mezun olmaktadır.
Çevrede toplumun kültürünü yansıtıcı, hikaye,masal, bilmece, Ata sözü, menkibe, mani, ağıt,destan folklor gibi türlerin toplanması ve değerlendirilmesi:
Çevrenin tarihçesi bölümünde kuruluşu ile ilgili hikaye anlatılmıştı. Masallar ise yurdumuzda bilinen Keloğlan masallarıdır. Bu masallar ve bilmeceler, televizyon ve radyonun olmadığı dönemlerde halkımızın büyük bir eğlence kaynağıydı. Nineler ve dedeler torunlarını etrafına toplar onlara masal anlatırlar, nine bir varmış bir yokmuş diye başladığı zaman, çocuğun ayağından çorabını çıkartsan duymaz, oturduğu yerden alıp başka bir yere oturtsan onu da duymaz masallar çocukların anlama ve anlatma yeteneklerini geliştirirler. Bilmeceler ise zekanın gelişmesinde büyük rol oynarlar. Yörede sorulan bilmecelerden birinde;
Örnek: a) Yer altında yağlı kayış (Yılan)
-
Ağacı oymuşlar içine dünyayı koymuşlar (Televizyon)
-
Yer altında kilitli sandık (Mezar)... bunları saymakla bitiremeyiz.
Ata sözlerimiz yöresel değildir. Bütün yurtta söylenen Atasözleri Yenipazar’ımızda da söylenir. Birkaç tane örnek verelim.
Sakla samanı gelir zamanı, samanın varsa Marta koy, yoksa sarı öküzün derisini arda koy, gibi
Yenipazar’ımız mani bakımından zengindir. Çünkü yurdumuzda söylenen bütün manilerden burada da söylenir. Kına gecelerinde, düğünlerde ve özel günlerde, kadınlarımız bunlarla eğlenirler. İşte zifaf gecesi sabahı damak kaldırma manisi: Erkekler çalgı eşliğinde damadın avlusuna gelirler ve çalgı ile birlikte şu maniyi söylerler:
Yöremizde söylenen türküler:Yenipazar’ımızda Edirne’deki yüksek tepelere ev kurmasınlar türküsünden tutun da, Diyarbakır etrafında bağlar var türküsüne kadar bütün yurt türküleri de söylenir. Ancak yöremizin adını taşıyan şu türkülerimiz de vardır:
Oyunlarımız: Kadınlarımız önceleri yalnızca def’le çalar ve kendileri söyleyerek oynarlardı, yörede oynanan oyunların adları şunlardır; Bilecik karşılaması, Söğüt’ün erenleri, çifte telli, düz hava,zeybek,harmandalı vb.
Atasözleri:
Ağzının tadını bilsen, cebinde keş taşırsın.
Of demek, ah demeye yakındır.
Eşek hoşaftan ne anlar.
Deyimlerimiz:
Cızlamı çekmek: Kaçıp gitmek,(Benden parayı aldı,cızlamı çekti)
Yanıbaşımdan asılmak: Yapacağı işe engel olmak, (Dilenci torbası gibi yanı başından asılma)
AİLE DURUMU
-
Çevredeki aile bireyleri,bunların birbirine bağlılıkları:[/b]
Çevremizde ataerkil aile düzeni hakimdir. Bununla beraber eski sertliğini yitirmiştir. Gençler artık söz sahibidirler. Kendi başlarına alım-satım yapabilirler. Ancak bu durum ana ve babaya saygıyı yitirmemiştir. Bilakis bu tip gençler anne ve babalarına daha saygılı davranmaktadırlar.
- Kadının aile içindeki yeri ve değeri:
Tarihi incelersek Türk Ulusu'nun hiçbir zaman kadına değer vermediğini göremeyiz, öyleyse kadına değer verme Türk olmanın bir özelliğidir.
Bu özellik yöremizde de en güzel kendini göstermektedir. Kurtuluş savaşında erkeği ile omuz omuza savaşan Türk Kadını şimdi de tarlada yan yana çalışmaktadır.
Her ne kadar erkek ve kadın bayramlaşmaz diyenler varsa da, bunlar bu güzel özelliğimizi yok etmek isteyenlerdir. Yöremizin ne erkeği ne de kadını buna önem vermez. Dilerim bizi biz yapan bu güzelliğimiz sonsuza kadar devam etsin.
- Akrabalar arası evlenme durumları,bunların ortaya çıkarttığı sonuç:
Kendi aralarında onaylamadıkları halde akraba evliliği yapılmaktadır. Fakat eski özelliğini kaybetmiştir. Önceden mal bölünmesin düşüncesi ile yapılan bu evlilik artık önemini yitirmiştir. Yöremizde bu evliliklerin sonucu olarak zeka geriliği, sağırlık,arazlık gibi hastalıklar görülmektedir.
- Ailede iş bölümü durumu:
Kadın erkek ayrımı gözetmeksizin gerektiğinde tüm işlerini ortaklaşa yapabilmektedirler. Kadınımız çift sürer gerekirse davar da güder.
- Akrabalık ve komşuluk ilişkileri:
Komşu komşunun külüne muhtaçtır sözü hakimdir, gerek ölüm gibi, kötü günlerimizde gerekse düğün gibi iyi günlerimizde komşular tasayı da sevinci de paylaşırlar ancak teknolojinin getirdiği yoğun çalışma hızı bu güzel geleneğimize duyulan ilgiyi biraz da olsa azaltmıştır.
- Çocuğun aile içindeki yeri:[/b]
Çocuk, aile içindeki layık olduğu değer ve sevgiyi bulur, çünkü çocuk geleceğin garantisidir. Ailenin soyunu devam ettirecek kişidir. Çocuğun eğitimi için her türlü güçlüğe katlanılır. Genelde aileye düşen çocuk sayısı üçtür.
Ancak bunun gibi dört ve daha fazla çocuk sahibi olan örneklere de rastlamak mümkündür. Yoksulluk yüzünden Kösüreli Kaymakam (!) tüm çocuklarını evlatlık verdi.
Ayrıca Horoz Ali (Yıldız) gibi 8 çocuğu her türlü yoksulluk koşulları içinde yetiştirip bu ülkeye birer yararlı insan yetiştiren ailelere de rastlanır.
- Anne-Babanın çocuklara etkileri:
Anne- baba artık çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmenin gereğine inanmışlardır. Onlara kötü örnek olmaktan kaçınırlar. Onların eğitimi için her türlü fedakarlıkta bulunurlar.
İNANÇLAR
-
Çevrede camii- mescit durumu:
İlçemiz merkezinde üç tane cami vardır. Çöte Mahallesi camii, yapım tarihi bilinmemekle beraber en az bir asırlık olduğu tahmin ediliyor, ahşaptır. Merkez camii 1990 yılında yapılmıştır, ilçemizin sayılı olan kaloriferli binalarından biri de bu camiidir. Camiinin minaresi taştan ve iki şerefelidir.
Her köyümüzde bir camii bulunmaktadır. Ancak Yukarıboğaz ve Selim köyü camileri merkezdeki camimizle boy ölçüşebilecek kadar gösterişlidir. Bu köylerin camileri ilk bakışta köyün ekonomik durumu hakkında yabancılara iyi izlenim vermektedir.
Dini bayramların kutlanması ve etkileri:
Arife günü ikindi namazına hemen hemen bütün yöre halkı gelmeye çalışır. Namazdan sonra topluca mezarlığa gidilerek Kur’an okunur. Cami önünde tek sıra dizilen çocuklara şeker dağıtılır Çocuklar Bayram sabahı da ev eve dolaşarak el öperek şeker toplar. Bayram sabahı her kes sabah namazına gelir ve orada bayram namazını kılıncaya kadar kalır, Bayram namazı kılındıktan sonra cami önünde herkes bayramlaşır. Daha sonra eş ve dostlar yeniden birbirlerini ziyarete giderler. Köylerimizin bazılarında köy odasında yemekte çıkarılır. Örneğin Batı ve Doğubelenören Köylerinde kurban bayramlarında bayramın ikinci ve üçüncü günü her evden toplanan etlerle kebap (fırında) yapılır ve topluca yenir.
Şeker ve Kurban Bayramlarında arife akşamı cami önünde toplanan çocuklar şeker almak için sıraya geçer.
Çevredeki batıl inançlar:
-
Önünden kara kedi geçerse işin rast gitmez.
-
Yakınında karga veya baykuş öterse başına bela gelir.
-
Oturan bir çocuğun üzerinden atlanırsa boyu büyümez.
-
Gece tırnak kesilmez.
-
Gece sakız çiğnenmez.
-
Cuma günü temizlik yapılmaz.
-
Gece aynaya bakılmaz.
Bu batıl inançlar günümüzde önemini yitirmiştir.
Batıl İnanç niteliğinde değil ama,kurnuç tabir edilen romatizmaya bağlı ağrıları gidermek için bardak kapama yöntemi çok yaygındır.

Su uçtu görülmeye değer en güzel yerlerdendir
- Çevrede turizm etkinlikleri:
Yöremiz turizm bakımından çok fakirdir. Turisti çekebilecek tarihi eser yoktur. Sadece Selçuklu döneminden kalma Tamaşa Mevkiisinde bir adet türbe vardır. Türbenin günümüze kadar ayakta kalmasının nedeni, yörede çocuğu olmayanların türbede kurban kestikleri zaman çocuk sahibi olduklarına inandıkları için günümüze kadar korunmuştur. Son yıllarda ortaya çıkan define avcıları tarafından tahrip edilmişse de halk tarafından yapılan restorasyonlarla ayakta kalmaya devam etmektedir. Çok değil bundan 20 –25 yıl öncesine kadar türbenin altında herkesin görebildiği, saçları sapsarı duran genç kız iskeleti bile yerli yerindeydi. O zamanın horasan tekniğiyle yapılmış bina, çevresinde piknik yapan insanların, çobanların yağmurdan korundukları bir sığınak şimdi...
- Çevrenin turistik değerleri (Tarihsel yapıtlar, doğal güzellikler, sayfiye yerleri, ormanlar,ulusal park olabilecek yerler ve bitki örtüsü):
Yöremizde Tarihi eser olarak Tamaşa Türbesi, Cumhuriyet Alanındaki dikilitaş vardır. Bir de Dereköy’deki kilise kalıntıları vardır.
Doğal güzellikler boldur ama bir turisti çekebilecek kadar değildir. Yenipazar’ın batısında Gedikkaya çok ilginç bir görünüme sahiptir. Yukarı Çaylı köyü sınırlarındaki su uçtu denilen şelale görülmeye değerdir. Bu su beş kilometre yerin altından aktıktan sonra yüzeye çıkar. Şelaleye beşyüz metre kala billurlaşır. Şelalenin yüksekliği yirmi metre civarındadır. Ağustos ayında su kesilir.
- Otel,Motel, Dinlenme tesisleri:
İlçemizde gece yatıya gelenler Belediyenin misafir hanesinde ve Öğretmen Evinde kalabilirler ya da yakın köylerdeki köy odalarında konuk olurlar. Yukarı Boğaz ve Selim köyümüzün köy konaklarında beşer yatak bulunmaktadır.
- Çevreye yakın ve uzak yerlere bağlanan yollar, durumları ve çevreye etkileri
İlçemiz Gölpazarı’nı 37 km. ,Bilecik iline 81 km., asfalt yol ile bağlıdır. Eskişehir iline 70 km.’dir. Yenipazar- Yukarı Boğaz,Yenipazar-Nasuhlar, Danişment köyü arası asfalttır. Her gün Bilecik’e 3, Eskişehir’e 2, Söğüt ilçesine 1 araba gitmektedir. Yollar bir yıl boyunca ulaşıma açıktır.
- Çevrede turizmin gelişmesi için düşünülen başka konular:
Panayırlar daha cazip hale getirilmeli, süzmen çayının başına baraj yapılması düşünülüyor, Gökgölet mevkiinde alabalık üretimi düşünülüyor. Eğer bunlar gerçekleşirse İlçemizde turizm gelişir.
- Mesire Yerleri:
Yenipazar halkının gittiği mesire yerleri özel düzenlenmiş değildir. Doğal ortamda yere oturularak yenip içilir. En başta Kayacık, Gicik Suyu, Örencik, Su uçtu gibi yerlere gidilir.
Örencik suyu en güzel olan yerlerimizden biridir.
Belediyemiz 26 Ağustos tarihlerinde panayır düzenlemektedir. Bu panayırda hem alışveriş yapıyor hem de halk konser izliyor.
Belediye'nin düzenlediği halk konserlerinde Gülşen KUTLU, Nuray HAFİFTAŞ, Nur ERTÜRK, Seher DİLOVAN, Yaşar AYDIN, Mithat KÖRLER, Yıldırım BEKÇİ gibi tanınmış sanatçıların yanı sıra Ergün ÖZMEN de kendi türkülerini söylüyor.
Futbol müsabakaları düzenlenmektedir. Bu etkinlikler çevre halkının hem kültürel yönden, hem de ekonomik yönden kalkınmasında etken olmaktadır. Ayrıca gençlerimiz spor yaparak boş zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmekte, hem de birbirlerine karşı sevgi ve saygıları artmaktadır
SAĞLIK DURUMU
Köylerimizdeki Sağlık Evleri ve İlçemizdeki Sağlık Ocağı hizmet vermektedir. Yukarı Boğaz, Nasuhlar, Tohumlar köylerinde Sağlık Evleri İlçemizde de Sağlık Ocağı vardır.

Yenipazar Sağlık Ocağı Personeli
BESLENME DURUMLARI VE SORUNLARI
Tahıl ürünleri ilk sırayı alır. Halkın büyük bir bölümü ekmeğini kendi pişirir. Bulgur, tarhana, makarna, keşkek ve konserve gibi yiyecekler evlerde hazırlanır. Yemek adabı eski önem ve özelliğini yitirerek yerini çağdaş sofraya bırakmıştır. Ekonomik gelişmeye paralel olarak halkın beslenmesi de düzenli hale gelmiştir. Kendi hazırladığı yiyecekler dışında köylümüzün evine en az ayda bir et girmektedir. Buğday, nişasta ve uhud yapılır. Uhud yöremizin özel bir tatlısıdır. Yurdun başka hiçbir yerinde görülmez. Yöremizde köpük helva da yapılır.
Yenipazar Halkı bükme adını verdiği ekmeğini kendisi pişirir
HABERLEŞME
Köylerde İlçe merkezine ve bir köyden diğer bir köye her mevsim motorlu araçların ulaşabileceği stabilize yollar vardır. Posta İşletme Müdürlüğü beş elemanı ile hizmet vermektedir. 1987 yılında 500 abonelik,1996 yılı Eylül ayında 900 abonelik telefon santraline kavuşmuştur. Tüm köylerin otomatik telefonu vardır.
Özellikle Kavacık Köyü'nde arazinin durumundan ve yoksulluk yüzünden traktör alamayan çiftçiler eşeklerle çift sürmekte ve ulaşım aracı olarak eşeğini kullanmaktadır.
|
|
| 01-06-2008 07:46 PM |
|
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi
| | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |